Mücadele mi Müzakere
mi?
Uludere olayı sonrası gelişen süreçte herkesin söylediği ve
artık rutin bir hal alan PKK’nın silahlı etkinliğini bahar aylarında artıracağı
gerçeği bir kenarda dursun bölge kaymakamını linç provokasyonu ile başlayan
sivil itaatsizlik politikası nevruz kutlamaları bahanesiyle devam etti.
Uludere’ye Çıkan Yol(1) adlı yazımızda devletin terörle
mücadelede 90’lardaki uygulamalara benzer bir politika takındığını birkaç cümle
ile belirtmiştik. Aslına bakılırsa AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte
azgınlaşan terör faaliyetleri bazı yandaş kalemlerce AKP’yi istemeyen devlet
içerisindeki gizli yapılanmanın işi olduğunu yönünde nitelendi. Oysa iktidara
geldikleri günden beri ‘kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz’ şeklinde
özetleyebileceğiz terörle mücadele süreci müttefikimiz ABD ile köklü ve derin
bağlar paralelinde yürütülmemiş miydi? Artık herkesin bildiği BOP kapsamında,
sınırları değiştirilecek ülkeler arasında T.C. yok muydu? O halde finans
merkezi yapılacak İstanbul’un taşralı kesimlerden temizlenmesi gerekmez miydi?
Dünya genelinde Huntington’un tezleri doğrultusunda
yürütülen karşıt medeniyetleri belirle, ortak paydalardan ziyade çatışan
yönleri ön plana çıkar ve savaştır şeklinde özetleyebileceğimiz yöntem küresel
ölçekte büyük güçler arasında dengeleri belirlerken hedef ülkelerdeki iç
çatışmalarla perçinlenmektedir. Güney Çin denizine petrol için burnunu sokan
ABD ile Afrika’da bende varım diyen Çin’in flörtü süredursun. Suriye’deki iç
çatışmanın bir benzerinin, stratejik müttefikimizin sözünden çıktığımız
takdirde, ülkemizde de yaşanacağının emareleri uzun süreden beri görünüyor.
Terörle mücadele sürecinde askerin kışlaya çekilip özel
harekât polislerinin alanlara sürülmesiyle birlikte gelen polis şehitlerimizden
tutun KCK operasyonları ile şehirlerde devam eden mücadele ve her an patlamaya
hazır bombalar, gelişen sürecin yönünü bize gösteriyor. En son Seul’deki
tiyatroda da gördük gene Obama sırtımızı sıvazladı kendi emperyalist
politikalarının açmazında bizi sahaya itti ve karşılığında terörle
mücadelenizde yanınızdayız dedi. Suriye’deki teröristleri destekleyen ABD-AKP
ittifakı PKK ile de mücadele yerine müzakere etmek yoluna mı gidecek derken en
yetkili ağızdan ‘PKK ile mücadele siyasi uzantıları ile müzakere’ sözünü duyuverdik.
Olay adam Arınç’ın BDP’ye zeytin dalı uzatan söylemleri yeni olmayan ama
şimdilerde masada olan PKK’yı yalnızlaştırma siyasetinin bir ürünü olsa gerek.
KCK operasyonları sürecinde gelişen karmaşık güç savaşı PKK’nın elini
güçlendirebilir endişesiyle olacak hükümet böyle bir mesaj vermek istiyor
anlaşılan. ‘düz ovada siyaset’ miydi? Kekliği de düz ovada avlarlar…
Yeni Anayasa yapma girişimleri, bu konudaki ısrarcı ve
aceleci tutum bir yerlere verilen sözlerin tutulma çabası, hani ‘bıldır yediğin
hurmalar gün gelir tırmalar’ türünden değil de nedir? O sözler mi; yerel
yönetimlere özerklik şartı BM ikiz sözleşmelerinin Anayasa’ya uydurulması
yanlış oldu yeni Anayasa’nın BM ikiz sözleşmelerine uydurulması olacak. Az daha
unutuyordum medyamızda geçen terör saldırılarına dair haberlerde araya
sıkıştırılan ‘‘fehman hüseyin’e bağlı olduğu belirtilen teröristlerce yapıldığı
tahmin ediliyor’’ söylemi sizce neyin göstergesi? Kandil’de havai fişek
gösterisi yapmaktan öte geçemeyenlerin niyeti PKK ile mücadele edeceğiz adı
altında Suriye’ye bir kara harekâtı mıdır? Esat’ı devirmek konusunda PKK’ya
yakın Suriyeli kürt grupları ikna edememişken hem de.
Neyse ki küresel ölçekte gelişen trajik olaylar ABD’nin
beklenen İran saldırısı öncesi Suriye’ye bir askeri müdahalede bulunmaktan çok
uzak olduğunu gösteriyor. Hem Çin’in hem de Rusya’nın mücadele değil müzakere
seçeneklerini diretmeleri Batı ittifakını şimdilik dize getirmiş görünüyor.
Beklenen İran saldırısı dedik ama ‘bazı askerler hata yapmak üzere olabilir’(2)
adlı yazımızdan bu yana ABD’nin İran konusunda bir takım ufak çaplı örtülü
operasyonlar ve tehdit için silah geliştirmekten başka yaptığı bir hamle yok.
İsrail’deki radikallerin asalım keselim söylemlerine kulak tıkayan ABD yönetimi
hem dünya için hem de kendileri için en iyisi yapıyor gibi. En son yoldaş
Fidel’de İran’a yapılacak bir saldırının ABD tarihi açısından felaket olacağını
yazdı. Ve ekledi kadınlı erkekli milyonlarca İran askeri ile savaş! Bu öyle
geliştirilen konvansiyonel silahlarla başarıya ulaşabilecek bir savaş değil
İran’a dokunan yanar!
Sular ısınıyor ve biz kurbağalar bunun ne kadar farkındayız?
Bu yazı kurbağaların hala kazandan kaçmak için zamanı olduğunu göstermek için
yazıldı. Bilmem anlatabildim mi?
M.Recep Erçin
27.03.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder