15 Haziran 2011 Çarşamba

öylesine

…‘‘bu can sıkıcı yerde oturmuş şimdi sana söyleyeceklerimi tasarlıyorum, ne garip ki aklıma hiçlikten başka bir şey gelmiyor, susuz ve yalnız bir ağacım kıraç ovada öyle ki dağlar bile benden fersah fersah uzaklarda mosmor kesilmiş hüzünle halime ağlamakta, kimsesizliğim değil de sensizliğim çok fena canımı yakmakta, ne zaman yağmur yağsa utanıyorum seni aldatıyormuşum gibi geliyor, sonrasında çekilmez bir pişmanlık duygusu sarıyor bütün hücrelerimi, yasak bir içki içmişim gibi, yanıyorum’’… (08.04.2011)

…‘‘şafak mı oda ne, şafak mafak geçiniz bunları çünkü geçiyorum hayatla taşak fakat neden insanların birçoğu yavşak oğlu yavşak! Her ilde mutlaka bulunur bir köprülü kavşak, yalakaların işi elbette şak şak şak! Acaba kalan günlerde geçer mi şen şakrak, bir düş ki gözden acımazlar hemen basarlar ensene şamarı şap diye şaplak! Karavan içinde şap, inanmayın siz bunlara ama derseniz ki bildim ben o zaman yersiniz suratınıza bir şamar! Hangisi daha gerçekçi tecrübe ettikleriniz mi yoksa size fitil misali sokulanlar mı? Cevap sizde saklı kalsın boş boğazlık edip de söylerseniz olursunuz birer uşak! Şak diye şak şak sanmayın ki geçiyorum sizlerle taşak, yazdıklarımın hepsi olsun saçınıza tarak!’’… (17.04.2011)

…‘‘tanrının yokluğuna dair sağlam deliller bulamadım o yüzden şimdilik inkârcılardan değilim, inanmak bazen körü körünedir neden ve niçin inandığımızı bilemeden öylesine inanmak istersiniz dinlerin uydurma olduğunu biliyoruz fakat nebiler onlar madde kadar gerçek ve mesajlar insanlığı düştüğü karanlık çukurlardan kurtarmak için yollandı peki neden? Sapık bir yaratık olan insan akıl gibi tanrısal bir yetiye sahiptir, evrimin geldiği son nokta aşabilirse kendini başka bir şeye dönüşür mü bilinmez (hani birilerinin söyledikleri üstün insan safsatası) lakin şu haliyle kaldıkça gücü ancak kendini bitirmeye yeter. Yıldızları düşünüyorum onların karanlık evrende tanrının yansılamaları olduğunu iddia ediyorum, boşluk hiçbir şeyse aynı zamanda her şeydir çünkü boşluk sonsuzdur, sonsuz olan her şeyi kapsar (kümelerden biliyoruz) aynı anda her şey olan hiçbir şey olur buna kısıtlanmamış da diyebiliriz düşüncede böyle sınırsız ve sonsuz, çok derinlere inerseniz bu tanrısal yeti sizi delirtebilir yani gücü kullanabilmemize müsaade edildi fakat nerede duracağınızı bilmelisiniz yoksa kontrolünüz dışına çıkan güç sizi sizden alır. Tanrı’nın her şey olduğu ve aslında hiçbir şey olmadığı ve yine sonsuz ise boşluk olduğu boşluğun karanlık ve boşluktaki bütün nesnelerin O olduğu ve yine karanlığın olması için gereken ışığında O olduğu sonucuna varıyoruz. Çok karışık gibi gelebilir lakin değil gayet açık sonsuz evren tanrının kendisidir ve boyutlar ki sonsuzun parçalarıdır ve iki kısımdan söz ediyoruz mutlak karanlık ve mutlak ışık peki ya alacakaranlık bu kısmı var olduğumuz kısım olarak niteleyebilir miyiz? Gücün farklı halleri enerji olan ve durağan yani madde olan materyalistler haklı çıktılar fakat enerjiye gereken önemi vermedikleri kanaatindeyim idealistler ise maddeyi yadsıdıklarından enerjiyi ıskaladılar’’… (06.05.2011)

…‘‘bir vampir furyasıdır gidiyor televizyonlar, kitaplar ve sinema bu kan emici fantastik yaratığı çekici kılanın ne olduğu size kalsın beni ilgilendiren kısmı neden bu kadar çok gözümüze gözümüze sokulduğu, insanlarının kanını emerek beslenen bu fantastik yaratık geçmişte inanıldığının aksine günümüzde bizlere bir ucubeden çok üstün bir insan gibi yansıtılıyor. Kapitalizmin temel kanunu olan güçlü güçsüzü yer prensibi bu canlının doğasında var. Kültürel değerlerimiz ekonomik güçsüzlüğümüz nedeniyle daha güçlü yapmacık kültürlerin taarruzuna uğrayıp yıpranırken ‘komşusu aç iken tok gezen bizden değildir’ ilkesinin yerine ‘komşunun hakkını da sen ye’ geçmektedir. Yeni düzenin insan profili vampirleşmiş homosapiens olacağından olsa gerek yavaş yavaş bilinçaltımıza bu kan emici fantastik yaratığın doğasını kabullenmemiz aşılanıyor. Size yanılıyor muyum?’’…(28.05.2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder