''sen gene aç kollarını bana istanbul,
sımsıcak hasretimle kucaklayacağım seni
ucuz bir şemsiye elimde poyrazına yenik düşmüş
rengarenk açacak gözlerini martılar yeni bir sabaha
sen gene aç kollarını bana istanbul,
nasıl doğmuşsak beraber öyle öleceğiz akşam karanlığında
ve sabahın dumanları yükselmeden kaçacağız fütursuzca
başı boş yangınlar gibi kuzeyin dağlarından müstehzi süzülmedik mi
sen gene aç kollarını bana istanbul eski bir aşığını sarmalarcasına''
(mustafa recep 30.01.2012)
sımsıcak hasretimle kucaklayacağım seni
ucuz bir şemsiye elimde poyrazına yenik düşmüş
rengarenk açacak gözlerini martılar yeni bir sabaha
sen gene aç kollarını bana istanbul,
nasıl doğmuşsak beraber öyle öleceğiz akşam karanlığında
ve sabahın dumanları yükselmeden kaçacağız fütursuzca
başı boş yangınlar gibi kuzeyin dağlarından müstehzi süzülmedik mi
sen gene aç kollarını bana istanbul eski bir aşığını sarmalarcasına''
(mustafa recep 30.01.2012)
ben gidersem dağlar ardımdan gelir, dumanlı zirvelerinde saklı kartallar gelir...
(m.recep 25.01.12)
yani ben şu karda kışta bütün yazdıklarımı yaksam ısınabilir miyim?
ve beni yani şu bildiğini sandığın recep erçin'i milyon kere öldürsem sadece bir kere, dur diyebilir misin?
ya ne bileyim dilsizliği evlat edinse sesim o zaman mı söyle artık dersin?
keşke kabus yerine rüyalarında bir hiç olabilsem.
gel gör ki quasimodo'yum notre dame'ın çan seslerinde gizlenen!
(m.r. 17.01.2012)
bu ben seni ölende dek sevecek ve seni sevdiği sürece ölümsüzleşecek.
(m.r. 15.01.2012)
yeryüzü ütüsüz beyaz çarşafını serdi gene üzerimize
şu parça parça dökülen bulutların saçları olmalı
bir çığlığı boğarcasına savruluyorlar, öylece sessiz
ölüm sadeliğinde resm-i geçiti kar tanelerinin.
(m.r. 14.01.2012)
dağıtır karanlık düşüncelerimi ellerin,
pamuk şekeri yiyen çocuklar gibi mutlu olurum,
sonra yaralarımı sararken uzun uzun anlatırım neden nasırlı yüreğim,
geçmiş günahlarımı çıkarırcasına bir bir dökerim ayaklarına hazinemi,
beni bu şairler deli etti sevgilim ve onların kaçık şiirleri,
yani sen biraz da ben belki...
(m.r. 14.01.2012)
"sanat, bilmeden yaratılan mucizeler örgüsüdür.''
(m.r. 17.01.2012)
mavi yıldızların ülkesidir saklanır gençliğimiz
muhalif renklerle bezenmiş gizli bahçesi
bir yudum şampanya kalıcılığında aşka susamışlığın
herkes gitsin bir sen kal düşlerimde...
(m.r. 09.01.012)
"güne bakan çiçekleri gibi açtığında pamuk ellerini
avuç içlerinde parıldayan yıldız tozları adrenalin
heyheyli okyanus esintisi dalgalı saçların çigan masalları anlatır
derin maviliklere dalar gibi seyrederim dilindeki muhteriz sözcükleri
sevincimin orta yerinde kaybettiğim gözyaşlarım
avuç içlerinde parıldayan yıldız tozları adrenalin
heyheyli okyanus esintisi dalgalı saçların çigan masalları anlatır
derin maviliklere dalar gibi seyrederim dilindeki muhteriz sözcükleri
sevincimin orta yerinde kaybettiğim gözyaşlarım
söyleyin hangi şaşkın düşüm sizi bulut eyledi
ya nerelerdeydiniz gamlı aynalara hapsolup bir çapkına tutulana dek...
ya nerelerdeydiniz gamlı aynalara hapsolup bir çapkına tutulana dek...
(m.r. 08.01.2012)
adım başı kâinat tütüyor gözlerimde
yalnızlığı aradığım kalabalıklar içinde
içli bir ezgi olur şiirlerin akar içime
senli benli ayrılık ikliminde
bilinmez kaç fani içmiş dudakların
yaralı ceylan ürkekliğinde
gözyaşlarını tutamayan ellerim mücrim
hesabı görülecek tutsaklar ülkesinde...
yalnızlığı aradığım kalabalıklar içinde
içli bir ezgi olur şiirlerin akar içime
senli benli ayrılık ikliminde
bilinmez kaç fani içmiş dudakların
yaralı ceylan ürkekliğinde
gözyaşlarını tutamayan ellerim mücrim
hesabı görülecek tutsaklar ülkesinde...
(05.01.2012)
sonu intihar yalnızlıkların
terk edilmiş rüyaların
yağmurlu günlerimde
gözlerimin rengi yakamoz.
terk edilmiş rüyaların
yağmurlu günlerimde
gözlerimin rengi yakamoz.
(m.r. 02.01.2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder