18 Mayıs 2012 Cuma

Hortlayan Tiranlık


Hortlayan Tiranlık

Nasıl bir kana susamışlıksa doymak nedir bilmiyor ‘şeytan’ın kendisidir ve kıyameti getiriyor. Demokrasi bir kılıftır, not düşüyorum. Bizler demokratikleşemediğimiz için ‘barbar’ ilan ediliyoruz. Kendi ‘tiranlıklarını’ gizlemek içindir. Burada kesiyorum ve söz sırası James Petras’da:

‘‘Saddam döneminde Irak, evet bir diktatörlüktü; ama ulusal, seküler ve modern bir devletti. Bu devlet tam anlamıyla parça parça edildi. Binlerce bilim adamı, binlerce profesör, modern seküler bir rejimle özdeşleştirilen binlerce entelektüel öldürüldü. Emperyalizm bir ülkeyi işte böyle yok eder. Emperyalizm bir ülkeyi bir yandan sömürüp bir yandan da kalkındırmaz. Emperyalizm bir ülkeyi yok eder. Irak’ta olan şey bugün Libya’da tekrarlanıyor. Libya da tamamen parçalandı ve yok edildi. Afgan halkının yüzde 90’ı ABD yerine Taliban’ı tercih ediyor. Bu tercih bize bir ortaçağ yapısı olan Taliban değil emperyalizm hakkında fikir veriyor. Taliban hiçbir zaman gece köylere girip evleri taramadı, düğünlere bomba atmadı. Bunun adı barbarlıktır. Bir tür ortaçağ emperyal barbarlığına doğru gidiyoruz. Tanık olduğumuz petrol havzalarını ele geçiren ama ülkenin gerisini ekonomik olarak geliştiren eski tip bir ekonomik emperyalizm değil.’’ (1)

Eskisi veya yenisi aynı sakızın çileklisi diyebilirim. Sistem çökerken hırçınlaşıyor buna mecburdur, insanların ruh halleri kurdukları düzenlere de sirayet etmiş vaziyette. NATO artık güvenlikten çok güvensizlik inşa etmektedir. Perdeyi kaldırmıştır ve kartlarını açık oynamaktadır. Yoldaş Fidel ‘soykırımcı’ ilan etti. Öyledir, biz katil diyoruz ve kirli pençelerini üzerimizden çekmesi için hücum ediyoruz bu yüzden kelepçeliyiz bizden başkası sökemez, omuzlarımız belki çökmüştür ama başımız hala dik. Bundan sonrasını Yoldaş Fidel’e bırakıyorum ne de olsa ezelden düşmandır:

‘‘Bu askeri ittifak artık insanlık tarihi boyunca görülen en vahşi baskı aracı haline gelmiştir. Sovyetler Birliği’nin varolduğu dönemde kurulması için türlü bahaneler yaratılan NATO artık tam anlamıyla dünya halklarının gardiyanı haline gelmiş durumda.’’

‘‘Tüm zamanların en güçlü imparatorluğunun başındaki oligarşinin çıkarları ve iktidarı kendi halkları dâhil olmak üzere tüm dünya halklarına dayatılmış durumdadır ve bu iktidarın adaletsiz ve ahlaksızlığı aşikâr durumdadır.
ABD despotluğu tüm dünyada siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri alanlarda hissedilmektedir.’’(2)

Şimdi ‘tiranlığa’ geçebiliriz. Bir ‘çöküş’ halidir anlayabiliyorum. Acıdır ama çökmektedir, kimse hızlı olacağını söylemedi ve külfetine katlanacak olanlar gene ‘ayaklardır’. Ortakları çoktur, müteselsil kabul ediyor ve maliyeti dağıtıp zevahiri kurtarmak yegâne tesellileridir. Avrupa’da bunu görüyoruz; çöküş ağır, sancılı ve acıdır. Bir cinnet halidir ‘tiranlıktan’ söz ediyorum. Sonrası benden ziyade diyerek bitiriyorum:

‘‘Muteber bilgiden yoksun insanlar çaresizdir ve Batılı halklar tam da bu noktadadır. Yeni zorbalığın yükseldiği yer Rusya veya Çin değil Batı’dır. İnsanlığın karşısındaki tehlike ise Oval Ofis’teki nükleer  düğmenin olduğu çantanın içinde ve yeryüzünün en cahil ve yanlış malumata sahip halkı olan beyni yıkanmış militan Amerikan nüfusu arasında bulunmaktadır.’’(3)

İnsanlık yeni bir dünya inşa edecekse ‘yeni dünya düzeni’ değil ‘insanlığın vicdanının düzeni’, işe öncelikle tanrıları asmakla başlamalıyız. Bilmem anlatabildim mi?

M.Recep Erçin
18.05.2012

1- James Petras'la 'Arap İsyanı ve Emperyalist Karşı Saldırı' üzerine ( sol.org.tr 18.05.2012)
2- Fidel Castro ‘Ruz NATO’s Genocidal Role 1-2-3-4-5 (monthlyreview.org 23.10-1.11.2011) yazıdaki alıntılar 1 ve 2. makalelerdendir.
3- Dr. Paul Craig Roberts ‘The New Tyranny: Does The West Have A Future?’ (globalresearch.ca 10.05.2012)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder