bir delinin zırvaları -1
gökyüzü ağlıyordu ve sen bir mum gibi günden güne eriyordun/ saçların ellerimden kayıp gidiyordu, saçların artık yoktu/ sen bir hayale dönüşüyordun/ zaten gerçeklikten hiç bahsetmiyorduk/ gerçekler hayallerimizi törpülüyordu/ sen var olduğundan beri güneş hiç gülmüyordu...
ağaçlar kıştan korkuyordu sanki hiç ayaz görmemişlerdi/ uzaklara bakıyordum gerçekleri görmek için çabalıyorum/mevsimler artık hiç değişmiyordu ağaçlar bundan korkuyordu/gökyüzü hep ağlıyordu belki de son resm-i geçit için toprağı yıkıyordu...
ekinler kurumuştu ve nehir kan kokuyordu/sen ellerimden kayıp gidiyordun/hiç gerçek olmuyordun/ben yalanlarla avunuyordum/rüzgar iskambil destesini dağıtmıştı elimde kalan son kartı hep saklıyordum/ve hiçbirimiz onu bilmemeliyiz...
15.10.2011
bir delinin zırvaları - 2
gitsem kaç yazar kalsam kıymeti yok bu saatten sonra/ takvimin yaprakları bitmişken ve sabah ezanına an kala/ kalsam kaç yazar gitsem kıymeti yok bu şehirden...
devam ediyoruz gönülsüz olarak hemde/ mecburiyetten değil zorunluluktan/ zor olduğundan bahsetmiyorum kolaycılık yaptığımız/ beyhude çırpınışlar bir adım bir adım daha/ belki milyon kez daha ağır ağır hadi bir kere bir kere daha/ beyhude kaçışlar, sonu hep başladığımız yerde bitecek...
çığlıklar içinde boğulan bir telefon acelesi yükünün ağırlığından/ hakkın yok kimseye kızmaya yanan sol cebindeki sırlar/ alevler bile küskün bakıyor hiddetin kime bilinmiyor/ uzaklaşan bizler değiliz ayakların geri geri gidiyor/ uçurumlar hazır değil böyle bir gölgeyi kucaklamaya/ fakat güneş nedense pek hevesli seninle birlikte batmaya...
16.10.2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder