3 Mayıs 2012 Perşembe

nisan 2012


... meğer ne çok şey söylemişiz, biraz senden biraz benden alıntılarla defterlerimizi şiirlerle bezemişiz. sonra sırasıyla yakıp her bir sayfayı yalazında düşlerimizi avutmuşuz. nice ağıtlar yakmadık mı gidenlerin ardından? gene öyle feryat figan akşamlarımız olacak. unutma, aynı ıslığı iki kez çalmam! ya şimdi yak sigaranı üfür dumanlarını geceye ya da söndür son kibritini veda karanlığında mumlar öksüz kalsın ... (01.04.2012)

... kırlangıç günleridir, pürtelaş bulutlar nisan yağmurları çağlarken/ pejmürde beyazlar kuşanmış baharların/ tutkunum bilirsin, hem vurgunum/ zülüflerin değince mavi gülüşlerime yırtasım gelir başıboş sayfaları/ ağır aksak ezgilerin yoldaşlığında gece yarıları/ bir türlü unutamadığım nefesin bir şeyler fısıldamakta/ sus anlatma sırası değil şimdi kocakarı masallarının/ asude yalnızlığımı dağıtıp sonra kaçacaksın seziyorum/ bu sefer yıldızlarımı da yanına katarak hem de / bana sarılacağım kadife şiirler yadigâr bırakacaksın... (02.04.2012)

...akşam vakti etrafımda dolanan dizeler nereye uçup gittiler, gurubun kızıl saçlarına aldanıp beni gecenin kollarına mı emanet ettiler? (kayıp şiirler için, 13.04.2012)

''gökyüzümü bana geri verin ey öfkeli bulutlar, 
 göz yaşlarınızın müsebbibi ben olamam, 
 hayır hayır o ben değilim...

 bağcıklarım çözülmüş artık beni taşıyamaz bileklerim, 
 gitme sensiz uyuyamaz perilerim, 
 ağır ağır çöker sol yanıma akşam, 
 susma sessizlik boğar umutlarımı... 

 bakmaya kıyamadığım gözlerin için, 
 ufuktaki kızıl güle bir şarkı da ben yazdım. 
 mağripte çoğalan ölü gölgeler sormazlar halim nice
 bir şarkı da ben yazdım seher yıldızına,  
 tutmaya kıyamadığım ellerin için...'' (13.04.2012)

... gidişler hep bilinmeye; bazısı çok erken, belki de yeniden yeşermek için gülümseyen bir güneşe.. (14.04.2012)

''yazdım, gene yazarım hilafsız.../ bir güvercinin kanadına tutuşturup sevdamı/ öyle ürkek, öyle sıcak ve öyle coşkulu/ uçururum son sürat günbatısı nefesimle.'' (15.04.2012)

''gûyem rahle üstünde kitab-ül tenasüh
 ab-ı hayat erdemi iç kana kana
 memalik-i mutantan fezanın eteklerinde
 zilzurna gönüller, feraset delişmen
 eblehtir serim bu dem, cânım cânânım efendim
 külli cenahtan etme beni mahrum
 ulvi berzahlarda olurum mahkûm
 letafet-i meşrebi sezilir de lakin sorulmaz ahvali bilinmez kadim
 arştan arza seyran eder de söylenmez ismi mahfuz efendim''
(15.04.2012)

''artık gözyaşlarımı durduramıyorum, bulutlar boşaldı boşalacak/ bu kahırlar uykuları haram kılıyor, ürkütüyor imgelem perilerini/ bir yaşamak düşün hayaller ülkesinde, ölüm uykusuna yatar gibi/ en büyük günahı gözlerimizi açmakla işlemedik mi, en büyük yalanı ağlamakla söylerken.'' (19.04.2012)

''şu bahar çiçeklerine inat
 bir tutabilsem ellerini
 ve yıldızları öpercesine dokunsam tenine,
 sana yazdığım bütün şiirleri unutsam o an,
 hiç yazılmamış imgeler türetsem.
 büyülenmiş gibi sarıldım fezanın saçlarına
 sırtımda kalan ömrümün ağır yükü...
 ben değilim diş bileyen zamana
 o hasım belledi beni,intikam yeminleri içti
 eski bir hesabın hatırına.
 uzak durma ne olur
 sen olmadan uçamam.'' (21.04.2012)

‘‘godot’yu bekler gibi bekliyorsan yarını,
zincirlerini bağlamışsan ejderhanın diline,
daha çok ağıtlar yakılır yitip giden düşlere…

gözlerine cehennem güneşi doğuyorsa,
başında ölümün insafsız rüzgârları
ve burnunda kan kokuları geziniyorsa
daha çok taşırsın omuzlarında 
geçmiş ve gelecek hayallerin 
aslında hiç olmayan yükünü…

söz dilin eseri yazı kalemin
kitaplar yapmaz devrimi
kitabullah bile kılıçla savundu kendini...'' (22.04.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder