Çöken Bir İmparatorluğun
Gözyaşları
Son zamanlarda çok konuşur oldu, yaşlılığına veriyorum.
Böyleleri için gözü toprağa bakıyor derler ama bana hiç niyeti yok gibi geldi.
İhtiyar şakıdı diyorum, önemlidir altını çiziyoruz.
Brzezinski’den söz ediyorum, tonton dede’nin nasihatleri:
‘‘Dünya'nın daha canlı
ve enerjik bir Batı'ya ihtiyacı var. Yeni küresel düzen için demokrasi ve
anayasal hükümetleri kucaklayan ve bu değerleri yayan ABD ve Avrupa'dan oluşan
bir Batı gerekli. Bu eksene özellikle Türkiye ve demokratikleşme sürecini
tamamladıktan sonra Rusya'da dâhil edilmeli.
Türkiye'nin de dâhil edildiği bu yeni batı ekseni ABD'yi Çin ile ortaklık kurmaya cesaretlendirmeli, Japonya ile Çin arasında uzlaşma sağlanması için çalışmalı, Hindistan ile Çin arasındaki gerginliği azaltmak ve olası
çatışmaları engellemek için arabuluculuk yapmalı. Yeni yükselen güçleri içinde barındıran Batı, tüm bunları gerçekleştiriken özellikle de ABD, Asya kıtasında doğrudan askeri bir müdahaleden kesinlikle uzak durmalı.’’ (1)
Türkiye'nin de dâhil edildiği bu yeni batı ekseni ABD'yi Çin ile ortaklık kurmaya cesaretlendirmeli, Japonya ile Çin arasında uzlaşma sağlanması için çalışmalı, Hindistan ile Çin arasındaki gerginliği azaltmak ve olası
çatışmaları engellemek için arabuluculuk yapmalı. Yeni yükselen güçleri içinde barındıran Batı, tüm bunları gerçekleştiriken özellikle de ABD, Asya kıtasında doğrudan askeri bir müdahaleden kesinlikle uzak durmalı.’’ (1)
Rusya’nın demokrasi sürecini tamamlaması Atlantik’in
denetimine girmesi olmasın. Hadi bizi bir kalem geçtik nede olsa CFR
memorandumuyla kurulmuş bir iktidar partimiz var. İpleri yeniden eline alan bir
Putin varken Rusya’yı buna nasıl dâhil edecekler şaşıyorum ve ihtiyarlığına
veriyorum. Rusya’nın ‘Slav hinterlandını’ hâkimiyetine alma gibi bir çaba
içerisinde bulunmasının sakıncalı olacağını ve Rusya’nın bundan kaçınması
gerektiğini tembihliyor. Fakat ‘Güney Osetya Savaşı’ daha dün denilecek bir
zamanda vuku bulmuşken Brzezinski’nin tembihleri temenniden öte geçemiyor.
Dünya’nın ihtiyacı ‘daha canlı ve enerjik’ bir Batı’dan ziyade emperyalizmin
pençesinden kendini sıyırmaktır.
Yüksek kademeye yakıştıramadığı ‘orta menzilli güç’ Türkiye’nin
Atlantik ittifakının bir parçası olarak bu sistemin taşeronu rolüne devam
etmesi halinde ilerleme kaydedeceğini tembihliyor. Suriye’de yapılan o değil mi
zaten. Brzezinski’nin ‘‘stratejik bakışından’ da anlaşıldığı üzere ‘‘daha büyük
Batı’yı’’ Çin’in karşısında konumlandırıyor. Amerika’nın finansal ekonomide bir
dönem flört ettiği Çin reel politikte tam anlamıyla dişli bir düşman. Brezinski
ABD’nin bu düşmanla yalnız başa çıkamayacağını görmüş olduğundan ittifakın
boyutlarını geniş tutuyor. Sanki NATO füze savunma sistemi Rusya’ya gözdağı
vermek için değilmiş gibi.
Hani gururumuzu da okşayacak ya araya bir Atatürk övgüsü
katmaması işten bile değil. Samimi olmadığını biliyoruz. Lenin ve Stalin’e
‘kasap’ demektedir ayrıntıya girersek ‘‘ Lenin
ve Stalin yönetimindeki Rusya'yı kurma deneyi Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti
deneyinden çok daha fazla kanlı uygulanmaya çalışıldı ve bu süreçte çok daha
fazla insana acı çektirildi.’’(1) daha az ‘kasap’ olduğumuz için kıvanç
duymalıyız herhalde.
Amerikan ekonomisinin küçük çaplı dahi olsa bir çatışmayı
kaldıramayacağını iyi bildiğinden ki bu Suriye meselesinde kanıtlandı, ‘Asya
kıtasına doğrudan askeri müdahaleden kesinlikle kaçınılmasını’ öğütlüyor. Demek
ki örtülü operasyonlar gündemdedir ve ‘gölge savaş’ diyoruz. Kaldı ki
‘soykırımcı’ NATO çatısı altında yeni stratejik konsept maskesiyle hazırlıklar
tamamlanmakta.
Barış Zeren ‘Rusya ile Çin: Doğu’ya Dönüş’ başlıklı
makalesinde iki ülkenin hızla sıkı bir ittifaka yöneldiğinin altını çiziyor ve
ekliyor; ‘Kuşkusuz, ABD'nin de Avrupa'nın da böyle bir gelişmeyi izlemekle
yetineceğini kabul etmek güçtür.’ Brzezinski’nin çıkışları işte tam burada
netlik kazanıyor askeri harcalamalarda ABD ve Çin’in ardından gelen Rusya’yı
kendi safına çekebilirse Doğu ve Batı arasındaki denge korunmuş olur. Batı bu
on yıl içerisinde bunu başarmalıymış. Aksi halde Dünya’da keşmekeş hâkim
olacakmış sanki ‘imparatorluğun’ şaşalı dönemlerinde her yer gülistanmış gibi.
Aslında Brzezinski ‘ Amerikanın arından’ başlığı ile Foreing
Policy’de yayınladığı makalesinde Türkiye’ye eski Osmanlı coğrafyasını layık
görüyor diğer ülkelerin de çeşitli ittifaklara yöneleceklerini belirtiyordu.
Böyle olması halinde dahi ‘Bu ülkelerin
hiçbiri, Amerika’nın liderlik rolünü miras almayı düşünmek için dahi lazım olan
iktisâdi, mâli, fennî/teknolojik ve askeri bileşime sahip olmayacaklardır.’ (3)
diye ekliyordu.
Devam ediyoruz;
‘Amerikan çöküşü küresel güvensizliğe yol açar, bazı savunmasız devletleri
tehlikeye atar ve Kuzey Amerika’da daha sıkıntılı bir muhit yaratır kaygısı,
ABD’nin küresel üstünlüğü adına ileri sürülmüş bir sav da değildir.’ Sezar’ın
hakkı Sezar’a diyorum ve bu savunmasız kalacak ülkeleri gene kendilerine
saydırıyorum: ‘Gürcistan, Tayvan, Güney
Kore, Belarus, Ukrayna, Afganistan, Pakistan, İsrail ve Büyük Ortadoğu dâhil,
korunmasız durumda kalan devletler tabiatta tehlikeye düşmüş türlerin
jeopolitik muadilleridirler.’ şimdi tablo tamamlanmış görünmektedir.
Çöküş kaçınılmazdır biliyoruz. Mekânı cennet olsun Arslan
Başer Kafaoğlu Hocamız 90’lı yılların başından beri Batı kapitalist sistemi ve
dolayısıyla ABD çökmektedir diye diye gitti. Ve şimdi buradayız…
Çin’e dair ne diyebilirim, eski usûl kalkınma modelleri
sarmalında sıkışıp kalırsa yeni bir merkez kapitalist ülke olma tehlikesi arz
ediyor. Yok, biz ‘sosyalistiz’ diyorsa ille de ‘ekolojizm’ diyerek Monthly
Review tayfasının kulaklarını çınlatıyorum.
İhtiyarın nasihatleri elbet dinlenecektir. Muhterem bir
zattır ve fikirlerinin muteber olduğunu biliyoruz. Çankaya’da bir noterimiz var
‘muhteremlerin’ sözünden çıkmamaktadır nede olsa ‘Exeter’ çıkışlıdır.
Büyük Ortadoğu için şehitler vermekteyiz onları unutmuyorum vebali
boyunlarınadır…
M.Recep Erçin
17.05.2012
1- Haberturk.com’da yer alan ‘Türkiye ABD'nin kaybettiği
rolü devralabilir’ başlıklı haber. (16.05.2012)
*niçin ‘içi boş ve gaz dolu’ bir başlık attıklarını anlayabiliyorum.
2- Barış Zeren’in ‘Rusya ile Çin: Doğu’ya Dönüş’ başlıklı
yazısı ( Aydınlık, 04.05.2012)
3- Zbigniew Brzezinski ‘Amerika’nın ardından’
(dunyabulteni.net sitesinden bakılabilir.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder