Yeni Osmanlı’da
Mescid-i Dırâr
Cumhur’un başı olma yolundaydı, yetersiz gördü. Bilemiyoruz
belki de ‘padişah’ olma hevesi yüzünden hamlesini bir sonraki ele sakladı.
Şimdi ‘cami’ yapmak niyetindeymiş. Dört başı mamur olmazsa olmaz ille de
gelenek sürecek yoksa namı nasıl yürür, hem mührünü de bastıya TL’ye en
fiyakalısından.
Meclisin kurtlarından Kamer Genç bu aymazlığa isyan ediyor:
‘‘Şimdi Tayyip Erdoğan padişah olmak istiyor hani Osmanlı
Padişahları’nın hepsi birer cami yaptırmışlar ya bende İstanbul’un her yanını
gören bir cami yaptırtacağım diyor. Bu caminin ismi ne olacak Tayyip Erdoğan
Padişah’ın Cami’si olacak. Parası nasıl karşılanacak? Vatandaşların vergisiyle
yapılan bağışlardan. Cami yapılacaksa sen kendi paranla yap. Vatandaşın verdiği
vergilerden muaf tutarak yapıyorsun. Bu haramdır arkadaşlar bu devletin malına
el uzatmaktadır. Bu vatandaşın meşru kazancını gayrı meşru yollardan cebine
getirmektedir. Eğer cami yapılacaksa ben buna karşı değilim ama camiyi kendi
paranla yap.’’
Kamer Genç’in isyanı boşa değil zaten Devlet-i Aliyye de
yıllar boyu halkı sömürüp payitahtta sefa sürmedi mi? Gelenek sürsün, ne güzel söylemiş reaya ‘şalvarı
şaltak Osmanlı, eğeri kaltak Osmanlı, ekende yok biçende yok, yiyende ortak
Osmanlı’.
Bir ‘idiyokrasi’ düzeni hâkimdir evvelden ‘tekeliyet’
diyorduk ‘plütokrasi’ de uygundur. Ve avam sömürülmeye mahkûmdur. Mustafa
Sönmez Hocamızın Türkiye ekonomisine dair ‘vur abalıya’ (2) tespiti nelerin
‘teğet’ geçtiğini gösteriyor.
‘Teğet’ geçen krizler sonrası ekonomi tıkırında olunca
memura 4+4 çok bile, grev hakkı alınmaya çalışılan ‘hava işçileri’
direnedursun, itibarsızlaştırılan öğretmenler ve MYK eliyle dayatılan yeni
eğitim sistemi sertifikaları matbaaya vermiş bile.
Artık mescit yapımına geçebiliriz nasıl olsa kaynağımız
belli ‘vatandaşın cebi’.
Yaşar Nuri Öztürk Hocamızın ‘maun suresi’ (3) diye diye
dilinde tüy bitti. ‘Dindar’ görünüp dini yalan saymak böyle olsa gerek hele
kamunun hakkına tecavüz etmeleri zinhar ‘kul hakkı’. Kul hakkıyla saltanat
atanlar ‘hava işçilerinin’ elinden grev hakkını alırlar. Bu ‘din simsarları’
makam uçağı konusunda ABD Başkanı ile ‘sidik yarıştırırlar’.
Padişah ferman vermiş ‘payitaht’ın kubbesine tez cami
yapıla’. Oysa bilmezler mi onlar Hz. Muhammed cami yıkan peygamberdir. (4) İçinde
ibadetten çok gösteriş yapılan mescitler bizzat Allah tarafından Kuran’da
lanetlenmiştir.
‘‘Bir de şunlar var:
Tutup bir mescit yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek
için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle
savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "İyilik ve güzellikten başka
bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah
şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Böyle bir mescitte sakın namaza durma! Daha
ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit, içinde namaz kılman için çok daha
uygundur. Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır o mescitte. Allah,
temizlenenleri sever.’’ (Tevbe Suresi 107/108. ayetler)
O mescidi yaptıracak olanlar bilmezler mi bu ayetleri,
‘dindarlık’ iddiasındalar bilirler elbet bilirler de gerçeğin üzerini örterler,
gecenin ayıpları örttüğü gibi. Vah o camiyi nam olsun diye halkın parasıyla
yaptıracak olanlara, vah o dırar mescidinde (zararlı mescit) namaz kılacaklara
ki onların namazlarını maun suresi mahkûm etmiştir.
M.Recep Erçin
31.05.2012
*Cami haberi için bakınız: http://www.haberturk.com/yasam/haber/746361-camlica-tepesine-dev-cami
2-Bir yalan dolandır almış başını gidiyor. İşlerine
geldiğinde Avrupa’yı kıskandıracak birbütçe performansı, kamu maliyesi
olduğundan dem vuruyorlar. Cari açık kamburumuz büyük ama bütçe verilerimiz
avantajımız, diye caka satıyorlar. Elhak doğru da. Bütçe açığı milli gelirin yüzde
1,5’una inmiş, kamu borç yükü, milli gelirin yüzde 40’larında. Avro
alanında bütçe açığı yüzde 7-8, kamu borç yükü yüzde 80’lerde, bazılarında
yüzde 100’ün üstünde. Bu performansın nasıl yakalandığını da
biliyoruz. Vur abalıya formülü ile. Yani yüzde 70’i dolaylı
vergi ile… Vur akaryakıt kullanıcısına, vur telefon kullanıcısına, sigara,
rakı kullanıcısına, vur tüketiciye, ÖTV.KDV ile…Al sana vergi. Yetmedi, sat
elde kalan KİT’leri, kamu arsalarını, binalarını koy bütçeye, tırtıkla İşsizlik
Sigortası Fonu’nu, tırtıkla Savunma Fonu’nu, yap vergi, SGK afları topla
paraları, sat 2B arazilerini. Daha neler neler… (Mustafa Sönmez ‘memur
üstünden yalan dolan’ ayrıca ‘kriz ateşine karşı, vergide vur abalıya’ adlı
makalesine bakılabilir.)
3- ‘‘1-Gördün mü o, dini
yalan sayanı? 2-İşte odur yetimi itip kakan; 3-Yoksulu doyurmayı özendirmez o.
4- Vay haline o namaz kılanların/dua edenlerin ki, 5- Namazlarından/dualarından
gaflet içindedir onlar! 6- Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar. 7- Ve
onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.’’ (Maun Suresi Yaşar
Nuri Öztürk’ün Kuan-ı Kerim Mealinden)
4-Eren
Erdem’in ilgili yazınsa bakılabilir: http://www.odatv.com/n.php?n=para-testan-muslumanlar-1006111200
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder