22 Mayıs 2012 Salı

Medya’nın Gözleri


Medya’nın Gözleri

''caddeler boyunca geniş kaldırımlara yığılmış 
sanki yaprak ölüleri köhne matbuat
adımları ağır aksak savrulan 
güneş bile kol kanat geriyor
ellerinde flamalarıyla al beyaz geçidin coşkusu
bugün günlerden mayıs…’’

Bakmak, görmek ve görmezden gelmek, belki de görememek. Yeni bir durum değil nede olsa medyanın önü perşembe pazarı, arkası balıkçı hali. Biraz ihale, çokça kıyak yeme de yanında yat. Devletin altını oyup ‘sosyal devleti’ sosyal transferlerden ibaret kılınca, yüzde bilmem kaç ecnebi sermayeli özel sektör kartellerine sırtını dayayınca, krizlerin ‘teğet’ geçmesi için ve bu yalanı da milletin afiyetle yemesi için bunlar usulünce ‘holding’ medyası tarafından masamıza sunulmakta. Bir al gülüm ver gülüm halidir. At gözlükleri taktıklarını görebiliyoruz, çok yakışmaktadır.

‘‘ceplerimizde sayfalar dolusu yağmur bulutu
sancaklarımızı göğe mızrak mızrak dikişimizi görmelisin
bu sular seller gibi çağlayan şarkıları
ve on binlerce sıkılı yumruklarımızı 
bugün günlerden mayıs...’’

Görmezler çünkü göremezler, görmemek için bakıyorlar ve ‘habercilikten’ başka her şey için vardırlar. Birkaç vicdan sahibi yazar dışında hepsini bir sepete koyuyorum. ‘Çürük yumurtalar’ belki paskalya bayramları için gayri müslim dostlarımıza boyamaksızın gönderebiliriz işe yararlar.

Korkuya ram olmaktan kurtulmak için onu kaygılarınızla beslemekten vazgeçin. Ne yazık ki bu yolda hiçbir emare göremiyoruz daha çok bağlılık yeminleri edilmektedir. ‘Aydın bar, ciner pavyon ve ferit’in kıraathanesi’* ecnebi olanı saymıyorum birde tanık (belki de müşteki) ‘Karamehmet mecmuasını’ ekleyebiliriz ve TRT’de ısrarcı olmak zorundayım. Dönüşümün en saf halidir, bir deney faresi gözüyle bakabiliriz. Bunlar işin ‘paydaş’ kısmı birde ‘candaş’ olanları var ki yalancının mumu yatsıya. Bunları bir kalem geçtik diyelim peki, sureti haktan görünüp son kertede yan çizenlere ne demeli? Hangi ‘taraf’ daha ahlaklı?

‘ ‘gene suç işledik ferman yakındır
eğmedik boynumuzu rezil despotlara
yıkarız yıkarız tahtları elbet
bu ucuz saltanatı kuran gafletimiz değil mi 
yıkarız zamanıdır yıkarız elbet
bugün günlerden mayıs...’’

Yanılmadınız, onlardan söz ediyorum. 19 Mayıs’ta yürüyen yüz binlerce genci gör-e-meyen gözlerden, sanki bir şaşılık halidir; ‘körle yatan şaşı kalkar’. Diğerlerinin körlüğü nankörlük etmemelerinden anlayabiliyoruz ‘paydaş, yandaş birde candaş’, bizim şaşılarda ‘koldaş tutmak’ azmindeler.

Bir başlangıçtır ve büyük bir uyanıştan beslendiğini not ediyorum. Yükselen faşizme, direnen gençliğin yumrukları karşı koymaktadır. 19 Mayıs’ta yürüyen geniş kitle yarının Türkiye’sini kuracak kararlı Türk Gençliği’nin kalbidir. Şu haliyle görmemelerinden daha doğal başka bir şey olamaz. Büyük korkunun yansımasıdır. Neden ‘viva’, ‘Türk Bayrağı’ neden az, neden ‘Türk Gençliği’ değil de ‘Türkiye Gençliği’ gibi eleştiri adı altında inceden saldırma ve yıpratma psikolojisiyle sorulan kıskançlık dolu sorular başka bakar körlerin halet-i ruhiyesini özetlemektedir.

‘‘sende şimdi sımsıkı sarıl bu bayrağa
eflatun masallardan yükselen ezgilerle,
dalgalansın on dokuz kere istiklal
rıhtımda paldır küldür deryaları aşan sesimiz
bugün günlerden mayıs
ve biz hep o vapurdayız...''

Mustafa Kemal’in devrimci ideolojisini anlamayarak sözüm ona sosyalizme alternatif bir sistemmiş gibi sunan ‘hızlı’ Kemalistlerin ‘sığ’ tezlerinin bizleri Kemalizm’i sulandırmakla itham etmelerine şaşmıyorum çünkü aynı korkunun tezahürüdür. Gene bu kesimlerin 90’lardan bu yana yükselen ulusal dalganın mimarlarını karalayarak aralarında ikilik yaratmak çabaları, sözüm ona ‘Türkçü, Atatürkçü’ bazı kesimlerin kaymağını yedikleri bu değerleri ellerinden alıyor olmamızdandır. Millet uyanıktır, iradesi sandığa ama yansır ama yansıtılmaz ancak tarihi yazacak olanlar milletin desteğini arkasına alanlardır. Suriye halkına ve Ortadoğu’da Cemal Abdülnâsır sonrası kemalizme en yakın, emperyalizme kendi çapında direnen tek kale olan Esad’a gönderilen destek mesajlarını da göremezler. Suriye meselesi mi dediniz? O bahsi diğer…

Uzatmayı lüzumsuz buluyorum ve bitiriyorum. Buradayız ve mücadele edeceğiz. Yıkarız ve daha iyisini kurarız bizim işimizdir, görmek istememeleri bundandır. İnsanların gözlerindeki korkuyu ancak gözlerini kapadıklarında görebilirsiniz.

M.Recep Erçin
22.05.2012

* ‘Aydın bar, ciner pavyon ve ferit’in kıraathanesi’ Yalçın Küçük’ün ‘İç Savaşta Üç Kardinal’ yazısından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder