haziran 2012
''rengarenk kurdeleler salınır nazlı nazlı
dilek ağacının uykusuz dallarında,
yaprakları birer umut çiçeği,
meyveleri hayal meyal anılarda.
bir şarkı söyle semada yankılansın
bülbülleri kıskandıran, gülleri ağlatan
bir şarkı söyle, biraz seni anlatan.
nazım'ın gözlerinden fırlayıp,
mavi kıvılcımlar saçarak gelen
şu dizelerin yadsınamaz gerçekliği,
ciğerlerimi kurşun gibi yakıp geçiyor.
gün haziranın yanı başına sokulmuş
kabahatini bilen çocuklar gibi bulutsu...
seni artık eskisi kadar sevmiyorum,
sana şiirler yazmayacağım eskisi gibi,
çünkü seni şimdi bir başka seviyorum;
daha bir tutkulu,daha bir vazgeçilmez
ve daha bir ben gibi seviyorum.''
(03.06.2012- nazım usta'nın anısına yazılmıştır.)
''şimdi dolunayın pırıltılı gözlerine uzun uzun bakıp sana
şiirler yazmak vardı ya, ama yap-a-mayacağım, mürekkebim tükendi''
(04.06.2012)
...''istiskal eyledi gece bulutları, ayı muzaffer kıldı
yalancı kandiller yanar olmuş hümayun rahlesinde
vatan-ı mukaddes, içtiğin kanlar haram olsun
damlarda dirhem dirhem eriyecekse kılıcın kesemediği kafalar
şu toprağında çürümüş kuvvacıların etleri zehir olsun,
zıkkım olsun
bende alır divane serimi vururum mihenk taşına
ederi bilinir mi hiç, etmez gavur akçesiyle beş pare
ey sırnaşık gaflet, ey sonsuz göklerin sergüzeşt mimarı
bu ebleh-i ahaliyi tutarsın da bizi ne diye hakir
görürsün''...
(04.06.2012)
''hangi baharın gülüsün ey güzel
işvendeki yel kalbimde eser
bu çeşmim gördü göreli haleli çehreni
gayri iflah olmaz verseler cenneti
sine-i hanemde açtı kızıl karanfiller
tadı zehir bilmezsin mey-i yalnızlığın
gel naz etme ne olursun, ey güzel
varalım seninle tadına aşk şarabının''
(11.06.2012)
''bulutlara hasrettik çölgeçen mevsiminde,
sessiz bir uçurum gizli gölgelerin içinde,
şimdi adın bile yok şarkılar güftesinde,
uzakları sevmeler ve ayrılığa müptela,
ruhuma müessir bu hayı huy,
kavuşmak arifesinde.''
(16.06.2012)
''bir kere daha dokunabilmek için gülüşüne
alev yağdıran güneşe inat,
koşar adım geçtiğim yorgun kaldırımlar şehri
bir masal anlatıyor,
okunmamak için yazılmış sayfalardan
belki yasak belki de gizemli.
tutmuş dilimden çekeliyor lal dolu şişeler
martılar kaçışırken sirenlerin sesinden
dinle bak, duyacaksın kalp atışlarımı
yüz bin metre öteden''
(23.06.2012)
''bir şeyin doğruluğu veya yanlışlığı onun var olduğunu
gerçeğini değiştirmez'' (24.06.2012)
''dolanmış yine saçlarına vapurların makûs çilesi/
bu anlaşılmaz keşmekeş içinde, hercümerç oldum bilesin
dersaadet'te bir akşamüstü,
galata'nın suları yorgun ben yorgun.
satır satır bulutlar çiziyorum semaya
ve senin kaşların için parlak bir hilal
gecenin ortasına,
gözlerinin karanlığına tutkun yıldızlarım
yalnız ve bahtsız cüretim,
sultanahmed'in güvercinleri gibi müteyakkız
yalnızlık deminde.
nazende haziran şenlikleri,
son kertesinde hülyamızın
deryalar aşıp da gelen dilrüba sesi
ve sisleri ve sisleri...
münasebetsiz ardı ardına patlayan flaşların gölgesinde,
ciğerlerime karanfil dumanı doldurarak
sana geçmişten dünyalar tasarlıyorum,
gurubun veda çanları titrediğinde
dilimde ayrılığa dair birkaç dize;
binevayım bilesin,
hicranıma çare olsun deyu
açmadı ki çehrenizde nur-u gülzar
neyleyim cancağızım neyleyim...''
(25.06.2012)
''gitmek zamanı çoktan geldi geçti,
dolunayı bekleyemem tutma beni
yelkovan kuşları derin bir yasta
kalmam gayrı bu diyarda
yükleyip sırtıma aşkın olanca yükünü,
sen ve ben müstesna
yıldız alacası bir gecede
uçacağım uzak okyanuslara''
(26.06.2012)
''eski bir türkü alır beni
ıssız gecelerinde şehrin
savurur düşlerimi uykulu yalnızlıklara,
ah bu ben,
ah benim yitip giden benliğim
dalgalarında kayboldum sebepsizliğin,
sorular türetiyorum kendime dair
çetrefil cevapları olan,
senin yolu göstermeni bekliyorum
haksızım biliyorum hem vurgunum yağmurlarına
yalanım belki yanılmışım,
yok henüz ihanete uğramadım
yaşamak değil yaşayabilmek umuduyla hayattayım
tam burada karşındayım.
şarkılar söyle bana,
çocukluğumuzun çiçekli bahçelerinde yazları
güneş yorulana kadar koşuşturan
ve cennet yaşamışlığımızın
müteheyyiç serüvenlerini anlatan
tek yudumluk zamandayım
bırak doldurma bardağı
kalmak dürtüsüyle gitmek çabasındayım''
(27.06.2012)
''yolculuk zor bu sefer, geri dönüşler harmanı
bırakmak zor tutkulu bakışları
ah gözlerim eriyecek biliyorum
kalbim gibi, kan ve kül bırakarak geriye.
neruda'nın aşk sonelerinden bir sayfa tutuşturup
mavi tuz parıltısı münzevi ellerine,
nasıl sığdırırım sevgimi cümlelere
duvarlar ağlar şimdi yazarsam
asıl yazmazsam, söverler gelmişime geçmişime.
rüyadayım yalın ayak, haziran bahçelerinde
ıslak gözlerimde bakışlarının tortusu
sonsuz kaldırımlar uzanır caddelerin yüreğine
bu şehir beni değil seni seçti mazurum.
hoş geldin sefa geldin hicranım,
karaköy iskelesinde yalnızlığıma kaçmaktayım
beni saymayacaksın kimliksizim
hem mendilim suya düştü, yarı ıslanmışım
sen gelme, artık demir alalım.
ne vakit arzuhalim söylesem
suratıma tokat gibi inen bakışların yakar rüzgarı
sonra usulca çalar sessizlik çanları.
şu köhne meydanı sarmalayan insan kalabalığına
karışmış;
denizin ve toprağın, suyun ve buğdayın kokusu altında,
soğuk taşlara serip gölgelerimizi
güneşi bile vakitsiz batırmadık mı
veda akşamında.''
(28.06.2012)
''bir kelebeğin ömrü kadardır sanırdım aşkı, yanılmışım.
meğer bir lanet kadar uzunmuş, süren ömür boyunca '' (30.06.2012)
mustafa recep
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder