Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nun Yeni Harman Dergisi’ne yazdığı* ve Öcalan’ın muhatap alınabileceğini öne sürdüğü yazısında ilginç tespitler yer alıyor. Bekaroğlu diyor ki;‘Kaldı ki PKK yok edilse bile bu ülkede “Kürtler” diye bir “realite” vardır ve bu realite her an bir PKK doğurabilir. O halde “Kürt Realitesi”ni yeniden konuşalım.’
Bu cümleden şu anlam çıkıyor, Kürt = PKK. Bizde o zaman şöyle yapalım; bütün kuşlar uçabilir, devekuşu da bir kuştur, o zaman deve kuşu da uçabilir. Böyle düz mantıkla çıkarımlar yapanlar kaldı mı? PKK’nın etkin olduğu bölgelerdeki feodal yapıyı hiçe sayarak halkın PKK yapılanmasına ‘ulusal kurtuluş hareketi’ olarak baktığını nasıl söyleyebilirsiniz.
Ulus devletlerin çağı bitmiştir diyen emperyalizmin sözcülerine göz kırparcasına ‘“Kürt Realitesi” Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunda bir “ulus devlet” olarak kurgulanmasından kaynaklanmıştır.’ sözlerini nasıl söylersiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ‘Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk Milleti’ denir demişken ve asli kurucu unsur ayırmayıp tekmili birden bütün bir halkı Türk Milleti diye adlandırmışken ‘Elbette geriye dönmek, Osmanlı’yı yeniden kurmak, Osmanlı’nın millet sistemini aynen canlandırmak mümkün değil’ diyerek köhne ve çağ dışı bir sisteme özlem belirtmek yeni Osmanlı projelerinin uygulandığı şu günlerde nerelere ses duyurma çabasından kaynaklanmaktadır?
‘PKK dâhil birçok Kürt örgütü ve aydınının nihai amacı bağımsız bir Kürdistan’dır. Ancak Kürtlerin büyük bir kısmının Türkiye’den ayrılmak istemediği de bir gerçek. Hem bu hem de “bağımsız Kürdistan”ın gerçekçi bir proje olmaması “demokratik özgürlük”, “federasyon” gibi ara çözüm tekliflerini gündeme getirmektedir’ Batı’nın yeni Osmanlı projelerinin de hedefi bu değil mi zaten? (1)
Yine Bekaroğlu çözüm için ‘modern Türk ulusu yaratma projesi’ diye adlandırdığı projeden devletin vazgeçmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor ‘Eşit olmaktan kasıt, elbette herkesi modern Türk yaparak eşitlemek değil, eşit haklara sahip olmaktır, yani Türkler Türk olarak hangi hakka sahiplerse Kürtler de Kürt olarak o haklara sahip olmalı’. Sayın Bekaroğlu, bugüne kadar nüfus cüzdanlarında Kürt ve Türk diye ayrılan ve Türk yazanların asli unsur, Kürt yazanlarınsa azınlık kabul edildiği bir ülkeden bahsediyor. Oysa Türkiye’nin bugüne kadar hiçbir anayasasında Türk ve Kürt ayrımı yapılmamıştır.
Bundan sonra ise Bekaroğlu önerilerine geçmektedir, özgürlükçü bir anayasa yapılması elbette bu ülkede yaşayan herkesin beklentisidir. Ancak sayın Bekaroğlu dil konusunda şunları söylemektedir, ‘Kürtçe ve diğer dillerle eğitim yapılabilmelidir. Devlet bunun için gerekli olan imkânları hazırlamakla yükümlüdür’. Sayın Bekaroğlu, özlemini duyduğu ‘Osmanlı milletler sisteminin’ nasıl yıkıldığını unutmuş olmalı, büyük Osmanlı coğrafyasını paylaşmak için birbirleriyle yarışan emperyalist devletler Rum ve Ermeni unsurları bizden koparırken ‘dil’ öğesini çokça kullanmışlardır.
‘Adaletin olmadığı bir toplumsal işleyişte özgürlük ve eşitliğin çok fazla bir anlamı yoktur; böyle bir düzende güçlüler, güçsüz olanları özellikle ekonomik olarak ezerler. Bu nedenle devlet bu ülkenin eşit yurttaşlarının onurları kırılmadan kendileri ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerini geçimini sağlayacak gelire sahip olmaları için koşulları hazırlamak zorundadır. Bunun için bu ülkede üretilen zenginliklerin adil bir şekilde paylaşımı esastır’. Bekaroğlu burada üretilen zenginliklerin eşit dağıtılmasından bahsetmiş ama somut bir örnek vermediği için bu söylemi havada kalmaktadır. Oysa bugün PKK’nın etkin olduğu bölgelerde geçen yüzyıldan kalma feodal sistem hüküm sürmekte ve Kürt köylüsünü ezmektedir. Bu realite bilerek mi atlanmaktadır?(2)
‘Elbette demokratik bir ülkede şiddet kullanmamak koşulu ile özerklik ve federasyon gibi çözümleri savunanlar olacaktır. Bırakın bunları, ülkeden ayrılmayı bile savunanlar olabilir, şiddete başvurmamak koşulu ile bölücü partiler bile serbest olmalıdır.’ Bir ülke düşününki çeşitli projelerle emperyalizmin çıkarları doğrultusunda parçalanmaya çalışılacak ve bu ülkede bölünmeyi savunan siyasi görüşlerin şiddete başvurmamaları şartıyla faaliyet yürütmelerine izin verilecek. Bunların ne derece gerçeğe uygun fikirler olduğunu benim yorum yapmama dahi gerek olmadan okuyanlar herhalde anlayacaklardır. Bu özgürlük kavramını genişletelim mesela cumhuriyet rejimini istemeyenler dahi şiddete başvurmamak kaydıyla parti kurabilsin serbestçe faaliyetlerde bulunabilsin. Bu düşünceye ise Gazi bakın nasıl yanıt vermiştir;
‘‘Atatürk, kendisiyle röportaj yapan Amerikalı bir gazetecinin ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın neden kapatıldığını sorduğunda kendisine şu kısa yanıtı verir:‘Bu fırkayı kuran kişilerde Cumhuriyetçi bir kişilik yoktu ve Cumhuriyetin varlığını halk oylamasına götürebileceklerini zannettiler.’’
Eğer Bekaroğlu zaten sorunda bu ‘yasakçı zihniyet’tir diyorsa orası ayrı. Demokratik özerklik söylemi yeni değil saha önce Cemil Bayık’ta saldırıların arttırılmasındaki asıl nedenin bu olduğunu dile getirmişti.(3)
‘PKK terör örgütüne gelince; Bütün bunlar yapılmaya başladığı, hatta böyle bir irade deklare edildiği andan itibaren PKK geniş ölçüde anlamsızlaşacaktır. Ancak yukarıda ifade edildi, devasa bir yapıya dönüşmüş bir örgütten söz ediyoruz, ayrıca bunca yaşanmışlıklar, acılar var. Bu örgütün halen ceza evlerinde, Kuzey Irak’ta ve ülkenin dağlarında binlerce militanı var. İşte burada muhatap zorunludur. Bunun için başta Öcalan olmak üzere katkı yapacak herkes muhatap alınabilir. Burada Kürtlerin onurlarının kırılmayacağı Türklerin de razı olacağı çözümler bulunmalıdır. Bana göre bu tasfiye değildir, PKK’nin dönüştürülmesidir. PKK, o zaman ismi, ideolojisi ve amacı her ne olacaksa buna ulaşmak için şiddet dışı yöntemleri benimseyen ve kullanan bir örgüte dönüştürülmelidir’
Sayın Bekaroğlu’nun benim asıl ilginç bulduğum söylemi ise yukarıdaki paragraftaki ‘PKK’nın şiddet dışı bir örgüte’ evirilebileceği iddiasıdır. Şiddet üzerine kurulmuş ve çeşitli ülkelerin dış istihbarat servislerince eğitilen(4) bir örgütü Bekaroğlu Sayın Mehmet Ağar gibi ‘düz ovada siyaset’ yapmağa çağırmaktadır. Öcalan’ın muhatap alınması fikrine gelince, Öcalan zaten her fırsatta bunu dile getirmektedir kendi özgürlüğünün sağlanması koşuluyla bu sürece ön ayak olacağını belirtmektedir. Öcalan’ın bu konudaki en dikkat çekici mesajı ise şöyle;
‘‘Söylediğim gibi benim buradaki pozisyonum barış pozisyonudur. Ama daha önce de defalarca söylediğim gibi artık muhatap bulamıyorum. Eğer Hükümet bir temsilcisini gönderirse, bu konuda parlamentodan bir karar çıkartıp önümü açarlarsa ben iki günde tüm silahlı güçleri bir alanda toplayabilirim. Buna gücüm de var iddiam da var, kendime güveniyorum. Silahlı güçleri BM’nin ya da NATO’nun denetimi altında bir bölgeye de çekebiliriz. Hatta Türk ordusunun görebileceği bir alan da olabilir. Bunları Türkiye kamuoyu da bilmelidir’’.(5) Gerçektende Sayın Bekaroğlu’nun muhatap alınmasını istediği kişi sorunu, bu topraklarda yaşayan insanların çabalarıyla çözülebileceğini dile getirmiş! Öcalan’ın BM ve NATO çözümlü önerisini birileri daha benimsemişti. Ne diyordu Başbakan, ‘biz Kabil’e gittik sizde Kandil’e gelin’(6) Açılım bitmedi diyordular ya Beşir Atalay demek ki doğruymuş. Meğer Bekaroğlu’da açılımdan yanaymış.Demokratik özerkliği ileri sürenlere ise söylenecek tek söz ‘bekâra karı boşamak kolay’
Mustafa Recep Erçin
1-Mehmet Ali Güller, Superman K. Irak’ı Türkiye’ye mi bağlayacak,
2-Doğu Perinçek, Toprak Ağalığı ve Kürt Sorunu, Kaynak Yayınları
3-KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, Fırat Haber Ajansı’na 25 haziran 2010 tarihinde verdiği röportajda, yakında “demokratik özerklik” ilan edeceklerini açıklayarak şunları söylüyordu:
“Şimdi yapmak istediğimiz budur. Yakında bunun resmi ilanını da yapacağız. ‘Demokratik Özerklik’ Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisini ifade etmektedir. (…) Yeni dönem mücadele eskinin devamı değildir. Gerillanın meşru savunması da serhildanın geliştirilmesi de tamamen ilan edeceğimiz özerkliği korumak, geliştirmek, yaşatmak ve onu yaşanılır kılmak içindir… (Merdan Yanardağ’ın Kürt hareketinin Yeni Dönemi Öcalan ve Ergenekon adlı makalesi)
4-CIA-MOSSAD’ın eğittiği 500 PKK’lı, Aydınlık Dergisi 4.07.2010. 1194 sayılı kapak haberi
5- Merdan Yanardağ’ın Kürt hareketinin Yeni Dönemi Öcalan ve Ergenekon – http://haber.sol.org.tr/yazarlar/merdan-yanardag/kurt-hareketinin-yeni-donemi-ocalan-ve-ergenekon-30397
6-Vatan Gazetesi’nin 29.06.2010 tarihli manşeti
*-Sayın Mehmet Bekaroğlu’nun alıntı yaptığımız ilgili yazısının tam metni için bakınız: http://www.odatv.com/n.php?n=ocalan-muhatap-alinabilir-1507101200
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder