Dindar Mı? Kindar Mı?
Erdoğan’ın son zamanlardaki açıklamaları sizde de bir ‘stand-up show’ izlenimi bırakıyor mu? O halde bu yazıyı okumayınız siz gülmeye devam ediniz…
Erdoğan geçen hafta yaptığı grup toplantısında katsayı meselesi ile ilgili olarak ‘En son katsayı düzenlemesini bir kez daha Danıştay'a götürdüler. Niye imam hatiplerden rahatsız oluyorsunuz. Dindar nesiller yetişmesin mi istiyorsunuz?’ yaptığı bu açıklamayla CHP’ye yüklenmişti. Şalvar davası halini alan türban istismarı ortadan kalkınca elbette gündem değiştirmekte eline kimsenin şu dökemediği Erdoğan yeni bir siyasi polemiği böylelikle başlatmış oldu.
Sazan diye bir balık türü var tatlı sularda yaşar ben çok severim bir de aynalı sazan varmış! Not düşüyoruz.
Ana muhalefet liderimiz Kılıçdaroğlu ‘dindar’ kelimesini duyar da oltaya gelmeden durabilir mi? Gene, senin annen benim annemi manavda görüş kavgası başlar payitahtımız Ankara’da!
Kayıkçı kavgası süre dursun. Hünkârımız efendimiz gene buyurdular ‘Bir haftadır köşelerinde yazanlara sesleniyorum; bu gençliğin tinerci olmasını mı istiyorsunuz? Siz bu gençliğin büyüklerine isyankâr bir nesil mi olmasını istiyorsunuz? Siz, bu gençliğin milli, manevi değerlerinden kopuk, hiçbir istikameti, meselesi olmayan bir nesil mi olmasını istiyorsunuz?’
Dindar nesil istemezük dersen tinerci nesil verelim! Selülozik mi olsun sentetik mi? Ya Müslüman ya laik!
Erdoğan, dindar nesil yetiştirme yetkisini ise Anayasa’nın 24. maddesinden aldıklarını şu ifadelerle dile getiriyor ‘Anayasamızın 24. maddesini bir okurlarsa, devlete nasıl bir görev verildiğini de görürler. Ne der 24. madde? Devlet, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'nden bahseder. Devlete hem eğitim hem de öğretim görevi yükler. Biz yapmadık bunu. Biz geldiğimiz de anayasada yazıyordu bunlar. Şimdi de bu devlet hükümetimizin hedefinde ilerliyor’
Gerçektende 24. madde ‘Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.’ diyerek dini şahsi menfaatleri uğruna kullanmak isteyenlerin önüne bir set çekmeyi amaçlamıştır. Ancak aynı anayasa maddemizde yer alan şu kısımlar da birlikte okunmalıdır. ‘Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.’
Biri Erdoğan’a 24. maddenin son kısmını tane tane okumalı. İmam Hatipleri dindar nesil yetiştirme kurumu olarak gören bir zihniyetin çağdaş eğitimden ne anladığını öğrenmiş bulunmaktayız. Adı üzerinde imam ve hatip yetiştirmek üzere kurulmuş bu eğitim kurumlarımızı türlü bahanelerle istismar eden kesimler gene katsayı meselesinde diğer meslek yüksek okullarını neden bu kadar ön planda tutmuyorlar diye hiç sordunuz mu? Oradan çıkar sağlanamadığı için olmasın!
Laiklik konusundaki düşüncelerini sakınmadan dile getiren Erdoğan’ın amacı din ve vicdan özgürlüğü temelinde bir toplum inşasından çok kamusal dinsellik yaratmak üzerinedir. Hıristiyan batı toplumlarında görülen Orta Çağ’dan kalma dinsel öğelerin devlet içerisinde habis bir ur gibi yerini koruması ve çağdaş atılımını tamamlayamamış taassuplar içerisinde inleyen sözde İslam ülkelerinin gerici rejimleri içerisinde yükselen çağdaş Türkiye melun bir karanlığın içerisinde çekilip boğulmak istenmektedir. Dini söylemler kullanılarak bu emeller gerçekleştirilirken durumun vahametini kavramaktan uzak ‘kayıkçı kavgası’ yapmaktan başka bir meziyeti olmayanlar halkın aklını bulandırmakta beis görmüyorlar. Etnik ve dinsel ayrımcılığın kol gezdiği coğrafyamızda huzurlu bir günü bize haram kılan ve dindar nesil yetiştirmek maskesi altında yıllardır Cumhuriyetimize ve onun değerlerine karşı kindar bir nesil yetiştiren hastalıklı cemaat odaklarına karşı milletimiz uyanık olmalıdır.
M.Recep ERÇİN
07.02.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder