27 Mart 2012 Salı

Mücadele mi Müzakere mi?


Mücadele mi Müzakere mi?

Uludere olayı sonrası gelişen süreçte herkesin söylediği ve artık rutin bir hal alan PKK’nın silahlı etkinliğini bahar aylarında artıracağı gerçeği bir kenarda dursun bölge kaymakamını linç provokasyonu ile başlayan sivil itaatsizlik politikası nevruz kutlamaları bahanesiyle devam etti.

Uludere’ye Çıkan Yol(1) adlı yazımızda devletin terörle mücadelede 90’lardaki uygulamalara benzer bir politika takındığını birkaç cümle ile belirtmiştik. Aslına bakılırsa AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte azgınlaşan terör faaliyetleri bazı yandaş kalemlerce AKP’yi istemeyen devlet içerisindeki gizli yapılanmanın işi olduğunu yönünde nitelendi. Oysa iktidara geldikleri günden beri ‘kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz’ şeklinde özetleyebileceğiz terörle mücadele süreci müttefikimiz ABD ile köklü ve derin bağlar paralelinde yürütülmemiş miydi? Artık herkesin bildiği BOP kapsamında, sınırları değiştirilecek ülkeler arasında T.C. yok muydu? O halde finans merkezi yapılacak İstanbul’un taşralı kesimlerden temizlenmesi gerekmez miydi?

Dünya genelinde Huntington’un tezleri doğrultusunda yürütülen karşıt medeniyetleri belirle, ortak paydalardan ziyade çatışan yönleri ön plana çıkar ve savaştır şeklinde özetleyebileceğimiz yöntem küresel ölçekte büyük güçler arasında dengeleri belirlerken hedef ülkelerdeki iç çatışmalarla perçinlenmektedir. Güney Çin denizine petrol için burnunu sokan ABD ile Afrika’da bende varım diyen Çin’in flörtü süredursun. Suriye’deki iç çatışmanın bir benzerinin, stratejik müttefikimizin sözünden çıktığımız takdirde, ülkemizde de yaşanacağının emareleri uzun süreden beri görünüyor.

Terörle mücadele sürecinde askerin kışlaya çekilip özel harekât polislerinin alanlara sürülmesiyle birlikte gelen polis şehitlerimizden tutun KCK operasyonları ile şehirlerde devam eden mücadele ve her an patlamaya hazır bombalar, gelişen sürecin yönünü bize gösteriyor. En son Seul’deki tiyatroda da gördük gene Obama sırtımızı sıvazladı kendi emperyalist politikalarının açmazında bizi sahaya itti ve karşılığında terörle mücadelenizde yanınızdayız dedi. Suriye’deki teröristleri destekleyen ABD-AKP ittifakı PKK ile de mücadele yerine müzakere etmek yoluna mı gidecek derken en yetkili ağızdan ‘PKK ile mücadele siyasi uzantıları ile müzakere’ sözünü duyuverdik. Olay adam Arınç’ın BDP’ye zeytin dalı uzatan söylemleri yeni olmayan ama şimdilerde masada olan PKK’yı yalnızlaştırma siyasetinin bir ürünü olsa gerek. KCK operasyonları sürecinde gelişen karmaşık güç savaşı PKK’nın elini güçlendirebilir endişesiyle olacak hükümet böyle bir mesaj vermek istiyor anlaşılan. ‘düz ovada siyaset’ miydi? Kekliği de düz ovada avlarlar…

Yeni Anayasa yapma girişimleri, bu konudaki ısrarcı ve aceleci tutum bir yerlere verilen sözlerin tutulma çabası, hani ‘bıldır yediğin hurmalar gün gelir tırmalar’ türünden değil de nedir? O sözler mi; yerel yönetimlere özerklik şartı BM ikiz sözleşmelerinin Anayasa’ya uydurulması yanlış oldu yeni Anayasa’nın BM ikiz sözleşmelerine uydurulması olacak. Az daha unutuyordum medyamızda geçen terör saldırılarına dair haberlerde araya sıkıştırılan ‘‘fehman hüseyin’e bağlı olduğu belirtilen teröristlerce yapıldığı tahmin ediliyor’’ söylemi sizce neyin göstergesi? Kandil’de havai fişek gösterisi yapmaktan öte geçemeyenlerin niyeti PKK ile mücadele edeceğiz adı altında Suriye’ye bir kara harekâtı mıdır? Esat’ı devirmek konusunda PKK’ya yakın Suriyeli kürt grupları ikna edememişken hem de.

Neyse ki küresel ölçekte gelişen trajik olaylar ABD’nin beklenen İran saldırısı öncesi Suriye’ye bir askeri müdahalede bulunmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Hem Çin’in hem de Rusya’nın mücadele değil müzakere seçeneklerini diretmeleri Batı ittifakını şimdilik dize getirmiş görünüyor. Beklenen İran saldırısı dedik ama ‘bazı askerler hata yapmak üzere olabilir’(2) adlı yazımızdan bu yana ABD’nin İran konusunda bir takım ufak çaplı örtülü operasyonlar ve tehdit için silah geliştirmekten başka yaptığı bir hamle yok. İsrail’deki radikallerin asalım keselim söylemlerine kulak tıkayan ABD yönetimi hem dünya için hem de kendileri için en iyisi yapıyor gibi. En son yoldaş Fidel’de İran’a yapılacak bir saldırının ABD tarihi açısından felaket olacağını yazdı. Ve ekledi kadınlı erkekli milyonlarca İran askeri ile savaş! Bu öyle geliştirilen konvansiyonel silahlarla başarıya ulaşabilecek bir savaş değil İran’a dokunan yanar!

Sular ısınıyor ve biz kurbağalar bunun ne kadar farkındayız? Bu yazı kurbağaların hala kazandan kaçmak için zamanı olduğunu göstermek için yazıldı. Bilmem anlatabildim mi?

M.Recep Erçin
27.03.2012




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder