30 Eylül 2012 Pazar

eylül 2012

hürriyet kadar seviyorsan
ve memleket kadar
gitme kal
cennetler tasarlayalım seninle
yıkılırken yanı başımızda dünya
parmaklıklar ardında bile olsa sevdiklerimiz
onlar için kal, savaşmak için
çiçekleri soldurur nefreti zulmün
acısı güz gülleri açtırır,
yakın-uzak ve belli belirsiz sayfalardan,
umudun elleri uzanır beyhude
yazılmış öteki masallardan
gitme kal
birbirimize tutunalım
eğer seviyorsan
hürriyet kadar ve memleket kadar.
02.09.2012

tenin sonsuz bir uçurum, dokunursam düşüveririm
yıkılırım ayaklarının dibine, öylece kalıveririm
ne kurşun, ne zehir ne de bıçak yarası;
yalnız zulmü delen bakışların kanatır beni,
yırtıp geçer zırhımı
...
bak yine aklıma düştün,
gecenin olmaz bir saati
nasıl uyunur şimdi?
düşünceler denizinde boğulurken
ve seni dileyerek tanrı'dan her gece olduğu gibi...
05.09.2012

inmeden karanlığın perdeleri
al çatılı evlerin üstüne
serince bir yel eser, olanca düşünceli
saçlarımı savurur, alır sessizliği.

güneydeki teperlerde kısık ateşler belirir
sahafların tozlu rafları uykuya dalarken
çelimsiz bir çocuğu annesi çağırır;
çabuk gel içeri!

güz gelince sararır parmaklarım
ve gözlerim sislenir
ağlayacağımdan da değil.
zaten koyverdim yazgılarımı
götürsün diye susuz cennetlere kederlerimi.

karanlığın perdeleri,
haydi kapanın üzerime
ışıkları görmeyeyim,
tenhalarda saklayın beni
solsun mezarımda zamanın günleri
yeşermesin toprağımda bir daha umut çiçekleri...
06.09.2012

her şeyi aldım yanıma bir tek sen müstesna
ben bırakmadım biliyorsun, unutmadım da
her bir şeyi topladım ne varsa ortalıkta
sen yine öylece kala kaldın, boş evin ortasında

haydi gel desem de gelmeyeceksin,
ne kararsızlığının sebebi bu ne de inanmayışının
emanet sevdalarla aldanmış, aldatılmışsın
aldırma gel, bende kal desem de hep uzaksın


hayatın debdebesi içinde sığınacak bir liman aradım
çok da geç olmayan bir zaman, sen orada karşımdaydın
hızlıca yol alıp attım kendimi kollarına
lakin nafile, sen uçsuz ve belirsiz yollara koyulmaktaydın

suçu bende bulma gelince sevmek zamanın
hep bekliyor olacağım, çözülmemişse bulutlarım
bir mesaj, bir telefon vs.
uzağında değilim, nasılsa hep gölgenim...
07.09.2012

bana dokunmayın şimdi yaralarım daha iyileşmedi
göçmedi balkan kafilesi, ölü katarlar misali atılıp yurdundan
bir değil, beş değil bu kaçıncı ey kumandan!
ezildik, kırıldı defalarca türk'ün süngüsü
harbi umumide değiliz ama düştük yine bir çıkılmaz yola
yine kervanlar dizilir yine türk'ün adı sürülür manastır'dan
dön bak ardına yanıyor mabed-i islam
11.09.2012

bir bulut lazım şimdi bana saklasın gözlerimi,
ağladığımı bilmesin, yağmur sansın toprağım
hiç kimse kederimi anlamasın

ah gideceksen, bitmiş demektir notaların ahengi
şimdi akşamlar bir nedensiz heyula
doğrusu buysa kal yanımda diyemem ki

senin ağrın benim ağrım bilmez misin
çöker katran misali ciğerime
o gizlediğin gözyaşların
12.09.2012

gelmeden soğuk mevsimin yıldızsız günleri
esmeden üzerimize bir rih-i akim
terk-i diyar eyleyecekmişsin, umarsız
koyupta beni yaban ellerde yalnız.

şimdi anlatamaz halimi, ne yaldızlı kartlar ne de telveler
bahr-i mescûra gark olacak umut yüklü gemiler...
15.09.2012


yangın çıkar gözlerimden, sen ağladıkça
yıkılır kulelerim, tahtım devrilir kahırdan
bu senin sancıların beni yiyip bitirir
tepemde pamuk şekeri hissiz bulutlar,
yağmurlarını soğuk mevsimlere saklamışlar.
yine de üzülme bak geçer boşluktaki günler
geçiyorsa zaman kaçış yok ömür de biter.
bu senin kederlerin beni gamlı kılar
ayağımın altında kızgın asfalt yollar,
uzayıp gider, yolcularını ararlar...
16.09.2012

mütevazı masamda yakut rengi bir kadeh,
etrafımda kirli beyaz dumanlar ve vanilya kokuları
hiç olmadığı kadar yorgun gözlerim
çok uzakta olmak isteyim,
öyle ki seni bile düşünmekten azadeyim...
17.09.2012

hani yıldızlar sonsuzluğun gözleriydi?
geçerdi bulut bulut sevdalar başımızdan
o eski masallardaki gibi.
şimdi bu hengame, bu bölük börçük rüyalar
yaralar zarif heyecanlarımızı,
saklanırız kabuğumuza;
yalnız ve çaresiz.
hangi eller çekip çıkaracak bizi?
bu beklenmek de neyin nesi!
daha kaç kez kırılacak uçurtmalarımız,

yükselirken uçuk maviliklere.
daha kaç kez ağlayacağız,
evinden uzak göçebe kuşlar misali.
yakışır mı bize,
yakışır mı kelimelerimize?
22.09.2012

altın plaklar çalınsın
geçmişin yadigarı gramafondan
pişmanlıklara kalksın kadehler
anason kokan rüyalardan
bir zeki müren bestesi dökülür, kederli çalgılardan

ferahfeza tınılar dinmez sabaha kadar
sevgiliye adanır aşk dolu şarkılar
yine trenler gelir geçer ömrümüzün çilesi
beklerim caddesinde soluksuz bir gün bana gelişini

tastamam olur bütün yarım parçalar
uzaktan salınışın ve deli ay bakışların
gramafon da susmaz oldu bu gece
ne mey kaldı oysa ne de meze
25.09.2012

ah iki gözüm, yalan dünyanın kahrını çekmiş kime ne
ah canım özüm, zahidem ellerin olmuş neyleyim
ah derti başım, gönül dağıma karlar yağmış ak düşmüş saçıma
ah nazlı yar kaşların çatmış, seher vakti perişandır hallerim
26.09.2012 neşet ertaş usta'ya saygıyla....








ne bahar ne de yaz
güz geldi içimde bir telaş,
göç zamanıdır, yolcu doğmuşum kanımda var neyleyim
sevmek zamanıdır yine ölümü
uyku zamanıdır, kaçmaktır insanlardan köşebucak
hüzünlü şarkılar zamanıdır ve okumak gözlerini satır satır
son tren kalkmadan, gemileri yakmadan
söylemek zamanıdır, bozup da sessizliğini...
28.09.2012

sararmış gönlümüzün bağları
güller ayrı, bülbüller ayrı
zulmün balyozu inmiş tepemize
böyle adaletin adı kancık, soyu kahpe.

kan yüklü katarlar geçiyor önümüzden
sıra sıra dizilmiş şehitler taşıyor
dağda düşeni ayrı, zincire vurulanı ayrı
giden cana yanar yürek ve yırtılan sancağa.

yenildiğin düşman olsa ne gam
boyun eğdiğin bir soysuz düzen
sattığın vatanındır bilesin, ey gafil!
milleti ayrı, halaskarı ayrı.

böyle gaflet gördün mü, ya böyle acizlik?
binlerce yıldır parlayan kılıç, şimdi kınında hapis.
kesilen kolun, kanadın mı sandın?
yok! bu kırılan onurun, cesaretin, vicdanın...
29.09.2012 balyoz davası kararına ithafen(!)

ay tatlı bir parıltıyla gülümserken denize
gece göçen bulutları, telaşlı rüzgarla uzun bir yolculukta
meraklanma yazmayacağın arnavut kaldırımları,
sana bırakacağım bu gürültülü şehrin masallarını...
29.09.2012

aldırma geçer bu saatler, yitip giden ömrümüz gibi
ah kanma düşer yeminler, unutulur gider şarkılar gibi
gün gelir elbet yalan olur sevdalar,
ayazda titreşen kıvılcımlar misali gönlüm pürtelaş.

aldanma solar güzelliğin, sararıp dökülen yapraklar gibi
ah sanma tükenir umutlar, sönüp kayan yıldızlar gibi
gün gelir ansızın masal olur hatıralar,
cehennemde yırtılan çığlıklar misali sesim canhıraş.
30.09.2012

*sanırım bitti ve son söz;
''seni sonsuza kadar sevebilirim fakat, bir ömür boyu peşinden koşamam!''
( I can love forever you but, I can't run after a lifetime you.
Je peux vous aimer pour toujours mais je ne peux pas courir après vous pour une vie.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder