29 Aralık 2011 Perşembe

ULUDERE’YE ÇIKAN YOL!

29.11.2009 Bülent Arınç, ‘bayramdan sonra ne Danıştay kalacak ne Bülent Arınç’ dedi. (1) Sonrası malumunuz önce ‘kozmik oda’lara girildi, sonra türlü tertiplerle TSK’nın seçkin subayları tasfiye edildi, Genelkurmay Elektronik Sistem Komutanlığı Dairesi, Havelsan’a gözaltı vd.
Doğu Perinçek ‘Türk Ordusu Kuşatmayı Nasıl Yaracak’ diyordu. Bunun üzerine ben ‘‘Bu Ric’at Başka’’ diye yazdım. Gerçektende öyleydi. Anayasa Mahkemesi tarafından Cumhuriyet düşmanlığı tescillenmiş bir parti ile şiir gibi uyum dönemi General Özel ile perçinleniyordu, en çok da terörle mücadele konusunda. Hükümet bir yandan el altından PKK ile görüşmeler yaparken diğer yandan siyasi uzantısı denilen KCK’ya operasyon üzerine operasyon düzenliyor benim fikrimce kürt siyasi hareketinin aklı başında önderlerini pasifize edip sahada deli danaları bırakıyordu. Barış Yarkadaş bizimde yazımızın ana konusu olan Uludere’deki hazin olayın ardından dünkü yazısında ‘‘Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in ortaya koyduğu AKP'nin de "onay verdiği" terörle mücadele konseptinin, Türkiye'yi yeniden 1990'lara götürdüğü açıkça görülüyor.’’ böyle bir değerlendirmede bulunuyor. Tespiti doğru kabul edersek devletin daha önce denenmiş ancak sonuç alınamamış yöntemlere geri dönmesi terörle mücadelede büyük bir başarısızlık olduğunun göstergesi. Türlü tertiplerle diz çöktürülen TSK artık Uludere’de görüldüğü üzere ‘operasyonel hatalar’ yapacak kıvama getirilerek büyük bir tuzağın tam ortasında savunmasız kalmıştır.

Bülent Arınç’la başladık onunla devam ediyoruz, meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında ne buyurmuşlardı; “Kürtlerin varlığı en az bin seneden beri bir gerçektir. Bunu inkâr edemezsiniz. Kürdüm diyen bir insana bu ülkede hepimiz kadar, en az hepimiz kadar hayat hakkı, bilgi, eğitim, dil, kültür, kimlik hakkı ne varsa vereceğiz” devam ediyoruz. Çok geçmeden Leyna Zana’dan bir açıklama geldi ve kısaca artık özerklikten ziyade kendi kaderlerini tayin hakkı istediklerini söyledi. Bununla bitmiyor Cemil Bayık şu günlerde Avrupa’nın sessizliğine serzenişte bulunup ‘kitlesel eylemler’ yapılması gerektiğini söyledi. Ne olduysa şu iki hafta içerisinde oldu ve bomba Uludere’de patladı.

Tabloyu biraz daha karmaşık hale getirmek için bir iki küçük not daha düşüyoruz; İran olası bir müdahaleye karşı Hürmüz Boğazını kapatırım tehdidinin ciddiyetini göstermek için düzenlediği geniş çaplı tatbikatın sürerken bugün Amerika cephesinden gelen ‘iki gemimiz rutin geçişlerini sorunsuz yaptı’ açıklaması Ortadoğu’da suların kaynama noktasına geldiğini gösteriyor. Özellikle Arap Birliği gözlemcilerinin Suriye’ye dair değerlendirmeleri Batı İttifakını pek memnun etmeyecek cinsten. Gene Uludere’deki hazin olayın ne şartlarda vuku bulduğunu göstermek açısından şu haberi de yazmadan edemeyiz;

‘Enerji Bakanı Taner Yıldız, enerji alanında işbirliği anlaşması imzalamak için Moskova'ya gidecek. Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in de hazır bulunacağı Beyaz Ev'deki imza töreninde, Rus tarafını Rusya Başbakan Birinci Yardımcısı İgor Seçin temsil edecek.’ (2)

Sahi, bütün bu hengâme dünyadaki enerji kaynaklarını ve yollarını kontrol altında tutabilmek için değil miydi?

Çok dağıttık ama bunların bilinmesinde fayda olduğu görüyorum. Teoman Alili’nin Uludere’deki olaya dair değerlendirmesi ise çok isabetli bakın ne diyor:

Olay açık, kuzey ırak kimin denetiminde? ABD. Türkiye'ye istihbarat bilgisini kim veriyor? ABD. Bölgede savaş çıkartmak isteyen kim? ABD. Yurtsever komutanları, gazetecileri ve siyasetçileri hedef alan kim? ABD. O halde Haftanin olayının perde arkasında ne var?
Olay ilk başlarda büyük medyada görmezden gelindi sonrasında ise mızrak çuvala sığmadı. Derken siyasi kanattan açıklamalar peşi sıra geldi. BDP başkanı Demirtaş olayı açık bir katliam olarak niteledikten sonra Erdoğan’ın Suriye Başkanı Esad’a yönelttiği eleştirinin bir benzerini Erdoğan’a yaptı. Akabinde çeşitli kentlerde protesto adı altında çeşitli kalkışmalar yaşandı ve yaşanmakta. Genelkurmay’dan ise istihbaratın teröristlerin sızdığına yönelik olduğu ve bölgenin PKK’nın etkinlik alanı içinde bulunduğu şeklinde özetlenebilecek bir açıklama geldi.

Ölen insanların ‘kaçakçı’ olduğu söyleniyor. Doğrudur, bölgede kaçakçılık meşru bir iş haline gelmiş durumda. Bu o insanların değil acziyet içerisindeki devletin sorumlusu olduğu bir durumdur. Ölenlerin sayınsın 35 olduğu ve içlerinde 30 yaş altında insanların bulunduğu hatta bazılarının korucu olduğu yönündeki haberler olayın vahametinin bir başka boyutu.

Sonuç olarak bütün bunları toplarlarsak AKP iktidarıyla birlikte terörle mücadelede gelinen noktanın acınası durumlar yarattığı ortadadır. Kürt siyasi hareketi kapana kıstırılmış bunun yanında silahlı gruplar üzerine yapılan bilindik operasyonlarla sonuç alınacağı sanılmıştır. Bu olay bir kere daha göstermiştir ki terörle mücadelede büyük bir istihbarat zafiyeti vardır. Bu olay alelade bir şekilde vuku bulmuş değildir. Çeşitli komplo teorileri ortaya sürülebilir. Ancak biz dışarıdaki bir takım gelişmelerin içeriye yansıması olarak görmekteyiz. Olayın sorumlusu olarak bir iki ulusalcı subay günah keçisi ilan edilirse hiç şaşırmayın. Bununla birlikte bu olayın ülke içerisinde öteden beri planlanan büyük kalkışmaya ve sonrasında doğabilecek iç savaşa bir adım olabileceği ihtimali çok yüksektir. Kimse bu hazin olayı bir talihsizlik olarak niteleyemez. Bütün bu yaşananlar bize göstermektedir ki gelinen nokta kendi ülkesini savunmaktan aciz bir şekilde elin istihbaratına güvenip vatandaşlarını bombalayan bir asker-polis ittifakı ve elbette bunun yegâne müsebbibi akp hükümettir.
Bundan sonra gelişecek olaylar çok dikkatli izlenmelidir. Bu olay bir şeylerin başlangıcıdır. Toplumsal bir infial yaratmaya yönelik hareketlere karşı kuşku ile yaklaşmakta yarar vardır. En kötüsü de TSK’ya yönelik operasyonlar amacına ulaşmıştır.
Ölen insanlarımıza Allah’tan rahmet dilerim. Bu olay ne yazık ki bir katliam boyutundadır.

M.Recep ERÇİN
30.12.2011 (01:53)

* Bülent Arınç ne zaman ağzını açsa başımıza taş yağıyor.
1 - http://www.odatv.com/n.php?n=mecburiyet-hasil-oldu-2912091200
2- http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1220890&title=yildiz-enerji-anlasmasi-icin-moskovaya-gidecek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder