Açın Türkiye’nin önünü!
Son haftalarda bir ‘açılımdır’ gidiyor açan açana, yok onu kastetmiyorum ne alakası var şimdi plajlardaki mankenlerle konumuzun. Hükümet, AB, ABD, DTP, liberal tayfa vd. ni diyorum açıyor da açıyorlar Türkiye’nin önünü.
1991 yılının Haziran ayı Almanya’nın Baden Baden bölgesindeki Kara Ormanlar’da gizli bir Bilderberg toplantısında Rokefeller amcamız bakın ne diyor:
‘Dünyada bin devlet oluşturduğumuzda dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı olacaktır. Halkların kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve entelektüelleri olan elitin otoritesi altına girecektir. Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur.’
Yine son dönemlerdeki bölünmüş Türkiye ve Orta Doğu haritaları, dikkat çekicidir Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı boyunca çizilen ‘Kürdistan’ haritaları herhalde bu 24 İslam ülkesinin sınırları ve rejimlerini değiştirme projesi olan BOP’un nimetlerinden olsa gerek. Rokefeller amcamızın da buyurduğu üzere dünya gemisinin kaptanı bu bin devletli yeni dünya düzeninin ilk temellerini Orta Doğu’dan atmaya başladı.
Türkiye’nin yılan hikâyesine dönen AB tam üyelik macerası da böylelikle mutlu sonla bitmiş olacak nasıl mı? İşte cevabı, AB yetmiş küsur milyonluk Türkiye bana çok gelir siz en iyisi ufalın da gelin hem bana İstanbul, İzmir bilemedin Antalya lazım eh hadi diğer batı ve orta Anadolu bölgelerini de madem çeyizinize koydunuz ayıp olur onları da almazsak demiyor mu? İşte ver doğu’yu al AB’yi! Ne güzel değil mi, bakın nasıl da gülüyor ‘açılımcılar’, Rokefeller amcamızı da dinledik hem Türkiye’den başladık bölmeye Irak zaten üç parça koca bölgede iki devlet varken oldu beş devlet, kolay mı evet sözde kolay. Bir söz vardır ‘bekâra karı boşamak kolay’ diye işte bizim ‘açılımcılara’ böyle kolay geliyor, ver kurtul diyerek nara atıyorlar. Ama ben soruyorum kimin toprağını kime veriyorsun, kimin sınırını kime açıyorsun? Sadece ben mi, sizlerde sormayacak mısınız, BOP eşbaşkanlarının yakalarına yapışıp kime neyi peşkeş çekiyorsun diye.
‘Kürt sorunu’ diye bir şey uydurmuşlar, ‘Kürt sorunu’ değil o bir kere Kürdün sorunu. Ey T.C.’nin gelmiş geçmiş yöneticileri bir kere sordunuz mu şu gariban halkınıza ne sorunun var diye, yoksa size dert yanıp derman bulmaya gelenlere ‘haydi ananı da al git’ mi dediniz? Muhyettin Öksünler ağaların adamlarınca şehit edilirken ne yaptınız, yeni aldığınız uçaklarla İtalyalara gidip çocuklarınıza gemicik mi aldınız yoksa? Yoksa tertiplerle içeri attığınız vatanseverler yüzünden dolup taşan zindanlarınıza yenilerini atmak için gerçek katilleri, teröristleri çıkarmak uğruna af yasaları mı hazırladınız ceylan derisi koltuklarınızda? Cevap, elbette cevap veremezler zaten cevabını ben verdim soruları sorarken. Dedim ya ‘Kürt sorunu’ yok, Kürdün sorunu var, emekçinin sorunu var, öğrencinin sorunu var. Asıl sorunlar dururken yapay sorunlarla al gülüm ver gülüm oyunlarıyla bu milleti kandıramazsınız bu satılmış medyanızda kandırmaz onların patron yalakası sözüm ona yazarları da kandıramaz. Türkiye’nin sorunu ekmek sorunudur, bağımsız yaşama sorundur, huzurlu mutlu yaşama sorunudur. Evet, yüzyıllardan beri bu topraklarda sen osun sen şusun demeden yaşadık, bizler doğuluyuz bizler Avrasyalıyız bizler insanız. Biz batılı zoologlar gibi değiliz kendimizi şu ırktan şu renkten diye ayırmadık, ayırmıyoruz. Türkiye yıllardan beri neyi kapatmış ki şimdi neyi açıyor, Sivas’tan berisine sınır çektik de batıdakine sen doğuya geçemezsin doğudakine sen batıya geçemezsin mi dedik? Böyle yapılmadıysa neyi açıyoruz o zaman? Neyi açıyoruz biliyor musunuz, emperyalist tekeller bizi daha rahat sömürsün diye ülkemizi, milletimizi bir arada tutan değerlerimizi açıyoruz, akıllarımıza ‘türban’ geçirip göbeklerimizi açıyoruz.
Durmak yok açmaya devam!
Siz açın değerli ‘açılımcılar’ istediğiniz yerinizi açın. Biz ise kollarımızı barışa, kardeşliğe, tam bağımsızlığa ve emeğe açıyoruz. Paraya, savaşa, kalleşliğe, düşmanlığa değil.
Mustafa Recep
13.08.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder