Dön Baba Dönelim
Dönektirler, dönerler. Bu döngü evrenin döngüsü değildir.
Bir tekâmül sayamayız, yüz seksen derecedir ve orada kalırlar. Pervanedirler,
rüzgâr nereye onlar oraya…
Solcu mu? Hiç olmadılar, olamazlar. Sol’un vicdanına sahip
değillerdir. Para ve şöhret sarmalında hapsolmuşturlar. Bugün ak yarın kara
olur. Hep gridirler. Belirsiz diyoruz. Ve parayı veren zurnayı çalar diye
ekliyorum. Çok ağırdır kabul ediyorum lakin müstahaktır.
Attila İlhan ışıklar içerisinde yatsın ‘dönek bereketi’
diyordu ve ‘yüzde on hain kontenjanını’ açıkladı buna dâhildirler. İhanet bize
değil kendilerinedir, ruhları satılıktır şeytanın defterinde yazılıdır,
biliyoruz.
Zaman zaman yumurtlarlar, bir yumurta için yedi köyü
uyandırırlar. Gene ‘gıt gıt gıdak yumurtam sıcak’ diye ötüvermiş ‘ne demiş,
niye demiş, neden demiş’ artık biliyoruz. Bir hastalıktır teşhis ediyorum.
Kabahatin çoğu bizimdir, bütün hainler bizden çıkmadır kabul ediyoruz.
Mehmet Süha Alparslan yazmış, döneklerimizi sıralamış
kabulümüzdür. İyi yetiştirememişiz, suç bizimdir ön kabulünden sonra ekliyorum kumaş
kötüyse dikiş iyi olsa ne yazar. Biz diktik, dikeriz dikiş tutmamış neyleyeyim.
Mehmet Süha lütfetmişler ‘‘TİİKP’nin
lideri ise bildiğiniz gibi Doğu Perinçek, aldığı virajları yazmakla bitiremeyiz
ama kendisi Silivri mahpusu ve özgür olamadığı için onun hakkında yazı yazmak
bize yakışmaz.’’ yazmamışlar, yazsan kaç yazar diyorum. Döneklerimizi
sıralayıp sonra kendince nazik göndermeler yapmak peşinde, çocukça buluyorum.
Özgür olmadığı için yazmamış ‘düşene vurulmaz edebiyatıdır’ saçmadır. Tonlarca
‘yalan, iftira, suçlama, ihanet vs.’ sen yazsan kaç yazar. ‘virage; dönme, döndürme, çevirme, dönemeç, yönelme, sapma’ ne
güzel dilimiz var. Yönelme olarak kabul ediyorum, biz sürücü değiliz ‘dönemeç
alamıyoruz’. Yolumuz uzundur, dönemeçler vardır ve yolu biz çizmedik, tarih en
büyük devrimcidir. Teori geliştirilmeye muhtaçtır ‘her birikim bir sıçrayışa
gebedir’ biz ilerliyoruz yolumuz bellidir ilkelerimizden ödün vermedik ve
tekrarlıyorum yazsan kaç yazar. Hep kelepçeliyiz, doğru yolda olduğumuzun
göstergesidir sığdır ama belirleyicidir. Sınıfın zincirleri ve aydının
kelepçeleri…
Mehmet Süha elbet bilir, ‘döneklerimizi’ yazmış
kabulümüzdür. Unutmuş olmalı Hasan Yalçın yazmıştı ‘Dönekler’ okuduğundan
eminim not düşmeyi unutmuş. Tekrar okusun biz yazdık eksiğimiz yoktur. Yol
uzundur, düşenlere çürük elma diyebiliriz içlerine kurt girmiş ‘şöhret ve para’
ruhunu kemirir çürütür, çürükler düşer kuraldır.
Mehmet Süha iğneyi kendine batırmayı unutmuş kalemini
çuvaldız eylemiş. Üzerindeki çamuru görmeden milletin gözündeki çapağa söz
etmiş. Hatırlatsak mı yoksa bizde mi lütufta bulunsak, unutkanlığına mı versek
bilemedim. Eline bir liste tutuşturup ‘elbet bir gün’ demekten vazgeçip ‘gün
bugündür, günümüzü gün edelim’ diyenleri mi sıralasak? Sol vicdanı dedik ya biz
döneklerimizi yazdık. (1) Haydi bakalım sıra sizde!
‘esvab-ı matem
giydiysek eynimize/ temenna etmediğimizdendir iblisin piçine/ asude halımıza
bakıp da aldanan nicedir/ bilmezler mi şems batmaz şu felek dönmedikçe.’
M.Recep ERÇİN
11.05.2012
1- Hasan Yalçın ‘Dönekler’
* Mehmet Süha Alparslan’ın ‘hoş ama boş’ yazısı : (http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1236167194&news_code=1336553906&year=2012&month=05&day=09)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder