20 Temmuz 2010 Salı

öylece kal sessizce

öylece kal sessizce

öylece kal diyorum sessizce dinle rüzgârın şarkısını
bir uçurumun kenarındayım arkamda kocaman çınar ağaçları
ve ben gölgesinde rüyalardayım
aşağıda kayalarla sevişiyor dalgalar bekliyor beni deniz,
kendimi bırakmamı bekliyor
hiç düşünmeden bırakacaksın kendini boşluğa, boğulacaksın
terk edip de bedenini yükselirken göğe seyredeceksin yeryüzünü,
balıklara yem olacaksın gocunmayacaksın,
çünkü her öldüğünde yeniden dirileceğini bilerek öleceksin
bambaşka bir diyarda bambaşka bir biçimde yeniden filizlenip yeşereceksin,

birinin bakışları ki kalbine mızrak olup saplanacak
öylece kal diyeceksin kendine sessizce,
ama yapamayacaksın çünkü eylemliliğin bir akarsu misali çılgınlığı gerektiriyor,
seveceksin belki daha fazla sevileceksin
bozuk ve kirli bir düzene rağmen seveceksin

bütün hilekarlıklara, sevgisizliklere, savaşlara
ve kötülüklere inat yüreği sevgi dolu nesiller yetiştireceksin
sevmeyi öğreteceksin önce sevilmenin değerini bilmeleri için
ve ahlak sahibi olmalarını sağlayacaksın bütün ahlaksızlıklara rağmen
kafalarında kırk tilki dolanan insanlığını yitirmiş çakallara karşı
dürüstlükle mücadele etmeyi öğreteceksin,

her yenilişinde yeniden ayağa kalkıp onurunla mücadele etmeyi bileceksin
kazanamayacak olsan dahi değerlerin uğruna savaşmayı şiar edineceksin
ve bir gün yorulursan ve Azrail’in busesine susadıysan,
öylece kal sessizce dinle rüzgarın şarkısını…

mustafa recep

20.07.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder