15 Kasım 2011 Salı

İKTİDAR BANKERLERE!

İKTİDAR BANKERLERE!

Lenin ‘bütün iktidar Sovyetlere’ diyordu yani asker, işçi ve köylüye iktidarı veriyordu bir halk hükümeti arzuluyordu ve tarih 1917 idi.

Kapitalizmin malileşmesi sonucu küresel ölçekte, finansal sistemde meydana gelen çatlamalar, bugün artık önü alınamaz sosyal ve ekonomik krizlere dönüşmüş durumda. Buna kapitalizmin çöküşü diyebilir miyiz? Belki evet ama iş çığırından çıkmak üzere.

Huntington’un o meşhur tezi ‘medeniyetler çatışması’ ve bunun üzerinden yürütülen İslam coğrafyasını şekillendirmeye yönelik ‘Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’!

Kimler gitti kimler kaldı faslına girmeyeceğim. Ama bir parantez açmadan da olmayacak, Huntington tezinde kısaca şöyle bir öngörüde bulunuyordu:

‘Uluslararası ittifak ya da ihtilaflarda belirleyici olan unsur politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler olacaktır’

Mademki Yeni Dünya’yı bu minvalde şekillendireceğiz o vakit Batı’nın istilacı ideolojisi dışında hiçbir ideoloji yaşamamalıdır. İslam coğrafyasında hüküm süren Baasçı rejimler yıkılacaktır ve nihayet sıra Kemalist Türkiye’ye de gelecektir. Hepimiz şu son birkaç yılda ve özellikle son aylarda dünya ölçeğinde yaşanan hızlı değişimleri gördük daha da çok şeyler göreceğiz. Lakin o bahsi diğer, diyerek parantezi kapatıyorum.

Euroland cephesinde bir şeyler uzun süredir ters gidiyordu 2008 krizi bir uyarı niteliğindeydi ama elden bir şey gelmeyince, AB kara kışa hazırlıksız yakalandı.

İspanya alarm verirken Yunanistan’da olanlar oldu ve hemen ardından İtalya geldi. Tam da bugünlerde Rusya Maliye Eski Bakanı Aleksey Kudrin bir vesileyle kriz üzerine yaptığı değerlendirmede eğer önlem alınmazsa sıranın İspanya, İrlanda ve Portekiz'de olduğunu söyledi.(1)

Avrupa bu ülkeleri kurtarabilir miydi? Güngör Uras, ‘Papandreu ile Berlusconi gidince kriz bitecek mi? başlıklı köşe yazısında şu değerlendirmede bulunuyor:

‘Papandreu, AB liderlerinin isteklerini yerine getirdi. Parlamentodan da güvenoyu aldı. Berlusconi önüne konulan reform paketini parlamentodan geçirdi.
O da güvenoyu aldı.
İyi de... Bu iki politikacı neden istifa ediyor? AB liderleri onların değişimini neden istiyor?
Büyük borç yükü bulunan ve borç ödemekte zorlanan Yunan ve İtalyan halklarından fedakârlık bekleniyor.’

Üstat böyle söylüyor ve elbette iki ülkenin halkları da bu fedakârlıkları yapmak istemiyorlar seçimle iktidara gelmiş yöneticiler ise halkın zulmünden korktukları için artık o koltuklarda oturmayacaklar. Yerlerine ise bizim çok alışık olduğumuz üzere ‘derviş modeli’ diye medyamızda yer alan sistemle gelen ehil adamlar oturacak. Hepimizin hafızasındadır saygın, dahi, kurtarıcı ekonomist Kemal Derviş koalisyon hükümetine uluslar arası güçler tarafından dayatıldı ve dış güçler tarafından atanmış nur topu bir bakanımız oldu. Sonrası malumunuz halk bunu affetmedi ve o üç partiyi ilk seçimde sandığa gömdü.

Şimdi İtalya ve Yunanistan’da hükümet kurmak üzere Avrupa’da ise işleri rayına koymak için AB Merkez Bankası’nın başına atanan süper mariolar var. Bunların ortak özelliği ise ABD’nin finans devi Goldman Sachs için çalışmış olmaları.(2) Yunanistan’ın başına bir bankacı, İtalya’nın başına ise bir Bilderbedg’ci atanıyor Nereden nereye geldik demeyin ‘yeni dünya düzeni’ İslam coğrafyası halklarına silah zoruyla, Avrupa halklarına ise ekonomik krizle dayatılıyor. Tam da bunlar olurken D.Rockefeller’in 1991 yılında Almanya’nın Baden Baden kentindeki Bilderberg konferansının açılışında yaptığı konuşmadaki şu cümle aklınıza geliyordur sanırım:

…‘‘Entelektüel seçkinler ve dünya bankerlerinin ulus üstü egemenliği, önceki yüzyıllarda olan ulusal egemenliğe tercih ediliyor.”


Makalenin başlığını bir kez daha okuyun ve nokta.

M. Recep ERÇİN




1-15.11.2011 tarihli haber bültenleri
2- Sol.org sitesinde yer alan 15.11.2011 tarihli haber
* Mario Monti ve Lukas Demetrios Papadimos’un biyografilerine Wikipedia’dan bakabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder