23 Ocak 2010 Cumartesi

Gündeme dair birkaç not:


Anayasa Mahkemesi nihayet beklenen kararı verdi ve askere sivil yargı yolunu açan yasayı iptal etti.

Gariptir, kozmik arama ve tarama da sona erdi.

Balyoz planı devreye sokuldu, Taraf yine öncü kuvvet olarak sazanlığını yaptı.

Genelkurmay bunların senaryo olduğunu açıkladı ardından kozmik odalarda darbe vs. gibi belgelerin bulunmadığını da bugün açıkladı.

Genelkurmay odalarda darbe planı bulunmadı dedi ama ya 'balyoz' kozmik odadan çıkmaysa? Bu durumda kozmik belgeler sızdırılmış olmuyor mu?

Malum Genelkurmay'a göre 'balyoz' senaryo ama TSK düşmanlarına göre darbe planı!

Kozmik odalarda bulunan devlet sırrı niteliğindeki çok gizli ibareli belgeler deşifre olmuş olduğundan yıllarca emek harcanıp hazırlanmış bu planlar imha edilecekmiş. Peki, Genelkurmay'ın bir B planı var mı? Yoksa, şarkıda ne diyordu 'sil baştan başlamak gerek bazen' öyle mi?

Yüksek Komutanlık hala demokrat tavrını sürmekte ve hukukun üstünlüğüne inandığından olacak 'aramalar yasal değildi ama ısrar edilince izin verildi' diyecek kadar gaflet içerisinde.

TSK artık hedef tahtasında sağlı sollu darbeler yemektedir yani asimetrik psikolojik operasyona teslim bayrağı çekmiştir. Ya da ben yanılıyorumdur.

Mustafa Recep

22.01.2010

19 Ocak 2010 Salı

karanlığa mahkum

karanlığa mahkum

soğuk ve karanlık bir boşluktayım
uykusuzum,
uyumak ne mümkün karanlıkta,
uyumak bile yalnız mümkün aydınlıkta,
karanlıkla sohbetteyiz,
sessizce konuşuyoruz ama
duymasınlar diye söylediklerimizi
kollarımdan ve bacaklarımdan gerilmişim,
avuçlarım kanıyormuş,
çarmığa gerilmişim
ve adaletim ben kılıcımı yüreğime saplamışlar,
karanlık söyledi, terazimi çalmışlar
boynumda kalınca bir halat
tam yirmi üç boğum
bir kış gecesi yaşadıklarım
tam acılarıma alışırken
lanet bir yarasa çığlığı kendime getirir beni
ve yeniden başlar sızılarım
ve nerede olduğumu kim olduğumu hatırlarım
ben şimdi Ankara’nın ayazında ölüm orucundaki tekel işçisiyim…


mustafa recep
19.01.2010

18 Ocak 2010 Pazartesi

sadece bir kabus

sadece bir kabus

dün gece bir kabus gördüm,
Türkiye genel seçime gidiyordu ve akp yeniden ve hem de ezici bir çoğunlukla iktidar oluyordu.

dün gece bir kabus gördüm,
akp sivil anayasa yapıyordu ve başkanlık sistemini getirip tayyip erdoğan’ı başkan yapıyordu.

dün gece bir kabus gördüm,
f tipi terör örgütü silahlı kuvvetlerimize operasyon üzerine operasyon yapıyor ve milli ordumuzun direncini büsbütün kırıyordu, beşiktaş hukukunun üstünlüğüne bağlı generallerimiz ise operasyonlar yasaldır açıklamaları yapmakla yetiniyordu.

dün gece bir kabus gördüm,
ılımlı islamcı iktidar ülkedeki muhalefeti sindirmek için tertip üzerine tertip düzenliyordu.

dün gece bir kabus gördüm,
istanbul’da büyük bir deprem oluyordu ve Türkiye kaosa sürükleniyordu.

dün gece bir kabus gördüm,
abd tıpkı ‘yüzyılın meydan okuması’ adını verdikleri tatbikatta olduğu gibi önce kıbrıs’ı ablukaya alıyordu ve sonra ülkemizi adım adım işgal ediyordu – haiti’de yaptığı gibi-, direnme gücü kalmamış ordumuzun kozmik odalarına bir bir giriliyordu.

Rüyalar eğer yaşadıklarımızın zihnimize değişik biçimlerde yansımasıysa, bilinçaltım bana uyarı mesajı veriyor demektir. Sizde son zamanlarda böyle kâbuslar görüyor musunuz?

m.recep

18.01.2009

4 Ocak 2010 Pazartesi

ETHEM SANCAK İLE TAYYİP ERDOĞAN’IN ARASI AÇILIYOR MU?

Ethem Sancak ile Tayyip Erdoğan’ın arası açılıyor mu?

Başlığa bakıp da şaşıranlar olabilir ne de olsa Ethem Sancak Başbakan’ın yakın dostu. Ama gelin görün ki Erdoğan’ın, eczacılara yaptığı ‘sizi kapatır market eczane acarım ha’ çıkışı sonrası Hedef Alliance Holding Yönetim Kurulu ‘Ülkemizin Sağlık Danışmanı Eczacılarımızın Yanındayız*’ adlı bir bildiri yayımlayarak hem eczacıların hem de hükümetle kavgalı olan Türk Eczacılar Birliği’nin yanında olduğunu açıladı. Bildiride, eczacılar arasında çokça dile getirilen ‘hükümet eczaneleri kapatıp yerine Sancak’a zincir eczane kurduracak bizleri de satış elemanı yapacak’ gibi söylentilerin temelsiz söylemler olduğuna değinilerek Hedef Alliance Holding’in zincir eczane sistemine karşı olduğunun da altı çizilerek belirtildi.

Bu sürece nasıl gelindi, eczacılar neden kepenk kapattı? Çoğu kişi taraf, paraf, yandaş ve paydaş* medyamızdan okuduğu haberlere bakarak ‘eczacılar ilaç fiyatları düşüyor diye eylem yaptı’ diyecektir. İşte bu büyük bir yanılgıdır. Her zaman halkının sağlığını ön planda tutmuş eczacılarımızın aldığı bu eylemlilik kararı büyük bir birikimin sonucudur. Biriken sorunlar nedir?
2009 Mayıs ayı itibariyle sorunların giderileceğine dair söz verildiği halde bazı günler saatler boyu çalışmayan sosyal güvenlik kurumu provizyon sistemi, SUT ve BUT’ta zamansız ve habersiz yapılan değişiklikler. Hiç alakası olmadığı halde hasta muayene katılım paylarının eczanelere tahsil ettirilmek suretiyle hasta ile eczacıların karşı karşıya getirilmesi ve sonra hükümet yetkililerinin televizyonlara çıkıp ‘bakın hastanelerden muayene ücreti alınmıyor’ açıklamalarının yapılması. Neredeyse her yıl hükümetin bir bahane uydurarak eczacılarla Türk Eczacılar Birliği vasıtasıyla yapmış olduğu toplu sözleşmeleri feshetmesi, bunun altında yatan neden ise hükümetin TEB’i devreden çıkartarak eczacılarla tek tek sözleşme yapmak istemesidir. Bundan hükümetin ne gibi kazancı olacak diyenlere cevabı ise Başbakan ‘ABD’deki market eczane sistemini getireceğiz’ sözleriyle verdi zaten. Bir tarafta eczacı diğer tarafta koskoca devlet böylelikle sözleşme imzalarken hükümet istediğini dayatabilecek.
Bardağı taşıran damla ise ilaç fiyatlarının düşürülmesi oldu. Çünkü elinde stok ilacı bulunan birçok eczane daha önce pahalıya aldığı ilaçların fiyatları düşünce zarar edecek ve sırf bu nedenden ötürü onlarca eczane zaten kepenk kapatacaktı. İşte bu nedenle eczacılar siz kapatmadan biz kepenlerimizi kapatıyoruz diyerek eylemlilik sürecini başlattılar. TEB’nin tavrı bugüne kadar hep hükümetle uzlaşma yönünde olduğundan TEB yönetimi eczacılar tarafından çokça eleştirilmiştir. TEB’in bütün iyi niyetine rağmen hükümet uyarılara aldırmamış ve ilaç fiyatlarını hastaların eczacıların zararına olacak şekilde düşürmüştür. Hastaların zararı mı? diyenleriniz olacaktır, birçok firma derin araştırmalar sonucu milyonlar harcayarak ürettikleri ilacın fiyatı düşünce satmak istemezler yani zararına satacağıma hiç satmam diyerek piyasaya ilaç vermezler. Bu ilaçlar genelde pahalı ve hayati öneme sahip ilaçlardır bunun sonunda ise ilacını alamayan birçok hasta mağdur olur. Örnek mi gidin eczacınıza sorun ilaç fiyatları düştüğünden beri hükümet geri adım atana kadar kaç firma hangi ilaçlarını piyasaya vermemiş.

Yazımıza başlarken ve yazımızın içinde de çokça bahsettiğimiz market eczane sistemine gelirsek, bu sisteme geçişin hiç de öyle Başbakanın söylediği gibi kolay olmayacağı bilinmelidir. İlacın reklamı yapılmıyor deniliyor ama görüyoruz ki ilaç firmalarının mümessilleri doktorların odalarından hiç çıkmıyor. Peki, birde marketlerde ilaç satıldığını düşünün ilacın reklamı yapılamaz çünkü ilaç ticari bir ürün değildir ilkesi nasıl alt üst olacak hep birlikte göreceğiz. Zaten şimdiden ilaç satma yarışına girmiş emperyalist tekel konumundaki büyük ilaç firmaları market eczane sistemiyle kuracakları zincir eczanelerle Türk Milleti’nin sağlığıyla daha fazla kar elde etmek için oynayacaklardır. Başbakan diyor ki, Amerika’daki sistemi getireceğiz. Biz Amerika birliğine mi gireceğiz yoksa Avrupa Birliğine neden her konuda A.B.’den direktif alan hükümet bu konuda ta.. Amerikalardan sistem getirme çabası içinde. Madem AB’ye girmeye niyetlisin o zaman bu konuda AB’yi örnek al. Al da gör eczanenin zincirini. Birde Zapsu faktörü var tabi, fındık işine elini atıp üreticiyi mağdur eden Zapsu şimdide ilaç piyasasına gözü dikmiş anlaşılan.
Bu konu üzerine daha çok sözler edilir aslında ben bir iki örnek verip yazımı bitiriyorum. Siğil ilacını göz damlası diye kullanmağa kalkan, antibiyotiği şeker ilacı diye üç yıldır kullanan ve prezervatifin yan etkisi var mı diye soran insanlara kalkıp da marketlerde ilaç satarsanız. Dünyadaki ilaç zehirlenmeleri sıralamasında da birincilik koltuğunu kimseye bırakmazsınız.
Eczacılarımız halk sağlığını hiçe sayan ve kar amacı güden bu sisteme karşı direneceklerdir, beklentileri ise sağlığı için mücadele verdikleri halkında eczacılarımıza destek vermesidir. Ethem Sancak bu süreçte dostu Erdoğan’a ‘one minute’ diyerek eczacıların yanında olduğunu açıklamıştır. Peki, Sancak bunu eczacıları çok sevdiği için mi yaptı yoksa markette ilaç satımı uygulamasının başlamasıyla birlikte büyük firmaların Türkiye ilaç pazarına girdiğinde Ethem Sancak’ın lokomotif şirketi olan Hedef Alliance’ın pazardaki payı ve elbette karlılığı azalacağı için mi?

*http://www.hedefim.com/haberler/detail.aspx?SectionID=PMO1LxuU1hr6IoJQtL511g%3d%3d&ContentID=LTl8zimGSs8xRPnP5eD6uA%3d%3d

*taraf,paraf, yandaş ve paydaş tanımlaması sevgili Barbaros Şansal’a aittir.

SUT: Soysal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği ,
BUT: Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği

M.Recep

04.01.2010