Kim Daha Dindar?
Dindar nesil yetiştirme söyleminden sonra 28 Şubat’tan öç
alacağız şiarıyla kolları sıvayan AKP gericiliği, yıllar yılı Batı’nın
emperyalist politikaları ve onun içerideki iş görenleri marifetiyle perişan
edilmiş eğitim sistemimizi, son bir darbe ile yıkıp yerine kendi ideolojik
saplantılarının ürünü olan ve emir aldığı yerlerin dayatmasıyla hazırladığı bir
melun sistemi bize ‘ileri demokrasi’ marifetiyle dayatmaktadır. Meclis alt
komisyonundan CHP’nin direnmelerine rağmen geçirilen, finansal destekçileri 4x4
tesettürlü kesimle müsemma 4+4+4 sistemi nihayetinde beklendiği üzere
parlamentoda da kabul edildi.
Alışık olduğumuz üzere son dakika golü de beraberinde geldi.
MHP’nin madem engelleyemiyoruz bari çorbada bizimde tuzumuz olsun, siyaset bu
yapmadığımız iş mi, hep AKP mi yapacak biz ne güne duruyoruz, araya bir ‘Kuran
meali Peygamber hayatı’ katalım sonradan faydasını görürüz dercesine
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaptığı gibi AKP’nin vagonu olması aslında
başlarda tarafımızdan hayretle karşılanmış olsa da sonradan aynı gerici
odaklardan beslenen bu zihniyetlerin belli ortak paydalarda nasıl birleşeceğini
görmüş olduk. Kendi seçmenlerini ahmak
yerine koyarcasına atılan bu adım bazı şuursuz kimselerce ‘Kuran okutulmasına
Peygamberimizin hayatının öğretilmesine karşı mısınız’ şeklinde propaganda
aracı olarak elbette kullanılacaktır. Ve bir soru, hepimiz o sıralardan geçtik
gerek ilkokulda gerek lisede Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri aldık. O
derslerde zaten Hz. Peygamber’in hayatı anlatılmaktaydı yeni olan Kuran
mealinin okutulması. Yıllardır Kuran kursları adı altında Arapça ezberleterek
taze zihinleri talan ettikleri yetmedi şimdi de Yaşar Nuri Öztürk Hocamız gibi
âlim kimselerin zorlu uğraşları sonucu Kuran’a sarılmaya başlayan Kuran’ı kendi
dilinde okuyup anlayan, din bezirgânlarına pabuç bırakmayan bir neslin
gelmesini önlemek için kim bilir kimlerin ne idüğü belirsiz tefsir ve
mealleriyle bu aydınlanma çabasını bertaraf etmek istemekteler. Tıpkı
yüzyıllardır kendi hastalıklı zihinlerinin uydurduğu gerici bir takım
söylemleri Hz. Peygamber’e atfedip hadis ve sünnet adı altında yutturdukları
gibi.
Elbette mesele bundan ibaret değildir. Açıkça Batı’nın
dayatması olan ve MYK denen adının zikredilmesine imtina edilen bir kurumun sertifikalı,
seçmeli eğitim programları tasarladığı bir ortamda bunlar gelişmektedir.
Bakınız çok değerli hocamız Mahiye Morgül ne diyor;
‘‘Dersanelerin EĞİTİM ŞİRKETLERİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ eşzamanlı
getirilen Parçalı Piyasacı Eğitim Yasasının gereğidir. Piyasacı Eğitimde
Sertifikalı Kurslar olacak. YÖK de kapanıyor ki, artık merkezi sistem sınavlar
ve doğal olarak sınava hazırlayan dersaneler olmaz.
Dersanelerin kapanmasında yine bizi yanıltan söylemle geliyorlar, bu yolla MYK kendini gizleme fırsatı buluyor...
Piyasada yeni sistem okullar pazarı açılıyor; pazar paylaşım savaşıdır gördüğümüz.
Arkasındaki gücün Mesleki Yeterlik Kurumu olduğunu açıkça söyleyemeyenler "tarikat-cemaat savaşıyor oh ne güzel kapışsınlar" dememiz için ve pazarın kuruluşunu engellemememiz için bu yollu yorum yapmamız doğrultusunda haber yayıyorlar. Çok akıllıca.
Anımsatıyorum: Eski Talim Terbiyenin başı Ziya Selçuk ile eser Karakaş 2007 de TV'de şunu demişlerdi: "Müfredat reformu eş zamanlı değişimleri gerektiriyor. Sistemi bloke eden sınav sistemi ve dersanecilik var."
(bkz. Eğitim Küresel Piyasaya Teslim, "Eğitim Neden ve Nasıl Sektörleştiriliyor" sh.234, M.M.)
Ziya Selçuk, 4 yılda Anaokulunda nasıl İngilizce öğreteceklerini, İngilizce öğretmeni olmadan da İngilizce öğretebileceklerini söylüyordu. Yasa geçtikten sonra karşılaşacağınız gündemden bir örnek verdim.
1200 tane DİB memurunun MEB Din Öğretimi Dairesine geçirilmesi de bu kapsamdadır. Çünkü Sadece Din Öğretimi yapan eğitim şirketi kurabilmek için, "öğretmen statüsü almış olmak" gerekiyor...
Hatırlatayım, dershanelerin yerini alacak olan yeni sistem 2 yıllık piyasa liselerinde sadece grup derslerinden sertifika verilecek, normal kültür dersleri olan liseler kapanıyor. Din Öğretimi sertifikası veren okulda örneğin, Edebiyat, Coğrafya, Matematik, Fizik gibi bilim ve kültür dersleri olmayacak.’’
Dersanelerin kapanmasında yine bizi yanıltan söylemle geliyorlar, bu yolla MYK kendini gizleme fırsatı buluyor...
Piyasada yeni sistem okullar pazarı açılıyor; pazar paylaşım savaşıdır gördüğümüz.
Arkasındaki gücün Mesleki Yeterlik Kurumu olduğunu açıkça söyleyemeyenler "tarikat-cemaat savaşıyor oh ne güzel kapışsınlar" dememiz için ve pazarın kuruluşunu engellemememiz için bu yollu yorum yapmamız doğrultusunda haber yayıyorlar. Çok akıllıca.
Anımsatıyorum: Eski Talim Terbiyenin başı Ziya Selçuk ile eser Karakaş 2007 de TV'de şunu demişlerdi: "Müfredat reformu eş zamanlı değişimleri gerektiriyor. Sistemi bloke eden sınav sistemi ve dersanecilik var."
(bkz. Eğitim Küresel Piyasaya Teslim, "Eğitim Neden ve Nasıl Sektörleştiriliyor" sh.234, M.M.)
Ziya Selçuk, 4 yılda Anaokulunda nasıl İngilizce öğreteceklerini, İngilizce öğretmeni olmadan da İngilizce öğretebileceklerini söylüyordu. Yasa geçtikten sonra karşılaşacağınız gündemden bir örnek verdim.
1200 tane DİB memurunun MEB Din Öğretimi Dairesine geçirilmesi de bu kapsamdadır. Çünkü Sadece Din Öğretimi yapan eğitim şirketi kurabilmek için, "öğretmen statüsü almış olmak" gerekiyor...
Hatırlatayım, dershanelerin yerini alacak olan yeni sistem 2 yıllık piyasa liselerinde sadece grup derslerinden sertifika verilecek, normal kültür dersleri olan liseler kapanıyor. Din Öğretimi sertifikası veren okulda örneğin, Edebiyat, Coğrafya, Matematik, Fizik gibi bilim ve kültür dersleri olmayacak.’’
CHP’nin başından beri bu
tasarıya karşı çıkmasını elbette alkışlıyoruz ancak yasaya cesurca direnen KESK
üyeleri Başkent’in orta yerinde dayak yerken CHP Genel Başkanı neden orada
değildir? Daha cesur adımları beklemekteyiz. Başta Sakarya Milletvekilimiz
Engin Özkoç olmak üzere bütün CHP’nin yasaya karşı çıkması ve bunu kararlılıkla
sürdürmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve en azından AKP’nin bu işi
oldubittiye getirmesini engellemiştir. AKP gericiliği CHP’yi ters köşeye
yatırmak için ve öteden beri kullana geldiği din sömürüsünü kartını masaya
sürmek için gecikmedi. MHP bir şark kurnazlığı ile bu pastadan pay kapma
çabasına girmişken AKP ile kol kola Kuran Meali ve Hz. Peygamber’in hayatı
seçmeli dersi adı altında din sömürüsüne başladı.
İlk grup toplantısında Erdoğan;
‘bakın bunların asıl derdi dinle, biz ne getirdik MHP’nin de desteğiyle bu
eğitim sistemiyle çocuklarımız Kuran’ı öğrenecekler Peygamberimizin hayatını
öğrenecekler. CHP zihniyeti buna karşı çıkıyor’ derse şaşmayınız. Kindar
gençlik yaratma ülküsü böylelikle mili eğitim adı altında yapılmış olacak.
Giordano Bruno yüzyıllar öncesinden şu önemli tespiti
yapmıştır; "Tanrı, iradesini hâkim
kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise
kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar."
Bilim ve felsefeden uzaklaştırılan, analitik düşünme
yetileri köreltilen bir nesil yetiştirdikleri yetmedi şimdi ise tekkelerin,
dergâhların kapılarında sakalına tükürülesi kimselerden şefaat dilenen bir
nesil yetiştirmek gayesindeler. Zaten kendileri dün Hikmet Yar’ın dizinin
dibinde oturmuyorlar mıydı? Bugün Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine
sığınmadılar mı? Kâbe’yi değil de Beyaz Saray’ı kıble bilmediler mi? Eren
Erdem’in o muhteşem tespitiyle ‘iman yarabbi derken imar yarabbi’ demediler mi?
Cumhuriyetimizi kuran o muhteşem insanların eğitim ve
öğretimi çağdaş temellerle biçimlendirdiği Tevhid-i Tedrisat Kanunu tam
manasıyla kazınıp şimdi yerine bir Tecrid-i Tedrisat kanunu getirilmiştir.
Eğitimi parça parça etiler şimdi sıra söz verildiği üzere İkiz Sözleşmeler
gereği yerel yönetimlere özerklik adı altında ülkeyi bölmeye geldi. Seçin
bakalım ‘kim daha dindar’ dini her fırsatta diline sakız gibi dolayan mı yoksa
‘ne ararsın Allah ile aramda?’ diyen mi? Din maskesini her fırsatta kullanıp
emperyalizmin izinden yürüyenler elbet cezalarını bulacaklardır. Milletimiz
üzerindeki bu efsunu kaldırmak için hala geç değil.
M.Recep ERÇİN
30.03.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder