...
meğer ne çok şey söylemişiz, biraz senden biraz benden alıntılarla
defterlerimizi şiirlerle bezemişiz. sonra sırasıyla yakıp her bir sayfayı
yalazında düşlerimizi avutmuşuz. nice ağıtlar yakmadık mı gidenlerin ardından?
gene öyle feryat figan akşamlarımız olacak. unutma, aynı ıslığı iki kez çalmam!
ya şimdi yak sigaranı üfür dumanlarını geceye ya da söndür son kibritini veda
karanlığında mumlar öksüz kalsın ... (01.04.2012)
...
kırlangıç günleridir, pürtelaş bulutlar nisan yağmurları çağlarken/ pejmürde
beyazlar kuşanmış baharların/ tutkunum bilirsin, hem vurgunum/ zülüflerin
değince mavi gülüşlerime yırtasım gelir başıboş sayfaları/ ağır aksak ezgilerin
yoldaşlığında gece yarıları/ bir türlü unutamadığım nefesin bir şeyler
fısıldamakta/ sus anlatma sırası değil şimdi kocakarı masallarının/ asude
yalnızlığımı dağıtıp sonra kaçacaksın seziyorum/ bu sefer yıldızlarımı da
yanına katarak hem de / bana sarılacağım kadife şiirler yadigâr bırakacaksın...
(02.04.2012)
...akşam
vakti etrafımda dolanan dizeler nereye uçup gittiler, gurubun kızıl saçlarına
aldanıp beni gecenin kollarına mı emanet ettiler? (kayıp şiirler için,
13.04.2012)
''gökyüzümü
bana geri verin ey öfkeli bulutlar,
göz
yaşlarınızın müsebbibi ben olamam,
hayır
hayır o ben değilim...
bağcıklarım
çözülmüş artık beni taşıyamaz bileklerim,
gitme
sensiz uyuyamaz perilerim,
ağır
ağır çöker sol yanıma akşam,
susma
sessizlik boğar umutlarımı...
bakmaya
kıyamadığım gözlerin için,
ufuktaki
kızıl güle bir şarkı da ben yazdım.
mağripte
çoğalan ölü gölgeler sormazlar halim nice
bir
şarkı da ben yazdım seher yıldızına,
tutmaya
kıyamadığım ellerin için...'' (13.04.2012)
...
gidişler hep bilinmeye; bazısı çok erken, belki de yeniden yeşermek için
gülümseyen bir güneşe.. (14.04.2012)
''yazdım,
gene yazarım hilafsız.../ bir güvercinin kanadına tutuşturup sevdamı/ öyle
ürkek, öyle sıcak ve öyle coşkulu/ uçururum son sürat günbatısı nefesimle.''
(15.04.2012)
''gûyem
rahle üstünde kitab-ül tenasüh
ab-ı
hayat erdemi iç kana kana
memalik-i
mutantan fezanın eteklerinde
zilzurna
gönüller, feraset delişmen
eblehtir
serim bu dem, cânım cânânım efendim
külli
cenahtan etme beni mahrum
ulvi
berzahlarda olurum mahkûm
letafet-i
meşrebi sezilir de lakin sorulmaz ahvali bilinmez kadim
arştan
arza seyran eder de söylenmez ismi mahfuz efendim''
(15.04.2012)
''artık
gözyaşlarımı durduramıyorum, bulutlar boşaldı boşalacak/ bu kahırlar uykuları
haram kılıyor, ürkütüyor imgelem perilerini/ bir yaşamak düşün hayaller
ülkesinde, ölüm uykusuna yatar gibi/ en büyük günahı gözlerimizi açmakla
işlemedik mi, en büyük yalanı ağlamakla söylerken.'' (19.04.2012)
''şu
bahar çiçeklerine inat
bir
tutabilsem ellerini
ve
yıldızları öpercesine dokunsam tenine,
sana
yazdığım bütün şiirleri unutsam o an,
hiç
yazılmamış imgeler türetsem.
büyülenmiş
gibi sarıldım fezanın saçlarına
sırtımda
kalan ömrümün ağır yükü...
ben
değilim diş bileyen zamana
o
hasım belledi beni,intikam yeminleri içti
eski
bir hesabın hatırına.
uzak
durma ne olur
sen
olmadan uçamam.'' (21.04.2012)
‘‘godot’yu
bekler gibi bekliyorsan yarını,
zincirlerini
bağlamışsan ejderhanın diline,
daha
çok ağıtlar yakılır yitip giden düşlere…
gözlerine
cehennem güneşi doğuyorsa,
başında
ölümün insafsız rüzgârları
ve
burnunda kan kokuları geziniyorsa
daha
çok taşırsın omuzlarında
geçmiş
ve gelecek hayallerin
aslında
hiç olmayan yükünü…
söz
dilin eseri yazı kalemin
kitaplar
yapmaz devrimi
kitabullah
bile kılıçla savundu kendini...'' (22.04.2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder