15 Şubat 2012 Çarşamba

Yumurtalar Soğumasın

Yumurtalar Soğumasın

Payitaht’ta ‘harem savaşları’ hız kesmeden sürerken 2011 yılına dair ekonomik veriler belirginleşmeye başladı. Artan ihracat rakamlarına karşın ithalatında hız kesmeden attığını önceki yazılarımızda belirmiş ve cari açığın yavaşlayan bir hızla artacağını şu sözlerle ifade etmiştik:


‘‘Sanayi üretimi talep olduğu sürece artmaya devam edecektir. Bunun sonucu olarak sanayi üretiminde girdi sağlama bakımından dışa bağımlı olduğumuzdan ithalatımızda artacaktır. Ürettiklerimizi satabildiğimiz sürece bu denge sürecektir ama bu sırada cari açık da ihracatın ithalatı karşılama oranı çok düşük seviyelerde olduğundan belki bir takım önlemlerle hız kezse de artmayı sürdürecektir.’’ (1)

Türkiye ekonomisi 2011 yılında toplam 89,4 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Cari açık ise 77,1 milyar dolar.  Şu haliyle cari açığın GSYH’nın yüzde 10’u civarında gerçekleşeceği görülmektedir.

Cari açıktaki yükselişin dış ticaret açığından kaynaklı olduğu su götürmez. OVP’da cari açığın azaltılacağına dair hedefler böyle giderse tutturulamaz. Zaten Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ında hararetli açıklamaları bundan dolayı değil mi?

Çağlayan’ın açıklamaları şüphesiz önemli ama insanın on yıldır aklınız neredeydi diyesi geliyor yoksa o beğenmedikleri koalisyon hükümeti döneminden kalma politikaları uyguladıklarından olmasın. İthalatın önlenemez artışından şikâyetçiler, birde işin ithalata bağımlı ihracat kısmı var. Bu yüzden ‘marka’ yaratın diyor. Öyle demekle olsaydı…

Seksen sonrası politikalarla serbest piyasacılığa geçen ekonomimiz ithal ikameci politikaları terk ederek küresel ölçekte rekabet gücünü arttıracağını sandı. Gelinen süreçte katma değeri düşük mal ve hizmet satıp katma değeri yüksek mal ve hizmet alır olduk. Haliyle dışa bağımlı ekonomimiz iyice kırılgan bir hal aldı. 

2012’ye dair büyüme beklentilerine bakarsak IMF’nin çizdiği karamsar tabloya rağmen Türk Ekonomisine yön verenler o kadar da endişeli görünmüyorlar. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkelerin notlarını düşürmesi 2012’nin finans kapital sistem açısından sancılı bir dönemin başladığının habercisi. Özellikle cari açığını finanse etmekte zorlanan bizim gibi ülkelere yabacı sermaye girişlerinde ciddi düşüşler yaşanması halinde evdeki hesabın çarşıya uymadığı görülecek.

Güngör Uras Milliyet’teki köşesinde cari açıkla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor;

‘2012 yılında radikal tedbirler alınmaz, döviz fiyatında beklenmeyen büyüklükte artış gerçekleşmez ise aylık cari açık rakamının 4.5-5.5 milyar dolarlarda dolanması olasılığı var.
Bunun için her ay en az bu rakamlarda net döviz girişinin gerçekleşmesi gerekiyor. Ekonomiden sorumlu olanlar 2012 yılında bu ölçüde sermaye girişinin sağlanabileceğini söylüyorlar.’

Ekonomiden sorumlu olanlar peki neye güveniyorlar. Ona da Mahfi Eğilmez’in ‘cari açığı nasıl finanse ettik’ adlı makalesinde yer alan bir bilgi ile yanıt verelim;

‘Türkiye’nin net hata ve noksan kalemi 2011 yılında 12,5 milyar dolar gibi yüksek bir miktarda olduğu için kayıt dışı girişler olduğu düşünülmekte ve bunların daha çok Ortadoğu kaynaklı olduğu tahmin edilmektedir.’

Zaten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bu kayıt dışı sermayenin kaynağına ilişkin yaptığı açıklamada ‘Kuzey Irak bölgesiyle ticarette bankacılık sistemi çok gelişmiş olmadığı için bu para fiziki olarak getirilebiliyor.’ demişti. Bu paranın başkaca yerlere değil de Türkiye’ye geliyor olmasının özel sebebi var mıdır bilinmez zaten o bahsi diğer.

Sonuç olarak Batı’nın şer ittifakı karşısında el pençe divan durup Suriye ile savaş naraları atan hükümet ekonomik verileri iyi değerlendirmeli adımını ona göre atmalıdır. Hassas dengeler üzerinde yürüyen ekonomimiz için olağanüstü siyasi gelişmeler felaket olacaktır. İzlenecek yanlış politikalar sonucunda doğacak zararın faturası gene halka ödetilmeye çalışılacağı kesin. Dış politikada olduğu kadar içeride de yükselen siyasi gerilim bizi zor günlerin beklediğinin habercisi.

… ‘tarihin belli dönemlerinde sancılı geçişler yaşanır 2012-13'ü böyle kabul ediyoruz, karamsar fikirlerimizi beyinlerinize zerk ederken aydınlık yarınlara dair umutlarımızı yüreğimizin derinliklerinde saklı tutuyoruz.’...


M.Recep ERÇİN
15.02.2012


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder