13 şubat
gerçekleri gösterenleri kimse sevmez;
çünkü gerçekler, onların doğrularına terstir.
{1.2.13}
yaprakları dökülmüş mahzun
bekleşir ıhlamurlar
ve sararmış ahşap sandıktaki o ipek
mendiller
...
ay uykudaydı gölgesiz geçtim geceden
soğuk bir rüzgar esiyordu
nefesinin sıcaklığı hatırımda
peki ya ellerin neredeler?
en karanlık saatindeyim şimdi zifiri
uykuların
sesin yankılanırken yıldızların
kucağında
arsız perilerim seni çağırır yasak
şiirlerden
{4.2.13 / g.k. için}
böyle içiyorsam ve kör kütük
sarhoşsam eğer
senin yüzündendir ve aşk yüzünden
böyle deli divane yaşıyorsam
ve yine böyle zehir zemberek şiirler
yazıyorsam eğer
tek sebebi sensindir!
{13.2.13}
al beni uçurumlardan
sal gökyüzüne kanatlarım alevlensin
al beni kuytulardan
vur denizlere zaten sürgün yemişim
bir çiçek açmaya görsün şimdi
bir kelebek konarsa eğer üzerine
bak bahar yağmurları inceden inceye
ağlatır şimdi öksüz dizeleri
{14.2.13}
ölmek ne güzel şey bilemezsin
o kadar çok sevdim ki
kaç defa öldüm bilmiyorum
o kadar çok sevmişim işte
{15.2.13}
unutulmuş bir roman
eksik kalmış, kahramanlarıysa yalan
dünyamız, senin ve benim dünyam
ayrı ayrı düşeceğiz
düştüğümüz kuytularsa aynı
yaz çekinme yaz!
bak ben yazıyorum hem okuyorum da
ama sen sağır, ama sen dilsiz
ama sen en alçak çağındasın
karanlığın....
{16.2.13}
kaybolmuştum,
ve kelebeğin kanadına tutundum
bir yalancı baharın koynundayım
yani düştüm düşeceğim
mısraların gövdesinde belki beş
harfli bir kelimeyim
adımı, bitmeyen hikayelerde
unuttum...
çam kokuları tenha gecede
bulutlar iyice birbirine sokulmuş
aynalı kavak'tan haliç'e
ölülerin şarkısı duyulur
yolun bir adım ötesinde...
inzibatlar çevirmiş geçit yok
ve hasköy olanca sakinliğiyle
günün en rezil saatinde
yüzü pul pul dökülür yağlı boya
tabloların
ben ise çaresizlik vapurunun kıskanç
güvertesinde
ufka dalıp senden sonrası için
intiharlar tasarlarım...
{17.2.13}
bak geliyor çay başından
yazması allı
salınır da geçer
cilveli yarim
ah yürek yaralı
gel çıkalım yalnız dağın başına
bir cigara saralım
dumanını yeller alsın
ben seni koklayayım / doyayım
bakayım gözlerine uzun uzun
ellerini tutayım
ah saçıma aklar düştü
sana nasıl doyayım /
dermansız derde kaldım
seni nasıl sarayım
{18.2.13}
Rakı kokuları bütün geceye dağılmış
Ellerim titriyor, öyle sarhoşum
Cebimde kasvetli şiirlerden birkaç
uzun dize
Erken sabah oldu biliyorum
Penceremdeki güneşse senin yüzün
En nihayetinde bitişler
Rızasız bir ayrılıktır
Çekilirken ruhum
İnce ve huysuz bedenimden
Nazende sevdalar aldırış etme
{19.2.13}
ben meftunum gözlerine
sen kaçak göçek gecelerde
tutarsam kırılacak
kanatları sevdanın toz pembe
gidiyorsun fakat elvedasız
ardında yıkılmış şehirler var
yaktığın ateş sönmedi hala
terk ettiğin gönlümde yangınlar var
ah yalanmış herşey şimdi
bitiyormuş meğer o büyük sevgi
kapattım bütün penceremi
aşk girmesin bu bahar içeri {son
kısım nakarat – 20.2.13}
buz mavisi şu gecede
şubatın soğuğu, uykularını
kaçırırken
sokak köpeklerinin
yıldızların asude parıltısı
haliç'in sularına gömülüyor
ve köhne bir meyhanede
ben divane şair, kadehimi
rakıya bile suyla ihanet etmeyecek
kadar
sadakatli olan'a kaldırıyorum
{g.k. için – 21.2.13}
bakışlarında baharın nazlı
rüzgarları
gülüşüne temmuz değmiş nasıl da
yakıyor
dut ağacının dalında bir garip
iskete öter
türküsü yaman, gülüşünden de
beter
gelmeyeceksen şimdi zaten hiç
beklemem
aldatıyorsan eğer kanarım bilirsin
çayım soğumadan gel vapur kalkıyor
martıların neşesi günü karartıyor
{22.2.13}
yağmurun bile inceden inceye ıslatanı
makbulken
aşk, nedense yıldırım misali
ansızın çarpıyor {22.2.13}
topla baharları
ansızın gel bu akşam
meyler yanar olmuş
bitmedi bitmez sevdan
süzülür ya kirpiklerin ardında
o can yakan gözler
alır beni benden alır
karafakide mey eder
{25.2.13}
güvercinli sokakta
tamburlarda akşam ezanı
kokla çiçekleri
menekşeler zamanı
arnavut kaldırımları
ıslatırken yağmurlar
bulutlar ağlıyordur
topla gel mektupları
{26.2.13}
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder