16 Haziran 2012 Cumartesi

Gül’ler’in İçinden…


Gül’ler’in İçinden…

‘tragédie’ ve ‘comédie’ veya ‘tragedya ve komedya’ burada kesiyorum.

‘once upon a time’ böyle başlamam gerekiyor ve devam ediyorum, ‘evvel zaman içinde kalbur saman içinde’ yeni Osmanlı’da harem savaşları diyebiliriz zaten ‘harem savaşlarını’(1) yazmış olmam bu yazıda bir masala atıf yaptığımızı gösterir. Masal anlatmayı beceremeyen, dinlemeyi pek seven biri olarak okumayı ve yazmayı bir sonraki ömrüme bırakıyorum; bu facianın akıbeti her halükarda güldürüdür. (2)

Teşbihte hata olmaz bu dalavere düzeninin içinde rolleri paylaştırmak zorunlu oluyor, bir güldürüden söz edeceksek bunu es geçemem. Hürrem için Erdoğan’ı düşünüyorum, Mahidevran Gül, Gülfem Arınç ve Valide Sultan için Gülen gayet uygundur. Süleyman’ı Obama olarak görebiliriz böylelikle harem savaşlarını ‘hamam kavgasına’ indirgiyoruz. Cariyelerin pek ateşli olduğu görülmekte; ‘taraf, zaman’ yazarları ve AKP’nin yeni dönem asları iki karşıt cephe olarak konumlandırılabilir.

Bir roman olarak düşünüyorum, bugünlerde yokluğunu daha bir hissettiğimiz Attila İlhan’ı anıyorum ve bizi erken bıraktığı inancındayım on sene daha kalmalıydı, en güzel o yazardı.

‘Gül ve Gülen iç içedirler, biri modern ortaçağın engizisyonunu (gülen) diğeri ise alafranga Osmanlı monarşisini(gül) temsil etmektedir. Biri dini araç edinmiştir ve hukuk cinayetleri işlemektedir. Diğeri cumhuriyeti araç edinmiştir ve yakasında imparatorluğun büyük şövalyesi nişanını taşımaktadır. Şimdi ikisi birdirler, içimizdeki ABD ve UK!’(3)

Bitirmek için uygundur…

Haşim Kılıç’ın ‘yargı kuşatması’ çıkışları ile dünkü Anayasa Mahkemesi’nin Gül’ün görev süresine dair verdiği kaymaklı kadayıf görünümündeki kararın aynı saflaşmanın tezahürü olduğu inancındayım.

Son Bakanlar Kurulu toplantısından sonra konuşan Arınç ‘4. yargı paketinde özel yetkili mahkemelerle ilgili bir çalışma olmadığı’ söyledi. Bu kamuoyunda Gülerce’nin geçen hafta yaptığı ‘ya ters bir rüzgâr eserse’ uyarısının(tehdidinin) etkili olduğu izlenimini verse de bir gün sonra Erdoğan’ın ÖYM’leri düzenleyen Ceza Muhakemeleri Kanunu ile ilgili Adalet Bakanlığı’nda ayrı bir çalışma yapıldığını açıklaması ve bu mahkemelerin zararlı bir takım uygulamalarının olduğunu belirtmesi Erdoğan’ın kendinden başka güç odağı istemediğinin kanıtıdır. Bu öyle ki ‘ters rüzgâr’ riskinin dahi göze alındığını gösteriyor.

Zatı muhteremin ‘geri dön, geri dön’ şarkılarına salya sümük verdiği ‘gelirim emme burada keyfim iyi’ yanıtı giden razı kalan razı tadında. Hani şimdi Gül’ün keyfine de diyecek yok seçim gezilerine de erken başlamıştı. Suriye cephesinde kaybetmeye başlayan Erdoğan bu badireyi de hafif sıyrıklarla atlatırsa başkanlık sistemini dayatacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin dünkü kararından sonra bu elzemdir.

Darbe dönemlerine taş çıkaran bir istihzayla yıllardır içeride tutulan onurlu yurtseverler bu güç savaşını izlemekle birlikte despotlardan medet ummamaktadırlar. Sevgili dostumuz Barış Terkoğlu mektubunda 18 Hazirandaki Odatv duruşmasını hatırlatıyor ve ekliyor ‘Gerçek bir hukuk düzeninde burada bir saniye kalmamız fazladır. Lakin despotizm egemendir. Hürriyet her yerde hapistir.’

...''istiskal eyledi gece bulutları, ayı muzaffer kıldı
yalancı kandiller yanar olmuş hümayun rahlesinde
vatan-ı mukaddes, içtiğin kanlar haram olsun
damlarda dirhem dirhem eriyecekse kılıcın kesemediği kafalar
şu toprağında çürümüş kuvvacıların etleri zehir olsun, zıkkım olsun
bende alır divane serimi vururum mihenk taşına
ederi bilinir mi hiç, etmez gavur akçesiyle beş pare
ey sırnaşık gaflet, ey sonsuz göklerin sergüzeşt mimarı
bu ebleh-i ahaliyi tutarsın da bizi ne diye hakir görürsün''... 


M.Recep ERÇİN
16.06.2012




2- "Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak." Louis Bonaparte'in 18 Brumaire'i, Karl Marx

3- http://mrecepercin.wordpress.com/2012/02/21/milenyum-karanligi/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder