Gül’ler’in İçinden…
‘tragédie’ ve ‘comédie’ veya ‘tragedya ve komedya’ burada
kesiyorum.
‘once upon a time’ böyle başlamam gerekiyor ve devam
ediyorum, ‘evvel zaman içinde kalbur saman içinde’ yeni Osmanlı’da harem
savaşları diyebiliriz zaten ‘harem savaşlarını’(1) yazmış olmam bu yazıda bir
masala atıf yaptığımızı gösterir. Masal anlatmayı beceremeyen, dinlemeyi pek
seven biri olarak okumayı ve yazmayı bir sonraki ömrüme bırakıyorum; bu
facianın akıbeti her halükarda güldürüdür. (2)
Teşbihte hata olmaz bu dalavere düzeninin içinde rolleri
paylaştırmak zorunlu oluyor, bir güldürüden söz edeceksek bunu es geçemem.
Hürrem için Erdoğan’ı düşünüyorum, Mahidevran Gül, Gülfem Arınç ve Valide
Sultan için Gülen gayet uygundur. Süleyman’ı Obama olarak görebiliriz
böylelikle harem savaşlarını ‘hamam kavgasına’ indirgiyoruz. Cariyelerin pek
ateşli olduğu görülmekte; ‘taraf, zaman’ yazarları ve AKP’nin yeni dönem asları
iki karşıt cephe olarak konumlandırılabilir.
Bir roman olarak düşünüyorum, bugünlerde yokluğunu daha bir
hissettiğimiz Attila İlhan’ı anıyorum ve bizi erken bıraktığı inancındayım on
sene daha kalmalıydı, en güzel o yazardı.
‘Gül ve Gülen iç
içedirler, biri modern ortaçağın engizisyonunu (gülen) diğeri ise alafranga
Osmanlı monarşisini(gül) temsil etmektedir. Biri dini araç edinmiştir ve hukuk
cinayetleri işlemektedir. Diğeri cumhuriyeti araç edinmiştir ve yakasında
imparatorluğun büyük şövalyesi nişanını taşımaktadır. Şimdi ikisi birdirler,
içimizdeki ABD ve UK!’(3)
Bitirmek için uygundur…
Haşim Kılıç’ın ‘yargı kuşatması’ çıkışları ile dünkü Anayasa
Mahkemesi’nin Gül’ün görev süresine dair verdiği kaymaklı kadayıf görünümündeki
kararın aynı saflaşmanın tezahürü olduğu inancındayım.
Son Bakanlar Kurulu toplantısından sonra konuşan Arınç ‘4.
yargı paketinde özel yetkili mahkemelerle ilgili bir çalışma olmadığı’ söyledi.
Bu kamuoyunda Gülerce’nin geçen hafta yaptığı ‘ya ters bir rüzgâr eserse’
uyarısının(tehdidinin) etkili olduğu izlenimini verse de bir gün sonra
Erdoğan’ın ÖYM’leri düzenleyen Ceza Muhakemeleri Kanunu ile ilgili Adalet
Bakanlığı’nda ayrı bir çalışma yapıldığını açıklaması ve bu mahkemelerin
zararlı bir takım uygulamalarının olduğunu belirtmesi Erdoğan’ın kendinden
başka güç odağı istemediğinin kanıtıdır. Bu öyle ki ‘ters rüzgâr’ riskinin dahi
göze alındığını gösteriyor.
Zatı muhteremin ‘geri dön, geri dön’ şarkılarına salya sümük
verdiği ‘gelirim emme burada keyfim iyi’ yanıtı giden razı kalan razı tadında. Hani
şimdi Gül’ün keyfine de diyecek yok seçim gezilerine de erken başlamıştı.
Suriye cephesinde kaybetmeye başlayan Erdoğan bu badireyi de hafif sıyrıklarla
atlatırsa başkanlık sistemini dayatacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin dünkü
kararından sonra bu elzemdir.
Darbe dönemlerine taş çıkaran bir istihzayla yıllardır
içeride tutulan onurlu yurtseverler bu güç savaşını izlemekle birlikte
despotlardan medet ummamaktadırlar. Sevgili dostumuz Barış Terkoğlu mektubunda
18 Hazirandaki Odatv duruşmasını hatırlatıyor ve ekliyor ‘Gerçek bir hukuk düzeninde
burada bir saniye kalmamız fazladır. Lakin despotizm egemendir. Hürriyet her
yerde hapistir.’
...''istiskal eyledi gece bulutları, ayı
muzaffer kıldı
yalancı kandiller yanar olmuş hümayun
rahlesinde
vatan-ı mukaddes, içtiğin kanlar haram
olsun
damlarda dirhem dirhem eriyecekse
kılıcın kesemediği kafalar
şu toprağında çürümüş kuvvacıların
etleri zehir olsun, zıkkım olsun
bende alır divane serimi vururum mihenk
taşına
ederi bilinir mi hiç, etmez gavur
akçesiyle beş pare
ey sırnaşık gaflet, ey sonsuz göklerin
sergüzeşt mimarı
bu ebleh-i ahaliyi tutarsın da bizi ne
diye hakir görürsün''...
M.Recep ERÇİN
16.06.2012
2- "Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel
büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi
unutmuş: ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak."
Louis Bonaparte'in 18 Brumaire'i, Karl Marx
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder