Çizmeleri Giymek
Bir muharebeden daha mağlup olarak çıkmak ister istemez bir karamsarlık yaratıyor. Oysa 2009 yerel seçimlerinde çokça umutlanmıştık. Yine de ‘Hayırcı’ cephede yer almanın ne kadar onur verici ve cesurca olduğunu size şimdi anlatamam bunu zamanla kavrayacaksınız.
Türkiye artık bambaşka bir yola girdi ‘eylül tezleri’ adlı yazımda da belirtmiştim bu oylama sonucu ne olursa olsun bir dönüm noktasıydı.(1)
Üç cepheye ayrılmış bir Türkiye, bu resim çok zaman gözlerimizin önünden gitmeyecektir. Evet cephesinin (oy veren seçmenler bağlamında) anlamsız galibiyeti bir yana Ak Dikdatorya’nın büyük kazanımıyla neticelenen bir muharebenin sonunda oluşan tabloya bakıldığında bu oylamanın daha demokratik bir Türkiye için yapıldığı iddiasında olanların ve Evet çıkması halinde daha da demokratikleşeceğimizi iddia edenlerin yüzüne şamar gibi indiğini görüyorum. Elbette katılım oranından bahsediyorum, yüzde 77. Yani 52 milyon seçmenin 38,3 milyonu sandığa gitti.(2) Geçersiz oyları ise ayrı bir kenara not ediyorum. Evet oylarının sayısı 21,8 milyon hangi yüzde 57’den bahsediyorsunuz? Gerçek oran yüzde 44. Demokrasi bülbüllerine soruyorum sayılar ortada hangi demokratik oylamadan bahsediyorsunuz?
Boykotçu cepheyi ise bir irade olarak görmüyorum. ‘Bitaraf olan bertaraf olur’ tehdidinden sonra 12 Eylül 2010 günü akşam saatlerinde ilan edilen dikta rejimine karşı, ilerleyen süreçte karşı koyamayacaklarını ve milattan önceki pazarlıkçı yaklaşımlarını dahi ‘eşitler arasında pazarlık olur’ edasıyla tersleyen en büyük pazarlamacılara karşı nasıl bir mücadele vereceklerini daha doğrusu veremeyeceklerini görüyorum. Bu süreçte yanlarında hiçbir ulusal oluşum müttefik olarak yer almayacaktır. Boykotçular kazançlı çıktı gibi bir savın saçmalığı ve temelsizliği Kürt vilayetlerindeki katılım oranlarına bakılarak anlaşılır, Evet oylarını hiç hesaba katmıyorum.
Nedense mecliste bulunan hiçbir siyasi oluşum bu oylamada kendini kaybetmiş saymıyor. Oysaki oylama sonuçlarına bakıldığında evet cephesinin gerçek oyunun yüzde 44 olduğu ve bu oyların büyük çoğunluğunun AKP’nin oyları olmasına rağmen hayırcı cephe partilerinin oylarının bir kısmının da buraya kaydığı bilinmektedir. Bu açıdan hayırcı cephede yer alan meclisteki siyasi partiler bu sonuçları enine boyuna tartışmalıdır. AKP’nin Temmuz seçimlerinde aldığı yüzde 47’si ise artık hayal.
Peki, bu oylamada kimse kendini kaybeden saymadığına göre asıl kaybeden kim? Bunun cevabını ‘Bundan sonra bulunduğumuz bugünkü nokta dünden daha geride bir noktadır’ diyerek HSYK Başkanvekili Kadir Özbek vermiştir. Kaybeden hukukun üstünlüğüdür ve Batı’nın dayattığı bu oylamanın kaybedeni çok yakında görülecektir ki Türk Milleti olacaktır.
Buna rağmen hiç karamsar değilim olmayacağım, 15,8 milyonluk bir kitlenin hala bu Cumhuriyete ve Atatürk devrimlerine olan inancı ve bağlılığı beni karamsarlıktan alı koyuyor. Bu rakam bence hiç de tesadüf değil siz ne dersiniz. Onuncu yıl marşını duyar gibiyim.
Emekten yana tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir cumhuriyeti inşa edecek siyasi irade önümüzdeki süreçte gericilik ve bölücülükle çarpışa çarpışa iktidar yolunda ilerleyecektir. Ve şimdi hep birlikte aldatılmış, bastırılmış, çeşitli yollarla sömürülmüş kardeşlerimizi bu gaflet uykusundan uyandırma vaktidir. 15,8 milyonluk ordumuzla aydınlık, bağımsız bir Türkiye kurmak için çizmeleri giyme vakti gelmiştir.
* çizmeleri giymenin ne anlama geldiğini Mustafa Kemal’in çocukları iyi bilirler.
M.Recep
13.09.2010
1- http://www.ilk-kursun.com/2010/08/eylul-tezleri/ , http://www.guncelmeydan.com/pano/eylul-tezleri-t26239.html
2- http://www.ysk.gov.tr/ysk/index.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder