30 Aralık 2011 Cuma

... şimdilerde çıkmaz sokağıma kadife rengi karanfiller ekmekteyim...

... şimdilerde çıkmaz sokağıma kadife rengi karanfiller ekmekteyim ... (14.12.2011)

... bir kaç şiir okumak belki de, yalnızlığa çizilen ellerde huzursuz titreyiş, kapı arkası fısıltılar, duyulmayacak hiçbir hece... (15.12.2011)

... boğarcasına ağır aşk kokan eylül akşamlarında/ muhabbet tellalı kesildim karşında/ sen de yeter sus artık demiyorsun/ rezilliğim diz boyu/ meye susamış kadehler, hadi doldur da içelim/ içtikçe sövelim feleğin ayarsız çarkına/ o zaman belki sessizliğe düşerim...
(m.r. 20.12.2011)

...sana cennetten geceler çalacağım bekle rüzgarımı,
prangaların çürüttüğü bileklerim sırat köprüsü gibi dargın,
araf'ta kırbaçlanan ejderha gölgeleri kaçırır uykularımı,
ilkbahar bakışların derin sulardan yükselen zambak kokularıyla baygın...

...uçuk sarı kanatları rüya kelebeğinin her gece çalar turkuaz rüyalarımı,
gerçeklik zindanında aşüfte umut cellatları ki ölü bedenleri solgun,
kara kış ayazında kucakladığım harlı ateşler avutuyor sıtmalı yakarışlarımı,
asude sevdan zaman tanrısıyla süren ezeli savaştan yorgun... (m.r. 21.12.2011)

...ufukta ağlaşır beyaz karanfiller, yamalı kanatları sevda kuşlarının,
geceyi saklayan mehtap bakıp bakıp içlenir samanyoluna,
senin dudaklarından bir satır hançerle çizeceğim yarınıma
ve bilirsin hançerim gülleri kanatır... (m.r. 22.12.2011)


... bir gamzenin neş'esine kapılıp savrulan ben
hangi geçmiş rubu asrı içtim bilemez oldum
hapseyledi sine-i sürûrumu sarmaşık gülleri
zehr nakşeder dikenleri kelamının çözemez oldum... (m.r. 23.12.2011)

...susturun bütün şarkıları,
duyulmasın kederli yakarışlarım
güneş doğmasın gün geceye kalsın,
sükunlara gömülsün ayrılık... (m.r. 26.12.2011)

... yaralıyım öfkem vurulmuş,
mor dağların zirvesine aklar kurulmuş,
kara çadır içinde bir kız uyurmuş,
değse yüzüme elleri kurşunlar erise ... (m.r. 26.12.2011)

... sesi yağmur, bahar bakışları/ teni kar, fırtına saçları/ elleri temmuz fakat yakacak hülyaları... (m.r. 26.12.2011)

... canım nasıl yanıyor bir bilsen
şu kıstırılmışlık hissi
şu elleri kelepçeleyen yalnızlık
şu zehir zemberek susmaların
ihtimallerin varsayımlara çarpıldığı
aşkların kader zindanlarına atıldığı
nasıl bir yaşamaksa sonu ölüm
ölümün gözlerinde intihar
yanılmış rakkası tarihin
bir çift kumru gibidir gözyaşları
ekmeğin gövdesinden sevişerek düşer... (m.r. 28.12.2011)

... ben şiirler okusam yıldızlar batıncaya kadar/ sen sabahtan akşama şarkılar söylesen/ sevişsek sam yelini ürkütmeden/ ve bir şarap misali yakut yakut dökülsek/ cihan harbi arifesinde/ ordular dökülmeden cinayet uçurumlarına/ kıyamet çanları çalacak san pedro katedrali'nden/ sımsıkı sarıl bana yoksa bu dalgalar bizi ayıracak... (m.r. 29.12.2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder