7 Ocak 2012 Cumartesi

Bu Ric’at Başka




Bu Ric’at Başka

‘‘mecburiyet hâsıl oldu’’ adlı makalemizde (1) TSK’nin yüksek komuta kademesinin silahlı kuvvetlere karşı yürütülen operasyona dair takındığı geri çekilme hareketini Sakarya Savaşı öncesi milli ordunun yaptığı gibi taktiksel bir geri çekilme olabileceğini dile getirmiştik. Doğu Perinçek Teori Dergisi’nin 2011 Mart sayısındaki makalesinde (2) bu geri çekilişin taktiksel veya stratejik değil ‘savaşmadan yenilmenin’ bir göstergesi olduğunu savunmaktadır. Gerçektende gelişen sürece bakıldığında TSK komuta kademesinin bu geri çekilişi öncelerde Sakarya Savaşı öncesi Mustafa Kemal’in ordularının geri çekilişi gibi değerlendirilebilecek olsa da burada öyle bir nokta vardı ki ikisini çok net çizgilerle birbirinden ayırmamızı sağlamıştır. Nedir o nokta?
Gazi orduları bütün riskleri göze alarak Sakarya’nın doğusuna çekmiştir. Oysa iki binli yılların komuta kademesi bütün kuvvetlere hâkim bir konumda değildir. TSK’ye karşı savaş sürerken gaflet içerisinde bulunan bir takım komutanlar mevcuttur. Bunların ürkek ve bazılarının teslimiyetçi tavırları İngiliz mandacılarını anımsatmaktadır.
Gazi Paşa orduyu geri geçtiğinde içeride daha sıkı hatlar oluşturup yaralı ordunun yaralarını sarmayı ve düşmanı karargâhından uzaklaştırıp lojistik desteğini kesmeyi amaçlamıştır ve başarmıştır. Bunun için içerideki ya cephe gerisindeki kuvvetlere ve güç dengelerine güvenmiştir gerektiğinde mecliste yaptığı çıkışlarla bu güveni vermiştir. Buradan bir direnç noktası yaratmıştır ki o milletin seferber edilmesidir. Fakat bugün ki TSK milletini küstürmüştür, irtica ve bölücülüğün pençesine terk ettiği millet ne yazık ki Sakarya Savaşı öncesi ordusuna sağladığı maddi ve manevi desteği bugün sağlamamış veya sağlayamamıştır. Arkasında halkın gücünü hissetmeyen ordular yenilmeye mahkûmdurlar. Bir başka husus ise TSK içerisindeki hain unsurlardır. Silahlı Kuvvetler bu hücreleri hala tespit edip yok edebilmiş değildir, kanserli bir vücut dışarıdan gelen yoğun saldırıya ne kadar daha dayanabilir?
Türk Subayı halkına güvenmek durumundadır. Doğu Perinçek’in deyişiyle ‘lojmanlardan çıkıp halkın arasına karışmalıdır’ (3) Başka çare yoktur.
TSK bu süreci en az kayıpla atlatmak için çabalıyor fakat görünen o ki bir alıp bin vermektedir. En seçkin subaylar ya Hasdal Cezaevine tıkılmaktadır yâda hukuka saygı çerçevesinde emekli edilmiştir. Zaman kazanıp düşmana karşı taarruza geçmek için cephe gerisinde düşman kuvvetlerini yıpratacak artçı güçlere ihtiyaç vardır. Ne yazık ki TSK bu kuvvetleri ya yitirmiş yâda kendisine küstürmüştür. Unutulmamalı ki yine milli ordumuz Sakarya’nın gerisine çekildiğinde Anadolu’nun dağlarında akıncı birlikleri canları pahasına düşmana aman vermemek için çarpışmaktaydılar.* Akıncı Efeler yine vardır hem Silivri içinde hem Silivri dışında!
Diğer bir husus ise ekonomik nedenlerdir. Kendisini batı kapitalist sistemine 12 Eylül darbesiyle eklemlemiş bir devletin ordusu nasıl bağımsız kalabilir. Maliyesi bağımsız olmayan devletlerin ordularının komutası da kendisinde olamaz. Mustafa Kemal’in ordusunun tek mali gücü yoksul emekçi halkıydı. Oysa bugün milyarderler çıkartan bir ülkenin ordusuna gönülden verecek bir çift yün çorabı yoktur. Türk pamuğunun ekim alanları daraltılmış kutsal ay yıldızlı al bayrağımız batı endüstrisinin yalancı kumaşı polyestere emanet edilmiştir.
Haklı davamız Kıbrıs’ta ordumuzun adaya çıkarma yaparken ‘müttefiklerimiz’ bize ambargo uygulamış bugün ülkesini NATO şemsiyesi altında kuşattığımız Libya’nın lideri ordumuza ve devletimize destek vermiştir. Bu tıpkı milli mücadele sürecinde bize cephane yardımı yapan Sovyet Rusya’ya karşı İkinci Cihan Harbi sırasında takındığımız ikiyüzlü tavırla eş değerdir. (4)Türk Ordusu gerçek müttefiklerini tanımalıdır.
İlker Başbuğ’un deyişiyle ‘Allah Allah’ diyerek savaşa giden bir ordu ne yazık ki İslam ve Hz. Muhammed düşmanlığını açıkça dile getirmiş bir yaratığın yönetimindeki NATO’ya bağlı kalarak Müslüman bir halkın yaşadığı ülkeye karşı ortak hareket edebilmiştir.
Komuta kademesi ‘ordu siyasete karışmaz’ gibi saçma bir söylemle köşeye itilmektedir. Hâlbuki bu söylem barış dönemlerinde geçerlidir şimdilerde ise bir ‘iç savaş’ yaşanmaktadır. Nasıl ki Reis Paşa Başkomutanlık yetkisini alıp idareye (geçici süreliğine) hâkim olmuştur bugünkü durumda bundan farksız değildir. İç savaş çıkar peşindeki siyasetçilerin ellerine bırakılamayacak kadar vahim bir hadisedir. Burada sözünü ettiğimiz askeri konularda komuta kademesinin masaya yumruğu vurmasıdır. Başkaca anlamlar çıkarmak isteyecek art niyetlilere duyurulur. Kaldı ki; mecburiyet hâsıl olduğunda ‘Babıâli Baskını’ yapmak bizim geleneğimizde vardır.
Silahlı Kuvvetler uzaman erinden ordu komutanına kadar içerideki birliği ve güveni sağlayacaktır buna inancımız tamdır aksini düşünmek işbirlikçiliktir.
Işık Paşa komutasındaki heyetin bazı çatlaklara rağmen kaybedilen mevzileri yeniden kazanma yolunda ilerleme kaydettiği görülmektedir. Özellikle ‘Balyoz’ operasyonuna karşı yapılan açıklama TSK’nin sabrının tükenmekte olduğunun göstergesidir.
TSK’deki Amerikancı yapı temizlenmeden bu operasyonlara dur denemez!

M.R.ERÇİN
16.04.2011

Dipnotlar:

1- Bütün bu karanlık tabloya rağmen her zaman olduğu gibi bir ihtimal daha var, düşman toplarının sesi BMM’den duyulmağa başlamıştı… Batı Cephesindeki Türk Ordusu 25.07.1921’de tamamen Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi.
Bu geri çekilme o geri çekilme olmasın! (M.Recep Erçin, Mecburiyet Hasıl Oldu, Odatv.com 28.12.2009)

2- … ‘teslim olan hiçbir komutan, dünya tarihinde, teslimiyeti savunmamıştır; … Teslimiyetin askeri bir açıklaması da gerekir. Buna da, kuvvetleri koruyabilmek için stratejik geri çekilme adı verilmiştir. Oysa uygulanan stratejinin askerlikteki adı, stratejik geri çekilme değil, savaşmadan yenilmektir.’ … (Doğu Perinçek, Türk Ordusu Kuşatmayı Nasıl Yaracak, Teori Mart 2011)

3- Doğu Perinçek, Türk Ordusu Kuşatmayı Nasıl Yaracak, Teori Mart 2011)

4- Attilâ İlhan, Sosyalizm Asıl Şimdi

*Mustafa Yıldırım, Ulus Dağı’na Düşen Ateş
* *Atabeyler, Şemdinli, Heronlar vs. tertiplerle ordunun halk nazarındaki değeri tartışmaya açılmıştır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder