1 Aralık 2012 Cumartesi

kasım 2012


sararmış güncelerin solgun mevsimi
ay şimdi kasım
gökyüzümde dolanır kuyruksuz bir kedi
ay şimdi kasım
bakışlarında asude yağmurların sessizliği
ay şimdi kasım
bulutlar çiziyor ressamlar gölgeden tuvallere
ay şimdi kasım
bahçemizde hazanın son çiçekleri
ay şimdi kasım
yanar elleri tutkunun kendi ateşinden
ay şimdi kasım
tatlı bir zehir içmektir seni özlemek, ettiğin küfürler gibi
ay şimdi kasım
kız kulesi bile bu sabah şaşkın düşünceler içinde
ay şimdi kasım
sonbaharın ilk günüdür belki ilk günün son baharı
ay şimdi kasım
sürgün adımlarıdır sessiz, ürkek ve ince
ay şimdi kasım
ve ben yine ağır ağır sana yol almaktayım...
1 Kasım 2012

sanatkar, eserleriyle olduğu kadar sosyal ve siyasal duruşuyla da topluma ışık tutmadıkça parlayıp sönen bir kıvılcımdan farksızdır. halbuki ona düşen vazife içinde bulunduğu çağın öncüsü olarak, ışığıyla cehaleti ve korkuyu dağıtmasıdır...
(2.11.12 bu sözü tuna kiremitçi'ye ithaf ediyorum selim ileri'nin c.başkanlığınca ödüllendirilmesine pek sevinmiş zaaar )

En nihayetinde, aşk hüzünlü bir şarkıydı usanmadan söylenen...
06.11.2012


ah usuldan incesaz akşamları,
gene çöküyor üstüme ağır ağır notalar,
neveser senin adın biliyorum başkası değil,
gel de çök karanlığıma öylece...

minarelerinde dalga dalga ezan sesleri,
göğe dağılıyor şehrin yedirenk kandilleri,
fısıltıyla konuşma hem gözlerime bak önce, yoksa sus!
susta ölülerim incinmesin yalanlarından,
kırgın yüreğim daha bir tuzbuz olmasın,
nasılsa inanacağım, yine aldatacaksın
yok belki bu sefer başka!
8 Kasım 2012

'gözlerinde cumhuriyet güneşi
ellerinde devrim ateşi
duyuyor musun? işte geliyorlar
meydanları inletiyor ıslıklar, alkışlar, sloganlar
onlar, karanfil kokulu çocuklar
kaldır yumruğunu gökyüzü inlesin sesinden
yıldızlar titreyecek adımlarının dehşetinden
yol versin tarihin vakur sayfaları
selam dursun sancaklar
işte geliyor karanfil kokulu çocuklar
9 Kasım 2012


yağmur ve rüzgar ay gecede
bulutlar çekmiş gözlerini uykulara
aşık kuşların mevsimidir
öpmek ister kalbim ellerinden yalvarırcasına
uzak durma ne olur sımsıkı sarıl bana
sıcaklığın yeter bütün korkuları dağıtmaya
dilim kopsun söylemeyeceğim
ama bil sevdiğimi
ekmek gibi, su gibi ve ağaç gibi seviyorum
ilkinde yeşeren sonunda sararan
yazları deli dolu, kışınsa ölüm uykularında
uzak durma baharım
papatyalar çağında
sımsıkı sarıl şimdi
sıcaklığın yeter ayazları dağıtmaya
10 Kasım 2012


kır zincilerini gamlı dağların gölgesi yürüsün
yarım öyküler anlatırdı hani annemiz uzun kış gecelerinde
buz gibi bir sabaha uyanırdık,
soframızda taze çay ve kızarmış ekmek kokusu
gözlerin dalıyor dağların vakur zirvelerine, o an
kar bulutlarının arasında gülümseyen kış güneşi bakışların
hem seni hem beni alıp götürüyor yemyeşil bir güne...
18 Kasım 2012

kuşkonmaz camii'nde akşam ezanları okunurken
haliç'i kana bulayan güneşin kızıl gözleridir
aynalı kavak kasrı'nda ürkek beyaz güvercinler
yalnızlığıma edepsizce kadeh kaldırıp,
günün en huzursuz saatinde yorgun ve mahzun,
sabaha karşı uçmuyorlar mı?
hasköy'deyim şu bilindik musevi mezarlığında
tabancam yok ama cinayete niyetliyim....
20 Kasım 2012

uyanmak istemezken ille de uyanmak soğuk bir sabaha
sağımda solumda geceden sohbete daldığım şeytanlarım
uykularımı onlar değil bil ki sen kaçırdın...

uzun uzun anlattım yine, ölüm sessizliğinde susmak için
ısınmak gibisi yok, doğan güneşin ışıklarıyla şarkılar söyleyerek
yeniden ve yeniden uyumak,
şişelerde hüzün, perdelerde şen şakrak
uzaksan uzağım hayata şiir gibi uzağım rüyalarına...

25 Kasım 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder