..ve şimdi ben,
okyanus kadar derin, gökyüzü kadar sonsuz, toprak gibi verimli, ateş kadar yakıcı…
ve şimdi ben,
yudum yudum içiyorum insanlığı, beynimde parıldıyor her anın kıvılcımları…
ve şimdi ben,
grevdeki emekçi, manisa’daki süt üreticisi,
atanmayı bekleyen öğretmen,
tarikat yurdundaki bir kız çocuğu!
ve şimdi ben kırgızistan’da bir isyancı,
bilmem hangi talkshow da dilsiz şarkıcı,
paydaş bir kanalda yandaş bir ‘aydın’
evlilik programındaki azgın dul ya da ciner pavyon’da uzun bacaklı anchorgirl!
ve şimdi ben,
elleri kelepçeli bir komutan,
dünya seyahatindeki başbakan,
uyuyan bir vekil,
‘seçilmiş’ bir hırsız!
ve şimdi ben,
yalanlanmayı bekleyen bir iddia,
tele kulak bir eş,
face book’ta sosyal mesajcı,
ve bir köşe yazarı ‘dönmediği’ için köşeyi her köşeden kovulan…
ve şimdi ben,
aden körfezi’nde bir gemi korsanı,
taraf’ta bir muhbir,
ortadoğu’da yetim bir çocuk,
yol kenarındaki ‘topbaş’ lalesi!
ve şimdi ben,
okulun üçüncü katından atlayıp intihar eden son sınıf lise talebesi,
hacettepe’de rektörü tarafından fişlenen bir üniversiteli,
prag’daki satranç tahtasında bilmem kaçıncı silahsızlanma anlaşmasını imzalayan,
siyah ve beyaz!
ve şimdi ben,
silivri’de tutsak ergenekon sanığı,
beşiktaş’ta ifade veren yalancı tanık,
göğün yedinci katına yükseltilmeyi bekleyen ‘emek sineması’
…
ve şimdi ben bilmem hangi beyazcamdaki Mustafa Kemal!
ve işte ben,
bir şiir damla damla düşünceden süzülen,
ve işte ben,
bu düşünce denizinde boğulmuş bir su damlası,
ve şimdi siz,
atın beni içinizden!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder