31 Mart 2012 Cumartesi

mart 2012


... geceleri ölçtüm biçtim eksik kaldı, gündüzler ne ki günler dahi kafi olmadı, mevsimler yeter mi? yok yok asla ! seni asırlara yazmalı... (01.03.2012)

... hüzünlendim bu akşam dertlere demirledim/ kadeh kaldırdım şerefine geçmişimin/ geleceğimi sana adadım/ sigaramı tükürdüm acıyan gülüşlere/ ne olursun güzelim ... / çekinme söyle muhayyer kürdi makamı o şarkıyı ... (01.03.2012)

... hasbihâl eyledik yine dostlar ile bu mevsim meğer söz tükenir de muhabbet bitmez imiş! (02.03.2012)

‎... gözlerini başkalarına verme/ bakışlarındaki umarsız kıvılcımların yalazı sönmesin/ ılıman iklimlerin bahar sancıları gelgitler arifesinde/ biliyorum hercai sevmelerin/ gel gör ki bahtsız divanenin tekiyim ... (03.03.2012)

‎... bir daha çalma o şarkıyı buzullarım erir gözlerimden akar / bir türlü tutamadığım ellerin değmesin gitarın kalender tellerine/ bir rüya gecesi dalgalanır dudakların salıdan perşembeye/ geç oldu sen uyu ben bileklerimi kesip kan içeceğim ..(12.03.2012)
... ayrılık aşılar polenleri rıhtım çiçeklerinin, koklama/ süklüm püklüm uçurtmalar hanidir panayır çöplüğünde/ gökkuşağına uçmaktan bitap düşmüşler/ üşütür ellerini öylece yitip giden hayalleri, dokunma/ bir kaç dolunay sonra orman gülleri açmayagörsün belki beklerim/ ama bu kar bulutları beni götürecek/ baharı sana bıraktım, yazı kendime sakladım ... (12.03.2012)

‎... özgürlüğe açılsın kapılar artık! dört yanı demir parmaklık ülkemin, fikirlere zincir vurdular! alev aldık eriteceğiz: hoş geldin COŞKUN MUSLUK! (12.03.2012)

"gideceksem bu rüzgarla gitmeliyim/ ve sana kıvılcım saçan gözlerimi bırakacağım/ yeşilini mayıstan çaldığım, kahvesini ekimden/ ağlamadan veda edeceğim öksüz dizelerime/ gideceksem bu rüzgarla gitmeliyim/ ardımda tebeşir beyazı günler bırakarak'' (17.03.2012)

... gitme vakti geldiğinde ellerini boşluğa salla/ yüzünü hatıralara dön / veda sözcüklerini mektuplara sakla/ beni kalın kitapların arasında unutulmuş bir çiçek farz et/ o saat gözyaşlarınla yeşerecek benden sana kalanlar/ bendekileri hiç sorma bavulumda açılmayı bekliyorlar... (22.03.2012)

... ne zaman demir alsam ve yıldızsa rüzgarım kırmızı gelir aklıma ama rotamız mavinin diyarı/ derken lodos, yelkenler fora! açık deniz yeşille kucaklaşmaya/ yaşlı gemim son fırtınada paramparça, kayalıklarda/ kaptan dalgaların beyaz köpükleriyle altın sarı kumsalda, deniz kızının kahve gözleri çok uzakta kalmış evini hatırlatmakta... (23.03.2012)

''güllere adını yazdım, kokladım seni kokladım
 bu akşam kadehlerde seni tattım seni tattım

 gitti gideli bahar ne ki güz ne ki
 cehennem oldu dünya
 görmez oldu gözlerim
 karardı günlerim
 soldu hep güllerim

 söylemeyin bilmesin
 halimi görmesin
 dönmesin''... (tsm güfte - 26.03.2012)


‎... harap oldu gönül suizan ayrılık/ dağıldı halesi aşkımın oldum perişan/ değme uzak kalsın deruni yaram/ çekerim her cefayı yeter ki et bir selam ... 
... susmadı suzmaz çalar inletir seri efkârımın sazı/ dinmedi dinmez akar kanatır çeşmi figanımın yaşı/ salınsa cihanın dilberleri alemi hayran eder/ dönmedi dönmez meftun gönül biçare seni diler... (28.03.2012)

30 Mart 2012 Cuma

Kim Daha Dindar?


Kim Daha Dindar?

Dindar nesil yetiştirme söyleminden sonra 28 Şubat’tan öç alacağız şiarıyla kolları sıvayan AKP gericiliği, yıllar yılı Batı’nın emperyalist politikaları ve onun içerideki iş görenleri marifetiyle perişan edilmiş eğitim sistemimizi, son bir darbe ile yıkıp yerine kendi ideolojik saplantılarının ürünü olan ve emir aldığı yerlerin dayatmasıyla hazırladığı bir melun sistemi bize ‘ileri demokrasi’ marifetiyle dayatmaktadır. Meclis alt komisyonundan CHP’nin direnmelerine rağmen geçirilen, finansal destekçileri 4x4 tesettürlü kesimle müsemma 4+4+4 sistemi nihayetinde beklendiği üzere parlamentoda da kabul edildi.

Alışık olduğumuz üzere son dakika golü de beraberinde geldi. MHP’nin madem engelleyemiyoruz bari çorbada bizimde tuzumuz olsun, siyaset bu yapmadığımız iş mi, hep AKP mi yapacak biz ne güne duruyoruz, araya bir ‘Kuran meali Peygamber hayatı’ katalım sonradan faydasını görürüz dercesine Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaptığı gibi AKP’nin vagonu olması aslında başlarda tarafımızdan hayretle karşılanmış olsa da sonradan aynı gerici odaklardan beslenen bu zihniyetlerin belli ortak paydalarda nasıl birleşeceğini görmüş olduk.  Kendi seçmenlerini ahmak yerine koyarcasına atılan bu adım bazı şuursuz kimselerce ‘Kuran okutulmasına Peygamberimizin hayatının öğretilmesine karşı mısınız’ şeklinde propaganda aracı olarak elbette kullanılacaktır. Ve bir soru, hepimiz o sıralardan geçtik gerek ilkokulda gerek lisede Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri aldık. O derslerde zaten Hz. Peygamber’in hayatı anlatılmaktaydı yeni olan Kuran mealinin okutulması. Yıllardır Kuran kursları adı altında Arapça ezberleterek taze zihinleri talan ettikleri yetmedi şimdi de Yaşar Nuri Öztürk Hocamız gibi âlim kimselerin zorlu uğraşları sonucu Kuran’a sarılmaya başlayan Kuran’ı kendi dilinde okuyup anlayan, din bezirgânlarına pabuç bırakmayan bir neslin gelmesini önlemek için kim bilir kimlerin ne idüğü belirsiz tefsir ve mealleriyle bu aydınlanma çabasını bertaraf etmek istemekteler. Tıpkı yüzyıllardır kendi hastalıklı zihinlerinin uydurduğu gerici bir takım söylemleri Hz. Peygamber’e atfedip hadis ve sünnet adı altında yutturdukları gibi.

Elbette mesele bundan ibaret değildir. Açıkça Batı’nın dayatması olan ve MYK denen adının zikredilmesine imtina edilen bir kurumun sertifikalı, seçmeli eğitim programları tasarladığı bir ortamda bunlar gelişmektedir. Bakınız çok değerli hocamız Mahiye Morgül ne diyor;

‘‘Dersanelerin EĞİTİM ŞİRKETLERİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ eşzamanlı getirilen Parçalı Piyasacı Eğitim Yasasının gereğidir. Piyasacı Eğitimde Sertifikalı Kurslar olacak. YÖK de kapanıyor ki, artık merkezi sistem sınavlar ve doğal olarak sınava hazırlayan dersaneler olmaz. 

Dersanelerin kapanmasında yine bizi yanıltan söylemle geliyorlar, bu yolla MYK kendini gizleme fırsatı buluyor...
Piyasada yeni sistem okullar pazarı açılıyor; pazar paylaşım savaşıdır gördüğümüz.
Arkasındaki gücün Mesleki Yeterlik Kurumu olduğunu açıkça söyleyemeyenler "tarikat-cemaat savaşıyor oh ne güzel kapışsınlar" dememiz için ve pazarın kuruluşunu engellemememiz için bu yollu yorum yapmamız doğrultusunda haber yayıyorlar. Çok akıllıca.

Anımsatıyorum: Eski Talim Terbiyenin başı Ziya Selçuk ile eser Karakaş 2007 de TV'de şunu demişlerdi:  "Müfredat reformu eş zamanlı değişimleri gerektiriyor. Sistemi bloke eden sınav sistemi ve dersanecilik var." 
(bkz. Eğitim Küresel Piyasaya Teslim, "Eğitim Neden ve Nasıl Sektörleştiriliyor" sh.234, M.M.)
Ziya Selçuk, 4 yılda Anaokulunda nasıl İngilizce öğreteceklerini, İngilizce öğretmeni olmadan da İngilizce öğretebileceklerini söylüyordu. Yasa geçtikten sonra karşılaşacağınız gündemden bir örnek verdim.

1200 tane DİB memurunun MEB Din Öğretimi Dairesine geçirilmesi de bu kapsamdadır. Çünkü Sadece Din Öğretimi yapan eğitim şirketi kurabilmek için, "öğretmen statüsü almış olmak" gerekiyor... 

Hatırlatayım, dershanelerin yerini alacak olan yeni sistem 2 yıllık piyasa liselerinde sadece grup derslerinden sertifika verilecek, normal kültür dersleri olan liseler kapanıyor. Din Öğretimi sertifikası veren okulda örneğin, Edebiyat, Coğrafya, Matematik, Fizik gibi bilim ve kültür dersleri olmayacak.’’

CHP’nin başından beri bu tasarıya karşı çıkmasını elbette alkışlıyoruz ancak yasaya cesurca direnen KESK üyeleri Başkent’in orta yerinde dayak yerken CHP Genel Başkanı neden orada değildir? Daha cesur adımları beklemekteyiz. Başta Sakarya Milletvekilimiz Engin Özkoç olmak üzere bütün CHP’nin yasaya karşı çıkması ve bunu kararlılıkla sürdürmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve en azından AKP’nin bu işi oldubittiye getirmesini engellemiştir. AKP gericiliği CHP’yi ters köşeye yatırmak için ve öteden beri kullana geldiği din sömürüsünü kartını masaya sürmek için gecikmedi. MHP bir şark kurnazlığı ile bu pastadan pay kapma çabasına girmişken AKP ile kol kola Kuran Meali ve Hz. Peygamber’in hayatı seçmeli dersi adı altında din sömürüsüne başladı.

İlk grup toplantısında Erdoğan; ‘bakın bunların asıl derdi dinle, biz ne getirdik MHP’nin de desteğiyle bu eğitim sistemiyle çocuklarımız Kuran’ı öğrenecekler Peygamberimizin hayatını öğrenecekler. CHP zihniyeti buna karşı çıkıyor’ derse şaşmayınız. Kindar gençlik yaratma ülküsü böylelikle mili eğitim adı altında yapılmış olacak.

Giordano Bruno yüzyıllar öncesinden şu önemli tespiti yapmıştır; "Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar."

Bilim ve felsefeden uzaklaştırılan, analitik düşünme yetileri köreltilen bir nesil yetiştirdikleri yetmedi şimdi ise tekkelerin, dergâhların kapılarında sakalına tükürülesi kimselerden şefaat dilenen bir nesil yetiştirmek gayesindeler. Zaten kendileri dün Hikmet Yar’ın dizinin dibinde oturmuyorlar mıydı? Bugün Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınmadılar mı? Kâbe’yi değil de Beyaz Saray’ı kıble bilmediler mi? Eren Erdem’in o muhteşem tespitiyle ‘iman yarabbi derken imar yarabbi’ demediler mi?

Cumhuriyetimizi kuran o muhteşem insanların eğitim ve öğretimi çağdaş temellerle biçimlendirdiği Tevhid-i Tedrisat Kanunu tam manasıyla kazınıp şimdi yerine bir Tecrid-i Tedrisat kanunu getirilmiştir. Eğitimi parça parça etiler şimdi sıra söz verildiği üzere İkiz Sözleşmeler gereği yerel yönetimlere özerklik adı altında ülkeyi bölmeye geldi. Seçin bakalım ‘kim daha dindar’ dini her fırsatta diline sakız gibi dolayan mı yoksa ‘ne ararsın Allah ile aramda?’ diyen mi? Din maskesini her fırsatta kullanıp emperyalizmin izinden yürüyenler elbet cezalarını bulacaklardır. Milletimiz üzerindeki bu efsunu kaldırmak için hala geç değil.

M.Recep ERÇİN
30.03.2012

27 Mart 2012 Salı

Mücadele mi Müzakere mi?


Mücadele mi Müzakere mi?

Uludere olayı sonrası gelişen süreçte herkesin söylediği ve artık rutin bir hal alan PKK’nın silahlı etkinliğini bahar aylarında artıracağı gerçeği bir kenarda dursun bölge kaymakamını linç provokasyonu ile başlayan sivil itaatsizlik politikası nevruz kutlamaları bahanesiyle devam etti.

Uludere’ye Çıkan Yol(1) adlı yazımızda devletin terörle mücadelede 90’lardaki uygulamalara benzer bir politika takındığını birkaç cümle ile belirtmiştik. Aslına bakılırsa AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte azgınlaşan terör faaliyetleri bazı yandaş kalemlerce AKP’yi istemeyen devlet içerisindeki gizli yapılanmanın işi olduğunu yönünde nitelendi. Oysa iktidara geldikleri günden beri ‘kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz’ şeklinde özetleyebileceğiz terörle mücadele süreci müttefikimiz ABD ile köklü ve derin bağlar paralelinde yürütülmemiş miydi? Artık herkesin bildiği BOP kapsamında, sınırları değiştirilecek ülkeler arasında T.C. yok muydu? O halde finans merkezi yapılacak İstanbul’un taşralı kesimlerden temizlenmesi gerekmez miydi?

Dünya genelinde Huntington’un tezleri doğrultusunda yürütülen karşıt medeniyetleri belirle, ortak paydalardan ziyade çatışan yönleri ön plana çıkar ve savaştır şeklinde özetleyebileceğimiz yöntem küresel ölçekte büyük güçler arasında dengeleri belirlerken hedef ülkelerdeki iç çatışmalarla perçinlenmektedir. Güney Çin denizine petrol için burnunu sokan ABD ile Afrika’da bende varım diyen Çin’in flörtü süredursun. Suriye’deki iç çatışmanın bir benzerinin, stratejik müttefikimizin sözünden çıktığımız takdirde, ülkemizde de yaşanacağının emareleri uzun süreden beri görünüyor.

Terörle mücadele sürecinde askerin kışlaya çekilip özel harekât polislerinin alanlara sürülmesiyle birlikte gelen polis şehitlerimizden tutun KCK operasyonları ile şehirlerde devam eden mücadele ve her an patlamaya hazır bombalar, gelişen sürecin yönünü bize gösteriyor. En son Seul’deki tiyatroda da gördük gene Obama sırtımızı sıvazladı kendi emperyalist politikalarının açmazında bizi sahaya itti ve karşılığında terörle mücadelenizde yanınızdayız dedi. Suriye’deki teröristleri destekleyen ABD-AKP ittifakı PKK ile de mücadele yerine müzakere etmek yoluna mı gidecek derken en yetkili ağızdan ‘PKK ile mücadele siyasi uzantıları ile müzakere’ sözünü duyuverdik. Olay adam Arınç’ın BDP’ye zeytin dalı uzatan söylemleri yeni olmayan ama şimdilerde masada olan PKK’yı yalnızlaştırma siyasetinin bir ürünü olsa gerek. KCK operasyonları sürecinde gelişen karmaşık güç savaşı PKK’nın elini güçlendirebilir endişesiyle olacak hükümet böyle bir mesaj vermek istiyor anlaşılan. ‘düz ovada siyaset’ miydi? Kekliği de düz ovada avlarlar…

Yeni Anayasa yapma girişimleri, bu konudaki ısrarcı ve aceleci tutum bir yerlere verilen sözlerin tutulma çabası, hani ‘bıldır yediğin hurmalar gün gelir tırmalar’ türünden değil de nedir? O sözler mi; yerel yönetimlere özerklik şartı BM ikiz sözleşmelerinin Anayasa’ya uydurulması yanlış oldu yeni Anayasa’nın BM ikiz sözleşmelerine uydurulması olacak. Az daha unutuyordum medyamızda geçen terör saldırılarına dair haberlerde araya sıkıştırılan ‘‘fehman hüseyin’e bağlı olduğu belirtilen teröristlerce yapıldığı tahmin ediliyor’’ söylemi sizce neyin göstergesi? Kandil’de havai fişek gösterisi yapmaktan öte geçemeyenlerin niyeti PKK ile mücadele edeceğiz adı altında Suriye’ye bir kara harekâtı mıdır? Esat’ı devirmek konusunda PKK’ya yakın Suriyeli kürt grupları ikna edememişken hem de.

Neyse ki küresel ölçekte gelişen trajik olaylar ABD’nin beklenen İran saldırısı öncesi Suriye’ye bir askeri müdahalede bulunmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Hem Çin’in hem de Rusya’nın mücadele değil müzakere seçeneklerini diretmeleri Batı ittifakını şimdilik dize getirmiş görünüyor. Beklenen İran saldırısı dedik ama ‘bazı askerler hata yapmak üzere olabilir’(2) adlı yazımızdan bu yana ABD’nin İran konusunda bir takım ufak çaplı örtülü operasyonlar ve tehdit için silah geliştirmekten başka yaptığı bir hamle yok. İsrail’deki radikallerin asalım keselim söylemlerine kulak tıkayan ABD yönetimi hem dünya için hem de kendileri için en iyisi yapıyor gibi. En son yoldaş Fidel’de İran’a yapılacak bir saldırının ABD tarihi açısından felaket olacağını yazdı. Ve ekledi kadınlı erkekli milyonlarca İran askeri ile savaş! Bu öyle geliştirilen konvansiyonel silahlarla başarıya ulaşabilecek bir savaş değil İran’a dokunan yanar!

Sular ısınıyor ve biz kurbağalar bunun ne kadar farkındayız? Bu yazı kurbağaların hala kazandan kaçmak için zamanı olduğunu göstermek için yazıldı. Bilmem anlatabildim mi?

M.Recep Erçin
27.03.2012




26 Mart 2012 Pazartesi

fena halde şiir



sözcükler beyninde şimşekler gibi çakmaya görsün
fena halde şiir yazasım var
hermes’in felaket haberleri geçtiği zamanların birinde
hani tanrılar kana susar da kurban beklerler ya
rujunun tadına bayıldığım öpüşmelerimizde
kaldırımlarda ölüme yatan ağaçların saçları

hayaletlerle dolu gözlerine iki satır yazıp sildiğim
sonra yeniden ve yeniden ağladığım
ulan bulutlar gene mi yağmur içeceğiz

karınca sürüleri damarlarımda
işgale uğrayan bedenim
dizelerim kurtarmaz dünyayı biliyorum
beni bile kurtaramaz sevaplarım
dirilerin gömüldüğü mezarlıklarda geziniyorum
ölüleri ölümlere hasret
son nefesinde dünyanın

ardımdan üç el ateş ettiler
hayır vurulmadım,
kurşunlar beni değil adaleti seçtiler
ben düştüm, onlar kaçtı

bak gene fena halde şiir yazasım geldi
ne zamandır bilmem kendimi ozandan sayıyorum
çocukluk işte büyüdüğümü hep unutuyorum

ulan rüzgar sende ne gevezeymişsin
yeter söyleyip durma aynı şarkıyı
konuşmadıklarımız evet yarını bekle
gecenin ıssız çöllere çizdiği o meşum resimlerden konuşacağız
hem kalemlerimizi kırmadık daha
ne kadar tutsak da olsak

sen kaç gerçeklerden onlar seni elbet bulur
bir zaman olur bin yalandan daha beter çarpar yüzüne dizelerim
bende kendimi şairden sayıyorum,
ciddiye alma imgelere nazire yapıyorum

yakındır gelirler, hem mevsimidir
çarkıfelekler açtığında yağmurlar birkaç damla da senin için yağacak
bileklerimi kessem şimdi oluk oluk mürekkep akacak
sahtekar politikacıların dilleri tutulana dek yazacağım
ve kanım mürekkep, kalemim kan
ben demedim cemal süreya dedi
‘kan var bütün kelimelerin altında’

bak şimdi nasıl da muhbirim ve müzevir,
en çok da itirafçı fakat hep yalancı…

tövbe yazmayacağım ama sayfalar küsecek
sonra sen kızarsın, yıldızlar küfreder sonra

nergislerin kokusu ve demli çay
bin dokuz yüz yetmiş sekiz mart’ı
o sabah balkonda kumrular pürtelaş
güneş onun için doğmuyordu
ve silah sesleri, hermes haber geçiyor
‘o savcıyı vurdular’

yapmadıkları için öldü, yapacakları için vurdular
elindeki fener kırılmıştı
vuranlar karanlıklara karıştılar
karanlık haince susuyordu
tanrılara kurban verildi…

ah o çocuksu tebessümler
en ketum dilleri bile çözüyor
dilara’nın saçları ve cin bakışları
rüyasında koşarak yeşiller çalıyor

ben de kendimi ozandan sayıyorum aldırma
eski bir maniyi ezberliyorum…

mustafa recep
26.03.2012

2 Mart 2012 Cuma

yanılmış


yanılmış

yetişmek imkanız
yetinmekse tek çare
bulamayacağımdan korkuyorum
belki seni, belki kendimi
sebepsiz kaybolacağım…

hüzzam nağmelerin
divane kemanlardan aktığı bir eylülde
sırf kendime inat
bu beni asacağım
söz, bildiklerimi de unutacağım

işte Haydarpaşa!
son katarın dumanıyla yalnızlık mevsiminde
yanılmış bir yolcusuyum bu trenin
biletim mi?
müptelayım bilirsin, tütün sarıp içtim…

mustafa recep
02.03.2012

1 Mart 2012 Perşembe

şubat 2012


... sen benim hayatıma muhalif bir rüzgar gibi girdin ve ben o rüzgarın zamansız fırtınalarını dahi seviyorum ... 06.02.2012

...''bilmem ki değmese miydi gözlerim gözlerine/ geceyi çekilmez kılan ishak kuşlarının gamlı türküsü/ yalın bir seda yankılanır mağrur minarelerden/ hasretin öylece daha bir yakar içimi, çekilmez olur''... 07.02.2012

.... bazı kimseler 'her kimseler'! benim rüzgarıma kanıp da yelken açmasınlar bilmedikleri denizlere, sonları ya kayalıklarda biter yada suyun dibinde! ... 08.02.2012

... gece gece gamlı bir baykuş konup da pencereme ötmediği halde, nedir bu matem sinsice benliğimizi saran?... 09.02.2012

... rüyalarını hayallerinle çarp ve gerçekliğe böl sonra bana sonucu söyleme ! ben zaten biliyorum.. 10.02.2012

...''bir çift mavi yıldız gözlerin doğmaz oldu ne zamandır zindan gecelerime/ sofralarında tadı yok be kemal'im, ne rakı şişesi avutur beni ne de sarı leblebi''...  11.02.2012

... göğün eteklerinde savrulan anılarımızın türküsü/ geçmişe mi yakılır geleceğe mi bilinmez/ hemen yanı başında mütemadiyen akıyor umut nehirleri / solmasın çiçeklerin eğil birkaç yudumda sen iç ...  12.02.2012

... mavinin büyüsüne kapılmış cinlerin/ seni divane yeller alıp götürmüş/ toros dağlarının ardında top sesleri duyulur/ senin için topladım kokla, doyasıya sarı zambakları ... (13.02.2012)

... zamanı tutmak isterdim, dudaklarımın ucunda bir sigara misali yitip giderken ciğerlerime dolan zehir yaşanmışlıklardan çok yaşanmamışlıklar; bir de sol yanımda epeydir tarifsiz bir sızı hangi perdeyi açtıysam ardında hülyalı bakan bir çift kahverengi göz ... (14.02.2012)

... harflerin bilinmezlikten sonsuzluğa aktıkları düzlemde türlü anlamlar yüklenip aklımızda nakşolduklarında, sözcülerin sözcükleri alelade sarf etmelerine lakırdı deniyorsa kurduğum cümlelerin değeri nazarınızda bir o kadar haysiyetsiz midir? bilmek istemezdim... (14.02.2012)

...bir sabah geldiler, o sabah
beni aldılar seni bıraktılar,
yatağım soğumamıştı her şeyi aldılar
bir sabah geldiler, mevsim üşüyordu
sana sus dediler beni götürdüler
bir sabah geldiler, sabah o sabah
arabaların camları titriyordu
ellerimde kurşun izleri 
nefesim barut kokuyordu
bir sabah geldiler, sabah o sabah
senin gözyaşların hiç dinmiyordu'' (14.02.2012) *barış terkoğlu, barış pehlivan ve müyesser yıldız için yazıldı!

... uykumun en pürüzsüz deminde kulağıma şiirler fısıldayan perilerin kanatları kadar görkemli düşlerde yürümekteyim... (15.02.2012)

..o ateşten tohum kalbe düştüğünde ne kadar saklarsan sakla mutlaka çimlenip yeşerir ve gün gelir kocaman bir ağaç olur ya o zaman keseceksin ya da çiçekler açıp meyve vermesini bekleyeceksin, eğer kesersen toprağında kalan kökleri çürürken canını elbet acıtacaktır bırakırsan çiçeklerinin kokuları sana baharı yaşatacaktır ama gün gelip mevsim dönünce kara kışları geçirmekte var; yani aşk her halükarda bedel ödemektir... (15.02.2012)

... gezegenime çarpan bir kuyruklu yıldız bütün ekosistemimi alt üst etti, neyse ki hala medeniyetlerimin bir kısmı ayakta; belki de ben öyle sanıyorum...(16.02.2012)

...'' bu sefer bütün bildiklerimi bilmediklerimle yoğuracağım, bilmeye çalıştıklarımla hiçbir zaman bilemeyeceklerimi ise bir sonraki nöbete saklıyorum''...(17.02.2012)

...bir bilinmezlikten başka bir bilinmezliğe olan kısa yolculuğumuz müddetince tecrübe ettiklerimizdir bütün bildiklerimiz...(18.02.2012)

... sizi kendim için istemiyorum bilakis kendimi size adıyorum... (18.02.2012)

... etrafımda insanların olmasından hoşlanmıyorum, yalnız olmayı seviyorum ve gölgelerde geziniyorum ama siz gene de seslendiğimde orada olun çünkü yalnızlıktan korkuyorum! (21.02.2012)

... ulu dağların bağrından kopar da gelir dereler çağlar/ her vuruşunda mızrabı aşık, sazımın telleri ağlar/ akar, durmaksızın akar sevdan gözyaşımda / başka bir güle konarsın diye korkularım yüreğimi dağlar... (22.02.2012)

mustafa recep