Hortlayan Tiranlık
Nasıl bir kana susamışlıksa doymak nedir bilmiyor ‘şeytan’ın
kendisidir ve kıyameti getiriyor. Demokrasi bir kılıftır, not düşüyorum. Bizler
demokratikleşemediğimiz için ‘barbar’ ilan ediliyoruz. Kendi ‘tiranlıklarını’
gizlemek içindir. Burada kesiyorum ve söz sırası James Petras’da:
‘‘Saddam döneminde
Irak, evet bir diktatörlüktü; ama ulusal, seküler ve modern bir devletti. Bu
devlet tam anlamıyla parça parça edildi. Binlerce bilim adamı, binlerce
profesör, modern seküler bir rejimle özdeşleştirilen binlerce entelektüel
öldürüldü. Emperyalizm bir ülkeyi işte böyle yok eder. Emperyalizm bir ülkeyi
bir yandan sömürüp bir yandan da kalkındırmaz. Emperyalizm bir ülkeyi yok eder.
Irak’ta olan şey bugün Libya’da tekrarlanıyor. Libya da tamamen parçalandı ve
yok edildi. Afgan halkının yüzde 90’ı ABD yerine Taliban’ı tercih ediyor. Bu
tercih bize bir ortaçağ yapısı olan Taliban değil emperyalizm hakkında fikir
veriyor. Taliban hiçbir zaman gece köylere girip evleri taramadı, düğünlere
bomba atmadı. Bunun adı barbarlıktır. Bir tür ortaçağ emperyal barbarlığına
doğru gidiyoruz. Tanık olduğumuz petrol havzalarını ele geçiren ama ülkenin
gerisini ekonomik olarak geliştiren eski tip bir ekonomik emperyalizm değil.’’
(1)
Eskisi veya yenisi aynı sakızın çileklisi diyebilirim.
Sistem çökerken hırçınlaşıyor buna mecburdur, insanların ruh halleri kurdukları
düzenlere de sirayet etmiş vaziyette. NATO artık güvenlikten çok güvensizlik
inşa etmektedir. Perdeyi kaldırmıştır ve kartlarını açık oynamaktadır. Yoldaş
Fidel ‘soykırımcı’ ilan etti. Öyledir, biz katil diyoruz ve kirli pençelerini
üzerimizden çekmesi için hücum ediyoruz bu yüzden kelepçeliyiz bizden başkası
sökemez, omuzlarımız belki çökmüştür ama başımız hala dik. Bundan sonrasını
Yoldaş Fidel’e bırakıyorum ne de olsa ezelden düşmandır:
‘‘Bu askeri ittifak
artık insanlık tarihi boyunca görülen en vahşi baskı aracı haline gelmiştir.
Sovyetler Birliği’nin varolduğu dönemde kurulması için türlü bahaneler
yaratılan NATO artık tam anlamıyla dünya halklarının gardiyanı haline gelmiş
durumda.’’
‘‘Tüm zamanların en
güçlü imparatorluğunun başındaki oligarşinin çıkarları ve iktidarı kendi
halkları dâhil olmak üzere tüm dünya halklarına dayatılmış durumdadır ve bu
iktidarın adaletsiz ve ahlaksızlığı aşikâr durumdadır.
ABD despotluğu tüm
dünyada siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri alanlarda hissedilmektedir.’’(2)
Şimdi ‘tiranlığa’ geçebiliriz. Bir ‘çöküş’ halidir
anlayabiliyorum. Acıdır ama çökmektedir, kimse hızlı olacağını söylemedi ve
külfetine katlanacak olanlar gene ‘ayaklardır’. Ortakları çoktur, müteselsil
kabul ediyor ve maliyeti dağıtıp zevahiri kurtarmak yegâne tesellileridir.
Avrupa’da bunu görüyoruz; çöküş ağır, sancılı ve acıdır. Bir cinnet halidir
‘tiranlıktan’ söz ediyorum. Sonrası benden ziyade diyerek bitiriyorum:
‘‘Muteber bilgiden
yoksun insanlar çaresizdir ve Batılı halklar tam da bu noktadadır. Yeni
zorbalığın yükseldiği yer Rusya veya Çin değil Batı’dır. İnsanlığın
karşısındaki tehlike ise Oval Ofis’teki nükleer düğmenin olduğu çantanın
içinde ve yeryüzünün en cahil ve yanlış malumata sahip halkı olan beyni
yıkanmış militan Amerikan nüfusu arasında bulunmaktadır.’’(3)
İnsanlık yeni bir dünya inşa edecekse ‘yeni dünya düzeni’
değil ‘insanlığın vicdanının düzeni’, işe öncelikle tanrıları asmakla
başlamalıyız. Bilmem anlatabildim mi?
M.Recep Erçin
18.05.2012
1- James Petras'la 'Arap İsyanı ve Emperyalist Karşı
Saldırı' üzerine ( sol.org.tr 18.05.2012)
2- Fidel Castro ‘Ruz NATO’s Genocidal Role 1-2-3-4-5 (monthlyreview.org
23.10-1.11.2011) yazıdaki alıntılar 1 ve 2. makalelerdendir.
3- Dr. Paul Craig Roberts ‘The New Tyranny: Does The West
Have A Future?’ (globalresearch.ca 10.05.2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder