10 Ekim 2010 Pazar

An Gelir – sanmayın ki- Attilâ İlhan Ölür

Artık demir almak günü gelmişse zamandan, ebediyete yelken açar Kaptan!

Dile kolay beş yıl geçti onsuz ama bir o kadar onunla dolu, seksen yıl gezindi durdu arzda kendilerinden öncekiler gibi onu da ölümsüz kılacak eserleri, bizler için sanmayın ki sadece birer hatıra.

Banu Avar şüphesiz Attilâ İlhan’ı -en iyi tanıyan demiyorum çünkü bu yetersiz- en iyi anlayanlardan biridir. Attilâ İlhan’ı sadece aşk şairi olarak anmak isteyenler var, onun fikirlerini gözlerden kaçırıyorlar, diyor haklı olarak.

Bu görüşe katılmakla birlikle ben malum zevatın, Attilâ İlhan’dan sadece aşk şairi diye söz etmeleri bile kâfi diyenlerdim. Nasıl olur diyeceksiniz, onun düşünsel yönü vurgulanmadan anılması eksik değil mi? Orası su götürmez fakat ben Attilâ İlhan ismini ilk duyduğumda ilkokul yedinci sınıftaydım. İzmir Karşıyakalı Türkçe öğretmenim kulakları çınlasın, bize Attilâ İlhan’dan şiirler okurdu. O zaman ezberlemiştim ‘yağmur kaçağı’nı. Şiirin ilk mısrasındaki gibi tam düşerken elimden tutmuştu biri hem de Attilâ İlhan’ın bir aşk şiiriyle.

Sonrası zaten gelir, geldi de peşi sıra. TRT’deki söyleşilerini dedemle birlikte izlerdik. Bizim ihtiyar her defasında ‘çıktı yine bizim kasketli’ derdi. Kaptan’ın aşk şiirlerinde bile o devrimci ruhu hissetmemeniz olanaksızdır. Hani en bilinen, ezberlenen şiirlerindendir ben sana mecburum;

‘ne vakit bir yaşamak düşünsem/ bu kurtlar sofrasında belki zor/ ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden’

Bir şairdir evet bence yüzyılımıza damgasını vurmuş bir şair ve düşün adamıdır. Onun için, aydın kelimesini kullanmayı pek sevmiyorum, rahmetli Demirtaş Ceyhun da hiç hoşlanmazdı ‘aydın’ kelimesinden, ‘entelektüel’ daha uygundur bence Attilâ İlhan gibi özgün olanlar için.

Çünkü aydın deyince ‘ayna’ gelir aklıma yansıtan, ‘o aynalar ki hem tersten gösterir yazıları hem de zehirlidir arkaları’ hani birileri var Kaptan’ı sadece aşk şairi diye anarlar ben kızmıyorum ansınlar yeter ki diyorum. İşte o birileri geliyor aklıma aydın lafını duyunca, Batı’daki bir takım ‘–izm ve –ist’lerin acenteliğini yapanlar geliyor bu yüzden Attilâ İlhan ‘a hiç münevver gözüyle bakmadım, o olsa olsa bir güneşti benim için inanmış insanların gözlerinde parıldayan. Bu yüzden hep gözlerinin içi gülerdi, tanışmak nasip olmadı ama bir düşün adamını tanımak isterseniz eserlerini özümsemeniz bence yeterli. Gazi’de öyle demiyor muydu?

‘Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir.’

O vakit madem bu yılı Attilâ İlhan yılı ilan ettik, onu anlamak anlatmak için bizlere bıraktığı eserleri okumalıyız. Yeni yetişen filizlerin, onu aşk şairi diye anacak olanlardan duyarak bir şiir kitabını alıp ‘meraklısına’ bölümünü okumaları bile bizim için büyük kazançtır.

Yalçın Küçük’te şüphesiz Kaptan’ı bazen eleştirmekle birlikte sevenlerden biriydi. Vefatı üzerine söylediği şu sözler hiç aklımdan çıkmaz nedense;

‘Attilâ İlhan oldukça farklıdır. Cenazesine katılmak isterdim, fakat mümkün olmadı. Ama Attilâ’nın cenazesine katılanları, bazı yazar arkadaşlarımı biraz korkmuş gördüm. Bana biraz Stalin’in cenazesini hatırlattılar. Korkudan kurtuluşun sevinci vardı sanki yüzlerinde; onlar Attilâ’yı o kadar sevmezlerdi.’

Evet, sevmezlerdi çünkü hep ‘o birilerinin’ tekerine çomak sokmuştu. Benim için Mustafa Kemal’i en iyi anlayan ve anlatandı.(Hangi Atatürk) Şimdilerde çokça film çekme meraklıları var neden Attilâ İlhan’ın ‘o sarışın kurt’ adlı eşsiz eserini değil de ‘insan mustafa kemal’ sloganıyla bir takım uyduruk senaryolarla film çekerler. Yeri gelmişken siz hiç ABD’de ‘George’ diye Washington’un insani yanını anlatan film gördünüz mü? Hadi iyi niyetli olalım, yoksa birileri Gazi’nin hiç sevmediği bir türde ona toplum içinde ‘Kemal’ diye hitap eden eski zevcesini mi anmak ister.

An gelir sanmayın ki Attilâ İlhan ölür, dedik. Bu yılda her yıl olduğu ve bundan sonrada olacağı gibi Kaptan’ın sevenleri ve onun ismini verdiği Dip Dalgası’nın neferleri tüm yurtta Attilâ İlhan’ı kâh fikirleriyle kâh şiirleriyle anıyor. Türkiye Gençlik Birliği yine her zaman ki gibi öncü, Kaptan’dan aldığı emaneti onurla taşıyor.

Gençlik demişken, Attilâ İlhan 68 sonrası gençliğin sağ-sol diye birbirini yemesine hep üzülmüştür ve bunu çokça eleştirmiştir.(Hangi Sol) Türkçü-Devrimci diyalogunu başlatmıştır.(Arslan Bulut Türkçü-Devrimci Diyalogu Doğu Perinçek ve Attilâ İlhan’la Röportajlar) Bugün yükselen ulusalcılığın fikir babasıdır.(Bir Millet Uyanıyor) Solcudur hem de sosyalistim diye ortalıkta gezinen liboş takımından yüz seksen derece farklı bir solcu. Ne diyordu Kaptan ‘ufukta ulusalcı sosyalizm’, ‘Yıldız, Hilal ve Kalpak: Gazi’nin Ulusal Solculuğu’.

Ben ise Türkiye solu için yaptığı şu öngörüyü hiç aklımdan çıkarmam;

‘Gerçek şu ki, 2000’li yılların Türk solcuları, KUTV militanlarının ‘eylül’ geleneğiyle, Müdafaa-i Hukuk Mim-Mim’cilerinin, bilinçli yurtseverliğinin, diyalektik bir sentezi olacaklardır.

İşin başından beri, bir ve beraberdiler, gelecek de onların.’ (Sosyalizm Asıl Şimdi)

Neden bilmem Attilâ İlhan deyince benim adeta onunla özdeşleştirdiğim bir tarihi şahsiyet daha aklıma gelir evet, Sultan Galiyef lakin o bahsi diğer.

Şiir tadında başladık öyle bitirelim, yarının başlangıcı şiirinden:

…”bugün elbet şiirlerim/ mitralyöz kuşakları gibi saklı durur/ şafaklar donanırken elbet ki yarın/ paldır küldür vatan dağlarında/ bir roman gibi kurşuna diziliriz”…

M.Recep

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder