11 Mayıs 2012 Cuma

Dön Baba Dönelim


Dön Baba Dönelim


Dönektirler, dönerler. Bu döngü evrenin döngüsü değildir. Bir tekâmül sayamayız, yüz seksen derecedir ve orada kalırlar. Pervanedirler, rüzgâr nereye onlar oraya…

Solcu mu? Hiç olmadılar, olamazlar. Sol’un vicdanına sahip değillerdir. Para ve şöhret sarmalında hapsolmuşturlar. Bugün ak yarın kara olur. Hep gridirler. Belirsiz diyoruz. Ve parayı veren zurnayı çalar diye ekliyorum. Çok ağırdır kabul ediyorum lakin müstahaktır.

Attila İlhan ışıklar içerisinde yatsın ‘dönek bereketi’ diyordu ve ‘yüzde on hain kontenjanını’ açıkladı buna dâhildirler. İhanet bize değil kendilerinedir, ruhları satılıktır şeytanın defterinde yazılıdır, biliyoruz.

Zaman zaman yumurtlarlar, bir yumurta için yedi köyü uyandırırlar. Gene ‘gıt gıt gıdak yumurtam sıcak’ diye ötüvermiş ‘ne demiş, niye demiş, neden demiş’ artık biliyoruz. Bir hastalıktır teşhis ediyorum. Kabahatin çoğu bizimdir, bütün hainler bizden çıkmadır kabul ediyoruz.

Mehmet Süha Alparslan yazmış, döneklerimizi sıralamış kabulümüzdür. İyi yetiştirememişiz, suç bizimdir ön kabulünden sonra ekliyorum kumaş kötüyse dikiş iyi olsa ne yazar. Biz diktik, dikeriz dikiş tutmamış neyleyeyim.

Mehmet Süha lütfetmişler ‘‘TİİKP’nin lideri ise bildiğiniz gibi Doğu Perinçek, aldığı virajları yazmakla bitiremeyiz ama kendisi Silivri mahpusu ve özgür olamadığı için onun hakkında yazı yazmak bize yakışmaz.’’ yazmamışlar, yazsan kaç yazar diyorum. Döneklerimizi sıralayıp sonra kendince nazik göndermeler yapmak peşinde, çocukça buluyorum. Özgür olmadığı için yazmamış ‘düşene vurulmaz edebiyatıdır’ saçmadır. Tonlarca ‘yalan, iftira, suçlama, ihanet vs.’ sen yazsan kaç yazar. ‘virage; dönme, döndürme, çevirme, dönemeç, yönelme, sapma’ ne güzel dilimiz var. Yönelme olarak kabul ediyorum, biz sürücü değiliz ‘dönemeç alamıyoruz’. Yolumuz uzundur, dönemeçler vardır ve yolu biz çizmedik, tarih en büyük devrimcidir. Teori geliştirilmeye muhtaçtır ‘her birikim bir sıçrayışa gebedir’ biz ilerliyoruz yolumuz bellidir ilkelerimizden ödün vermedik ve tekrarlıyorum yazsan kaç yazar. Hep kelepçeliyiz, doğru yolda olduğumuzun göstergesidir sığdır ama belirleyicidir. Sınıfın zincirleri ve aydının kelepçeleri…

Mehmet Süha elbet bilir, ‘döneklerimizi’ yazmış kabulümüzdür. Unutmuş olmalı Hasan Yalçın yazmıştı ‘Dönekler’ okuduğundan eminim not düşmeyi unutmuş. Tekrar okusun biz yazdık eksiğimiz yoktur. Yol uzundur, düşenlere çürük elma diyebiliriz içlerine kurt girmiş ‘şöhret ve para’ ruhunu kemirir çürütür, çürükler düşer kuraldır.

Mehmet Süha iğneyi kendine batırmayı unutmuş kalemini çuvaldız eylemiş. Üzerindeki çamuru görmeden milletin gözündeki çapağa söz etmiş. Hatırlatsak mı yoksa bizde mi lütufta bulunsak, unutkanlığına mı versek bilemedim. Eline bir liste tutuşturup ‘elbet bir gün’ demekten vazgeçip ‘gün bugündür, günümüzü gün edelim’ diyenleri mi sıralasak? Sol vicdanı dedik ya biz döneklerimizi yazdık. (1) Haydi bakalım sıra sizde!

‘esvab-ı matem giydiysek eynimize/ temenna etmediğimizdendir iblisin piçine/ asude halımıza bakıp da aldanan nicedir/ bilmezler mi şems batmaz şu felek dönmedikçe.’ 


M.Recep ERÇİN
11.05.2012

1- Hasan Yalçın ‘Dönekler’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder