29 Nisan 2012 Pazar

ölü aşıklar üzerine


ölü aşıklar üzerine

cezayir sokağına bir akşamüstü
ellerim nasıl üşüyor bilemezsin
sızıp kalmışım yoksul bir duvarın dibinde
sarmaşık gülleri mevsiminde

incecik bulutlar satardı hani
bilirsin, bir gelir bir giderdi
sağım solum sobe adını bilmezdik
çok severdik niyeyse, hep aldanırdık

mosmor kesilmiş dudakların
belli ki beni özlemişler
özlemler ara sıra çıkıp geliyor
sonrası malum yağmur zamanı

cin masalları anlatılırken
soluksuz dinlerdik inanmış gibi
şeytan kuşlarının çığlıkları sarsınca geceyi
sen pek haz etmezdin ya neyse

ipek bir şal salınıyor nazlı nazlı
kıskanmadım desem yalan
sarılıp sımsıkı boynuna
bulutları çatlatır hasretim

masada yine üç bardak var
ikisi bizim biri azrail'in
her gelişinde kafayı çekip gidiyor
alacağını unutmuyor da hesap devrediyor

ecelim olacaksa elinden
başım gözüm üstüne
sonra kurşunlar ağır gelir
dağılıp gecenin sislerinde

muntazam yükselmekte, aşk ve ölüm sarmalı
bir türlü yakamdan düşmüyor meret
bir ilmek bir ilmek daha sıktıkça sıkıyor
ne zamandır üzerimde sarhoşluğu
suratıma yumruğu indi inecek
içimde simsiyah bir sabaha uyanacağım korkusu...

mustafa recep
(29.04.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder