yasak ayetler/ birinci kısım
düşerken gökyüzünden kanatlarım yandı uçuk maviliklerde
hayır, sanmayın ki kovuldum cennetten sizler için geldim
ibadet zırhına bürünmüş kalplerinizdeki asıl cevheri görmek için,
gözlerinizden akarak yalanlarla dolu dünyanızdaki gerçeklikleri ifşa etmek için geldim
hayır hayır mesih filan değilim
dedim ya düşerken gökyüzünden kanatlarım yandı uçuk maviliklerde,
bulanık nehrin üzerindeki uzunca bir köprüden geçtim
eğilmiş nehirden su içiyordu salkım söğüdün dalları
ateş gibi toprak ve işte başlar nisan yağmurları
ibadet zırhına bürünmüş kalplerinizdeki asıl cevheri görmeye geldim,
karanlıklarınızı göstermeye, boyalı maskelerinizin ardındaki pislikleri ifşa etmeğe geldim,
sizleri soymaya geldim kokmuş bedenlerinizdeki lanetli ruhlarınızı cehenneme tıkmaya geldim,
yeşil bir yoldan geçtim önce ormanların ardındaki gizli kentlerinize ulaşmak için,
bir yılan kesti yolumu uysaldı fikrimce, kıpkızıl gözleri vardı ve dilindeki zehir sizlerinkini aratmazdı,
en az sizler kadar medeni, sizler kadar masum ve sizler kadar uysaldı,
ikimizde korku içinde bir şeyler söyledik birbirimize
o yanlış yolda olduğumu söyledi, beni döndürmekte kararlıydı
bana göre küçük bir yılandı ezip geçerdim oysa aman dilemeye vakti bile olmadan ben onu dinlemekte beis görmedim,
ibadet zırhına bürünmüş kalplerinizdeki gerçek cevheri çıkarmağa geldim,
uçsuz bucaksız düzlüklerde güneşi imrendiriyordu buğday başaklarının parıltıları
işte birazdan başlar nisan yağmurları
ve ben o vakit düşerken göğün tepesinden kanatlarım yandı uçsuz maviliklerde
sanmayın ki kovuldum cennetten,
ibadet zırhına bürünmüş kalplerinizdeki kötülüğü çıkarmağa geldim,
sizleri soymaya geldim, kokmuş bedenlerinizdeki karanlık ruhlarınızı cehenneme tıkmaya geldim,
bir yıldırım olup düştüm toprağa
ceviz ağaçlarının gölgesinde uyudum bir vakit gezindim nice kıraç topraklarda,
her geçtiğim yere umut tohumları ektim sonbaharda,
yükselmek için benim geldiğim yere uçan halı yaptınız seccadelerinizi, tırmanmak için kullandınız tespihlerinizi ve ışınlanmak için haçlarınızı ve diğer uydurma kutsallarınızı,
pentagon gibi korunaklımıydı katedralleriniz yada tekkeleriniz, localarınız
yalanlarla ve haramlarla ördüğünüz, kanla boyadığınız o duvarları yıkmağa geldim,
kâbeyi değil putları dağıtmaya geldim, vatikan’daki saltanatı ve kudüs’teki zulmü yok etmeğe geldim,
saptırdığınız kullarımızı kurtarmağa geldim,
yalan dolu kitaplarınızı yakmağa geldim,
cüppelerinizi yırtmağa geldim,
cehalete mahkum ettiğiniz çocuklarımızı aydınlatmağa geldim,
zebanilerin deli çığlıkları cennet kuşlarının şarkılarını duyulmaz ettiği zaman,
kim kurtarabilir sizleri gazabımızdan,
yok ettiğiniz değerlerimizin, karattığınız düşüncelerimizin hesabını sormağa geldim,
umutsuz yakarışlarınızı duymak için değil unuttuklarınızı ve unutturduklarınızı hatırlatmağa geldim,
ermek için çabaladığınız o en üst mertebeden düşüp de geldim,
kanatlarım yandı uçuk maviliklerde yada ben yedim onları sizlere benzemek için düştüğümde,
mesih filan değilim cebrail’in fısıldadıklarını iletmeye değil,
sizleri çarmığa germeye, kazığa geçirmeye, ateşlerde yakmağa değil,
ışığımızda ve merhametimizde boğmaya geldim…
mustafa recep
03.05.2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder