mayıs 2012
esvab-ı matem giydiysek eynimize/ temenna etmediğimizdendir
iblisin piçine/ asude halımıza bakıp da aldanan nicedir/ bilmezler mi şems
batmaz şu felek dönmedikçe. (03.05.2012)
''yarının düşünceleri geleceğimize ışık tutabilseydi,
kahinlerin kehanet dolu şiirleri şüphesiz apaçık bir rehber vazifesi görürdü''
(03.05.12)
''papatyaların şarkısı çalıyor gün örtünürken / masamızda
bir kaç kadeh bal rengi hüzün
hanımeli çiçeklerinin davetkar kokusu / ufukta
parıldayan kan ve kılıç
devrik cümleler tutuşturur sayfaları / tenimde teninin
dayanılmaz sıcaklığı
toz toprak dememişim rüzgar gibi geçmişim / ah şimdi
bu gemi ve yalnız değil bu deniz'' (05.05.2012)
''gün döndü, kasvetli dumanlar sardı semayı
cana hançer değdi cihanı dar eyledi
kırık penceremde arsız gece kuşları
şu kırmızı güller aşkına dilim tutulsun
bu düzen, düzen değil...
poşusu boynunda dalga dalga alemdar-ı hürriyet
gözlerinde muhayyer saklı bir hüzün
omuzlarına ağır kederler çökmüş, adalet tanrıçasının''
(cihan kırmızıgül'e ithafen, 12.05.2012)
''dilde yalan şarkılar
tende yasak sevişmeler
acı göçer, kalan gölge
ve susuz aklımda birkaç hece
bu gece bu gece...
kahve dumanları sarsın,
sarmalasın sızılarımı
yaksın yaksın kanatlarımı
kestiysem bileklerimi intihar uğruna değil
ölüm aşkına belki
ama en çok da senin için, yokluğun için''
(13.05.2012)
''beni sorma... yüreğinden ateş aldım, hasrete vurma. beni
sorma... gözlerinden yıldız çaldım, güneşe durma. beni sorma... dağları düşman
sardı, geceye kalma. beni sorma... kurşunları sen sandım, ölüme kızma. beni
sorma... kartallardan haber saldım, yarimi sakla. beni sorma, beni sorma,
beni...'' (14.05.2012)
''zar, gül ve şiir...
siyaha tutulmuş uçurumlar bu gözler senin değil
senin değil bu ruzigar, kapılmışız ne çare
yırtıp geçiyor tarihi, savrulup dizelere
dur desende duramaz dolu dizgin esince.
döner mi makûs talih, çalsam zarlarını iblisin
büsbütün mü kayar yoksa şu garip yıldızlar
yapraklarını soldurup cennetteki güllerin
dalgalanır yine zamansız efkârı şairin'' (15.05.012)
''ben yudum yudum içtim aşkı/ sevdalardan geçtim
bir gonca gül hatırına gururu ezdim
ben ağır ağır gezdim arzı/ cennetlerden geçtim
bir beyaz gün aşkına umutlar ektim
ben satır satır yazdım günahı/ tanrılardan geçtim
bir yitik düş uğruna yalnızlığı seçtim
sen pare pare yağdırıp yıldırımları/ bulutlardan
geçtin
sesinde kırkikindi yağmurlarının canhıraş gürültüsü
ve bir günahkar akşam için kadehler devirdin''
(15.05.2012)
''ne kadar çok cümle biriktirmişim meğer gözlerimde,
şimdi zamanıdır süzülün kirpiklerimden desem,
ne bir kalem anlayabilir onları ne de bir kağıt,
zaten hiç mecalim yok dilimde sessiz bir ağıt.''
(16.05.2012)
''caddeler boyunca geniş kaldırımlara yığılmış
sanki yaprak ölüleri köhne matbuat
adımları ağır aksak savrulan
güneş bile kol kanat geriyor
ellerinde flamalarıyla al beyaz geçidin coşkusu
bugün günlerden mayıs...
ceplerimizde sayfalar dolusu yağmur bulutu
sancaklarımızı göğe mızrak mızrak dikişimizi görmelisin
bu sular seller gibi çağlayan şarkıları
ve on binlerce sıkılı yumruklarımızı
bugün günlerden mayıs...
gene suç işledik ferman yakındır
eğmedik boynumuzu rezil despotlara
yıkarız yıkarız tahtları elbet
bu ucuz saltanatı kuran gafletimiz değil mi
yıkarız zamanıdır yıkarız elbet
bugün günlerden mayıs...
sende şimdi sımsıkı sarıl bu bayrağa
eflatun masallardan yükselen ezgilerle,
dalgalansın on dokuz kere istiklal
rıhtımda paldır küldür deryaları aşan sesimiz
bugün günlerden mayıs
ve biz hep o vapurdayız...''
(20.05.2012)
''dopdolu yüreğin; gözlerinden deliren aklın ve gerçeklere
duyduğun aşkı betimleyen sohbetin'' (bu benim için yazılan ikinci büyük söz.
büyük lütuf addediyorum. yazana (deniz onursal) teşekkürlerimi sunuyorum.)
22.05.2012
'' İnsanların gözlerindeki korkuyu ancak gözlerini
kapadıklarında fark edebilirsiniz.''
''Korkuya ram olmaktan kurtulmak için onu kaygılarınızla
beslemekten vazgeçin.'' (23.05.2012)
''biliyorum, hiçbir güzel an sonsuza dek sürmez elbet
mutlulukta öyle... işte tam da bu yüzen seni daha ne kadar tutabilirim
bilmiyorum. ama hissediyorum yakında gideceksin.'' (25.05.2012)
''solmuşsa yaprakları takvimin
hissettirmeden koklamalı,
köhne saatin tik takları onu korkutmamalı.
bir asude ölüm lazım o vakit bana
ve bir yudum sevda,
ve elbet senin saçlarından bir rüzigaaarkoparıp,
eski bir mendile sarıp saklayacağım.
siren sesleri uykumu dağıttığında
güneş penceremde münzevi
yalnızlığımsa her sabah,
bir o kadar mütevekkil'' (27.05.2012)
''gidecekse gitsin pır pır uçurumlara vurgun yüreği
ışıl ışıl bir günü kucaklasın bulutsu gözleri
andolsun güle, kağıda ve kurşunlara, en çok da onlara
elleri arkasında yorgun, sarhoş fıkraları tüter
ıslığında...
gidecekse gitsin soğuk bir yel uçursun saçlarını
atlılar ürkek, top seslerinden sağır muzaffer
süvarileri
iflasın eşiğindeki ciğerleri bir kibritin ucunda
küstahlığı katlanılmaz oluyor dolu dizgin öfke
nöbetlerinde...
gidecekse gitsin efendim belki zamanıdır
zaten tutamazsın meleklerin kanadını
sol yanında yırtılmış düşman sancağı
oysa intihar, tek başına bir vals'tir savaşın
ortasında... '' (31.05.2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder